Bilgeliğe Giden Yol - Karl Jaspers

Bilgeliğe Giden Yol kitabından alıntılar.


Bilgeliğe Giden Yol - Karl Jaspers

Karl Jaspers

F. H. Heinemann’ın “ varoluşçu hareketin fikir babası” olarak tanımladığı Karl Jaspers, 1950’den itibaren “varoluşçu filozof” olarak adlandırılmayı tercih etmemekte beraber, varoluşçululuğun temel ilkelerinden birine bağlı kalmayı sürdürmüştür. Bu ilke, hakikatin (en azından kısmen) kişisel olduğu ilkesidir: hakikat, dünyanın bir nesne olarak düşünülmesinden değil de, insanı kendisi hakkında nihai sorular sormaya zorlayan “nihai haller”deki yoğun kişisel deneyimlerinden doğar. Şuna dikkat etmek gerekir ki, Jaspers bir ateist değildir, ‘cevheri/özü’ ya da “dünyanın ötesinde” olmayı arayan,”transandantal” (aşkın) bir varoluşçudur. Jaspers (1881-1969), 1921 yılında, Heidelberg’de felsefe profesörlüğüne getirilmiş, ancak Nazi rejimi döneminde profesörlüğünü kaybetmiştir. Savaştan sonra Heidelberg’e geri dönmüştür.

Bilgeliğe Giden Yol

Şimdi, kendi insani durumumuza bir göz atalım. Her daim belli ahvalimiz vardır. Bu haller değişir, fırsatlar ortaya çıkar. Eğer bu fırsatlar kaçırılırsa, asla geri gelmezler. Ben kendim, bu hali değiştirmeye çalışabilirim. Her ne kadar anlık görünüşleri değişse ve ezici gücü gözden kaybolsa da gerçekte aynı kalan bazı haller söz konusudur: Ölmeliyim, acı çekmeliyim, mücadele etmeliyim, kadere bağlıyım, kendimi merhametsizce suçun içine çekerim. Varoluşumuzun bu temel hallerini, nihai haller olarak adlandırırız. Bir başka deyişle, bu haller, değiştiremeyeceğimiz ya da kaçınamayacağımız hallerdir. Şüphe ve merakla beraber, bu nihai hallerin idrakinde olmak, felsefenin en esaslı kaynağıdır. Günlük yaşamımızda gözlerimizi kapatarak veya onlar hiç olmamış gibi yaşayarak, onlardan sık sık kaçınırız. En sonunda, ölmemiz gerektiğini unuturuz, suçumuzu unuturuz ve feleğin merhametine bağlı olduğumuzu da. Sadece somut durumlarla yüzleşir ve onları lehimize çeviririz, uygulanabilir ilgilerimizin tahrikiyle, onlara, dünyada eylemde bulunarak ve plan yaparak tepki veririz Fakat bu nihai durumlara, ya onları gizlemeyle ya da –onları gerçekten kavradıysak- ümitsizlik ve yeniden doğuşla karşılık veririz: varlık bilincimizde bir değişiklikle, kendimiz oluruz…

Nihai durumlar – ölüm, kader, suç ve dünyanın belirsizliği - beni başarısızlık gerçeğiyle karşı karşıya koyar. Eğer dürüstsem tanımamamın imkânsız olduğu bu mutlak başarısızlığa karşı ne yaparım?

Stoacıların tavsiyesi olan, aklın bağımsızlığında kendi özgürlüğümüze çekilmek, yeterli değildir. İnsanın zayıflığına stoacı bakış, yeterince radikal değildi. Çünkü aklın boş olduğunu, içine ne konulduğuna bağlı olduğunu görememişti, delilik ihtimalini dikkate almamıştı. Stoacı, bizi tesellisiz bırakır; bütün anlamdan yoksun olan bağımsız akıl verimsizdir. Bizi ümitsiz bırakır; çünkü onun doktrinleri, ne içsel dönüşüm fırsatı sunar ne de aşkta kendini fethetmeyle gerçekleşen tatmini sağlar.

Hal böyleyken, stoacıların çabası, gerçek felsefeye yöneliktir. Onların düşüncesi –nihai durumlardan kaynaklandığından- insan başarısızlığındaki gerçek varlığın keşfi için temel bir yolu açıklar.

İnsan için önemli olan şey, başarısızlık karşısındaki tutumdur: başarısızlığın insandan saklı kalıp kalmadığı ya da en sonunda, yalnızca nesnel olarak insanı altedip etmediğidir; kişinin, varoluşunun değişmez sınırıyla onu anlaşılması güç görüp görmediğidir; onunla akıl almaz çözümlerde ve tesellilerde kapışıp kapışmadığı ya da dürüstçe yüzleşip yüzleşmediğidir. İnsanın başarısızlığına yaklaşma biçimi, kişinin ne olacağını belirler.

Nihai durumlarda insan, bütün fani dünyevi varoluşun üzerinde ve onlara rağmen, ya hiçliği kavrar ya da gerçek varlığı algılar. Ancak dünyada mümkün olan ümitsizlik, dünyanın ötesine işaret eder.

Ya da farklı bir şekilde ifade edersek, insan kurtarılmayı arar. Bu kurtarılma, büyük evrensel kurtuluş dinlerinin vaat ettiğidir. Onlar, kurtuluş hakikatinin ve gerçekliğinin nesnel teminatıyla karakterize edilirler. Onların yolu, bireysel bir ihtida -din değiştirme- hareketine götürür. Felsefe bunu sağlayamaz. Hal böyleyken, felsefe, kurtarılmaya paralel olarak, dünyayı aşmadır…

Felsefi bir hayat sürdürme isteği, bireyin, içinde kendisini bulduğu karanlıktan, kaynaklanır, ya da sevgisiz bir biçimde boşluğa bakarkenki terk edilmişlik hissinden, dünya meşgalesiyle tükendiği ve korku içinde aniden uyanarak, kendine: “Ben neyim, neyi beceremiyorum, ne yapmalıyım?” diye sorduğu zamanki kendini ihmalden doğar. Söz konusu kendini ihmalcilik, makine çağı tarafından şiddetlendirilmiştir. Zaman saatleriyle, -ister insan gücüne dayalı ister sadece mekanik olsun- insanı insan olarak daha az tamamlayan meslekleriyle bu kendini ihmalcilik, kişiyi, kendisinin makinenin bir orada bir burada manevra yapan bir parçası olduğunu düşünmeye götürebilir. Serbest bırakıldığındaysa, bir hiç olduğunu, kendisiyle hiçbir şey yapamayacağını hissetmesine sebep olur. Tam kendine gelmeye başladığı esnada, bu devasa dünya, onu yeniden anlamsız işin ve anlamsız boş vaktin kişiyi tamamen tüketen çarklarına çeker.

Ancak böyle insan, kendini ihmalciliğe meyillidir. Kişi; dünya, alışkanlıklar, münasebetsiz banallikler ve herkesin geçtiği yollar tarafından hezimete uğramak istemiyorsa, kendini burada sözü edilen ihmalcilikten çekip çıkarmalıdır.

Felsefe, bizim birincil kaynağımızı uyandırma, tekrar kendimize giden yolu bulma ve içsel eylemle kendimize yardım etme kararıdır.

Karl Jaspers, Bilgeliğe Giden Yol, s. 19-20, 22-3, 121.

Anahtar Kelimeler
Bilgeliğe Giden Yol - Karl Jaspers, Karl Jaspers, varoluşçuluk, Heidelberg
İlgili Kişiler

Jaspers, Karl (Kişiler) Felsefede varoluşçu akımın teorisyenlerinden Alman filozof ve psikiyatrist. Modern psikiyatri, din felsefesi, tarih felsefesi ve siyaset felsefesinde önemli etkileri olmuştur.

Kierkegaard (Kişiler) Varoluşçu filozofların ilki olarak kabul edilen Danimarkalı, teolog, şair ve yazar.

Abbagnano, Nicola (Kişiler) Önde gelen İtalyan varoluşçusu.

Cioran, Emil (Kişiler) Filozof, deneme yazarı ve tanınmış 20. yy. retorik sentezcisidir.

Sartre (Kişiler) Felsefi içerikli romanlarıyla 20. yüzyıl’a damgasını vuran düşünürlerden biridir.

Nietzsche (Kişiler) "Güç Istenci", "Üstinsan", "Bengüdönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof.

Heidegger, Martin (Kişiler) Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olan Alman filozof.

Kant, Immanuel (Kişiler) Felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiş, Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biridir.

Camus, Albert (Kişiler) Varoluşçuluk ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak kabul edilen Fransız yazar ve filozoftur.

Tamamlayıcı Konular

Alman Felsefesi (Felsefe Terimleri) 18 ve 19 yy larda iyice belirginleşen ve Almanya'yı felsefenin yurdu haline getiren felsefi gelenekler.

Varoluşçuluk (Felsefe Terimleri) Varoluşçu felsefe düşüncesini temel olarak alan bütün düşünsel uğraşılara verilen ad.

Insanın fıtratı var mıdır? - Satr (Felsefe) Satr'ın 1945 de bir konferansta varoluşçuluğu anlatırken değindiği insan doğası üzerine söyledikleri.

Vazgeçme (Felsefe Terimleri) Varoluşçular tarafından, tanrı gibi harici bir ahlaki otorite kaynağının olmadığının farkına varılmasından kaynaklanan, kaybolma hissini, dramatize etmek için kullanılan bir terimdir.

Egzistansiyalizm (Felsefe Terimleri) İnsanın dünyadaki varoluşunun somutluğuna ve sorunsallığına ağırlık vererek yorumlayan felsefi yaklaşımların ortak adı.

Fideizm (Felsefe Terimleri) Şeylerin ilahi bilgisine ulaşmakta aklın rolü konusunda kötümser olan görüş. Bunun yerine inançsal eylemliliği önemser.

Absürdizm (Felsefe Terimleri) İnsanlığın evrende bir anlam bulmasına yönelik uğraşlarının boşa bir çaba olduğunu ve eninde sonunda bu anlam uğraşının başarısız olacağını söyleyen felsefi düşünce akımıdır.

Yeniçağ Felsefesi (Felsefe Terimleri) 17 ve 18 yy. larda otoriteden den kurtulmanın verdiği özgür düşünce ortamıyla birlikte çok çeşitli yeni akımlar ortaya çıkmıştır.

Kıta Avrupası Felsefesi (Felsefe Terimleri)  Avrupa'daki 19. ve 20. yüzyıl felsefe geleneklerini tanımlamakta kullanılan terim.

Postyapısalcılık (Felsefe Terimleri) Yapısalcılık sonrası denilen dönem içinde ortaya çıkmış ve kendisini en temelde yapısalcılığı sorunsallaştırmakla temellendirmiş olan düşünce biçimi.

Metafizik (Felsefe Terimleri) Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, "fizik bilimlerinin ötesinde kalan" anlamına gelen "metafizik" sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.

Modern Dönem (Felsefe Terimleri) 19 ve 20. yüzyılları kapsayan dönemdir.

Almanya - Heidelberg (Fotoğraf) Özellikle üniversitesi ile meşhur turistik ve eski önemli bir Alman şehri.