Marks, Karl

Marks, Karl ve Özlüsözleri

1818 / Prusya, Trier
1883 (65 yaşında) / İngiltere, Londra

Filozof, politik ekonomist ve devrimci. Komünizmin kuramsal kurucusudur.

Birçok politik ve sosyal konuda fikri olmakla beraber, en çok Komünist Manifesto`nun (1848) giriş cümlesinde özetlediği tarih analiziyle tanınır: "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir." Marx, bütün eski sosyoekonomik sistemlerde olduğu gibi kapitalizmin de kendini yok etmeye yol açacak içsel dinamikler yaratacağına inanırdı. Nasıl ki kapitalizm eskimiş feodalizmin yerini aldıysa, sınıfsız bir toplum olan komünizm de "devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı" siyasal geçiş sürecinden sonra onun yerini alacaktır.

Marx, sosyoekonomik değişimlere belirli bir tarihsel zorunluluk perspektifinden bakardı. Kapitalizm, yapısal durumunun dinamiği ve çatışması sonucu yerini komünizme kesin olarak bırakacaktır:

Modern sanayiin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Þu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır.

Komünist Manifesto

Öte yandan Marx, bu değişimin organize bir devrimci hareketle geleceğini söylerdi. Bu değişim, ancak uluslararası işçi sınıfının birleşik hareketiyle meydana gelir: "Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden doğarlar." (- Alman Ideolojisi)

Marx yaşadığı dönemde dünya çapında ünlü bir isim sayılmasa da, ölümünden kısa bir süre sonra düşünceleri dünya işçi hareketine yön vermiştir. Marksist Bolşeviklerin Rusya`da Ekim Devrimi`ni gerçekleştirmesi bunun en büyük örneğidir. 20.yy`da dünyada Marksist düşüncenin uğramadığı ülke sayısı oldukça azdır. Marksizm, akademik ve politik çevrelerde en çok tartışılmış konudur.

Yaşamı

Prusya Krallığı`na bağlı Trier kentinde yedi çocuklu Yahudi bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Karl Heinrich Marx adıyla dünyaya geldi. Babası Heinrich (1777-1838) Aydınlanma düşünürleri Voltaire ve Rousseau`ya hayrandı. Prusya makamları, bir yahudiye hukuk diploması vermeyeceği için Prusya resmi mezhebi Lutherciliği seçti, Hristiyan oldu. Annesi Henrietta (1788–1863), kardeşleri Sophie, Hermann, Henriette, Louise, Emilie ve Caroline ismindeydi.

Marx, on üç yaşına kadar evde eğitildi. Trier gymnasium`dan mezun olduktan sonra, 17 yaşında hukuk okumak için Bonn Üniversitesi`ne kayıt yaptırdı. Marx`ın edebiyat ve felsefe okuma isteği babasının gelecekte kendisine ekonomik anlamda bakamayacağı gerekçesiyle reddedildi. Sonraki sene babası tarafından daha saygın bir üniversite olan Berlin`deki Friedrich-Wilhelms Üniversitesi`ne yollandı. Bu dönemde Marx birçok şiir ve hayat hakkında deneme yazmıştır, bu yazılarda üniversitedeki Genç Hegelciler`in ateist düşüncesinin de etkisi görülür. 1841`de "Demokritoscu ve Epikürcü Doğa Felsefesi Arasındaki Farklar" isimli teziyle doktorasını verdi.

1843 Ekim ayının son günlerinde Marx Paris, Fransa`ya gitti. 28 Ağustos 1844 tarihinde Fransanın ünlü bir kafesinde (Café de la Régence) hayatının ve tarihin en önemli dostluklarından biri kurulur, Marx Friedrich Engels ile tanışır. Engels`in Paris`e gelmesinin en önemli sebebi Marx`la tanışmaktır, daha önce bir sefer 1842 yılında Marx`ın çıkardığı Rheinische Zeitung gazetesinin ofisinde karşılamışlardır. Engels Marx`a en önemli eserlerinden birini gösterir "1844 Yılında Ingiltere`de Işçi Sınıfının Koşulları." Paris o dönemde Ingiliz, Alman ve Italyan devrimcilere ev sahipliği yapıyordu, aynı şekilde Marx da Arnold Ruge ile çalışmak için Paris`e gelmiştir, ikili Deutsch “Französische Jahrbücher gazetesini Þubat 1944`te bir defa çıkarabilir.

Bu gazetenin başarısızlığından sonra Marx, Paris`teki en radikal Alman gazetesine yazar, Vorwärts, hatta bu gazete Avrupa`daki en önemli radikal gazete sayılabilir. Marx genellikle Hegel üzerine yazar, Yahudi Sorunu Üzerine isimli makalesi için çalışır. Fransız Devrimi ve Proudhon`u inceler[8], proleterya üstüne düşünmeye başlar.

Bauer`e bir cevap niteliği taşıyan ve Genç Hegelciler`e olan mesafesini belirlediği Yahudi Sorunu Üzerine yayımlanır. Bu makale sivil haklar ve insan hakları ve politik özgürleşme kavramlarının eleştirisini içermekle birlikte, Yahudilik ve Hristiyanlık`a da sosyal özgürleşme noktasından önemli eleştiriler getirir. Engels, Marx`ın çalışma alanlarını işçi sınıfı nın durumu ve iktisat konularına yoğunlaştırmasında yardımcı olur. 1844 Elyazmaları`nda bunun ilk örnekleri yer alır, ancak bu yazılar 1930`lara kadar yayımlanmadan kalır. Bu elyazmaları temel olarak kapitalizmde insan emeğinin yabancılaşmasının olgusal analizini içerir.

Ocak 1985`te Vorwärts, Prusya Kralı Frederick William IV`e gerçekleştirilen suikast girişimine olan desteğini açıkça belirtince Marx ve arkadaşlarına Paris`i terk etmeleri emredilir. Engels`le birlikte Brüksel,Belçika`ya geçerler.

Marx bundan sonra kendini Alman Ideolojisi`nde temellerini attığı tarih çalışmasına ve tarihsel materyalizm görüşüne adar. Bu görüşün temel savı "Insanların varlığını belirleyen onların bilinci değil, tersine onların bilincini belirleyen onların toplumsal varlığıdır." olarak özetlenebilir. Marx artık tarihi "üretim ilişkilerine bağlı olarak" ele almaya başlar ve mevcut endüstriyel kapitalizmin kaçınılmaz çöküşü üstünde çalışır. Bu dönem, daha sonra akademisyenlerin ayırdığı, Feuerbach etkisi görülen Genç Marx`tan kopuş dönemidir.

1847 yılında yazdığı Felsefenin Sefaleti, Pierre-Joseph Proudhon ve Fransız sosyalist düşüncesine bir eleştiri ve cevap niteliği taşır. 21 Þubat 1848 tarihinde, Komünist Birlik ve Avrupa`daki bazı komünist grupların manifestosu olarak Marx ve Engels`in en ünlü çalışması Komünist Manifesto yayımlanır.

1848 yılı Avrupa`da köklü devrimlerin başgösterdiği bir yıldır. Marx yakalanır ve Belçika`dan sınır dışı edilir. Radikal hareketlerin Fransa`da güçlenmesiyle Marx tekrar Paris`e davet edilir, geri dönerek devrimci hareketlere tanıklık eder.

1849 yılında tekrar Almanya`ya (Cologne geri döner ve Neue Rheinische Zeitung gazetesini çıkarmaya başlar. Bulunduğu sürede iki defa mahkemeye verilir, ikisinden de beraat eder. Gazeteye baskının artması sonucu Paris`e döner, buradan da yollanır ve en sonunda Londra`ya iltica eder.

Mayıs 1849`da ömrünün sonuna kadar kalacağı Londra`ya yerleşir. 1851`de New York Herald Tribune gazetesinde muhabir olarak çalışır. 1855`te oğlu Edgar`ı tüberkülozdan kaybeder.[9] Parasızlıktan ve kötü yaşam koşullarından dolayı politik ekonomi üstündeki çalışması çok ağır ilerlemesine rağmen 1857`de sermaye, özel mülkiyet, ücretli emek ve devlet üstünde yazdığı 800 sayfalık çalışma vardır. 1858`de çalışmalarını topladığı Grundrisse ancak 1939 yılında yayımlanacaktır. Yayımlanan ilk ciddi iktisadı çalışması Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı adı altında 1859 yılında olur. Adam Smith ve David Ricardo`nun teorilerini tartıştığı Artı-Değer Teorileri 1862-63 arası el yazmalarından oluşur. Bu çalışma da ancak ölümünden sonra yayımlanır. Bu iki çalışma da Kapital`in ön çalışmalarını ve çeşitli bölümlerini içerir. 1867`de dev çalışması, kapitalist üretim sürecini analiz ettiği Kapital`in ilk cildi yayımlanır. Ikinci ve üçüncü cildi üstünde çalışmalarını sürdürür ancak bu ciltler ölümünden sonra Engels tarafından yayımlanabilir.

Karl Marx, 1861.Kapital`in dev bir araştırma ve analiz olması, Marx`ın sürdüğü sefalet bu eserin tamamının yayımlanmasını geciktirmiştir. Bunların dışında zamanının ve enerjisinin önemli bir kısmını Birinci Enternasyonal`e ayırması da yazma sürecinin ağır işlemesine sebep olmuştur. Kongrenin düzenlenmesinde aktif olarak görev alan Marx, kongrede de Mikhail Bakunin önderliğindeki anarşist sol akım ile ciddi fikir ayrılıkları ve çatışmalar yaşamıştır. 1872`de gerçekleşen Lahey Kongresi`nde Bakunin`in Marx`ın fikirlerini otoriter olarak değerlendirmesiyle iki grup arasında büyük çekişmeler yaşanmış, sonunda Bakunin ve anti-otoriter çevreler kongreden ihraç edilmiştir. Paris Komünü sırasında yaşananlar, bu kongredeki fikir ayrılıklarının da önemli bir bölümü buradan kaynaklanır, Marx`ı da derinden etkilemiş ve Fransa da Iç Savaş makalesiyle Paris Komünü`nü savunmuştur.

Marx`ın sağlığı son on yılda gittikçe bozulmaya başlamıştır, bu yüzden önceki yıllarında gösterdiği üretkenliği sağlayamamıştır. 1875`te yayımlanan Gotha Programı nın Eleştirisi devrim stratejisi, proleterya diktatörlüğü, kapitalizmden komünizme geçiş ve işçi sınıfı partisi konularını ele alır. "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinmesine göre" prensibinin komünist toplumunun sloganı olması gerektiği bu kitapta yer alır.

Karl Marx, 1882.Karl Marx, bir Prusya baronunun eğitimli kızı Jenny von Westphalen ile evliydi. Marx ve Westphalen ailelerinin istememesi yüzünden bu beraberlik önceleri saklı kalmıştır, ama daha sonra çift 19 Haziran 1843 tarihinde evlenmiştir.

Aile, 1850`li yıllarını yokluk içerisinde Londra`nın Soho semtinde bulunan üç odalı bir evde geçirmiştir. Marx ve Jenny`nin bu yıllarda dört tane çocuğu vardı, daha sonra Jenny üç çocuk daha doğurmuştur, fakat yedi çocuktan sadece üç tanesi hayatta kalarak ergenliğe erişebilmiştir. Manchester`da aile işini yürütmekte olan Engels, bu yıllarda Marx`ın en büyük maddi destekçisidir. New York Daily Tribune`de muhabir olarak çalışan Marx, buradan da bir miktar para almıştır. Aile, Jenny`e 1856 yılında kalan miras sayesinde gene Londra civarında görece sağlıklı bir yere taşınmıştır. Marx hemen hemen bütün hayatını kıt kanaat geçirmiştir, yokluk peşini hiçbir zaman tam olarak bırakmamıştır.

Aralık 1881 de karısı Jenny`nin ölümünden hemen sonra Marx`ın da sağlığı bozulmuş, son on beş ayını katar hastalığıyla geçirmiştir. Bu hastalık bronşit ve plöreziye yol açmış, Karl Marx 14 Mart 1883 tarihinde hayatını kaybetmiştir. öldüğünde uyruksuzdur.

Marx ın görüşleri

Marksizm aynı zamanda bir praksis felsefedir. ölümünden sonra Lenin, Mao, Stalin ve Troçki gibi liderler Marksizmi çeşitli şekilde yorumlamışlar ve bu yorumların sonucu ortaya koydukları hareketler Leninizm, Maoizm gibi isimlerle adlandırılmıştır.

Komünist Manifesto, el yazması.Marx`ın felsefesinin dayanak noktası insanın doğası ve toplum içindeki yeridir. Hegelci diyalektiğin yardımıyla insan doğasının değişmezliği kavramını reddeder. Burada kastedilen insan doğası, fizyolojik ihtiyaçlar değil insanın toplum içinde yarattığı hareket ve davranış biçimidir. Bunu da "tarihsel süreç" ve "doğa" kavramlarını bir arada ele alarak yapar. Sosyal koşulların davranışı belirlemesi, doğanın insanın davranışını belirlemesinden önce gelir. Ama bu insan doğasının varlığını reddetmez, yabancılaşma teorisi bunun üstüne kurulur. Insan emeği kaçınılmaz olarak doğal bir kapasite kapasite gerektirir ama bu da insan bilincinin aktif rolüne sıkıca bağlıdır:

"Örümcek, işini dokumacıya benzer şekilde gördüğü gibi, arı da peteğini yapmada pekçok mimarı utandırır. Ne var ki, en kötü mimarı en iyi arıdan ayıran şey, mimarın, yapısını gerçekte kurmadan önce, onu imgesinde kurabilmesidir" (Kapital, 1. Cilt, Üçüncü kısım, 7. bölüm, 1. Kesim)

Marx`ın tarih analizi, tarım toplumlarında toprak ve kürek, sanayii toplumunda madenler ve fabrikalar olarak sayılabilen yani bir malın üretimi için doğrudan gerekli üretici güçler ve bu üretim araçlarını kullanan insanların kurduğu sosyal ve teknolojik ilişkileri tanımlayan üretim ilişkileri arasındaki ayrıma dayanır. Bu ayrım ve bağ üretim biçimini oluşturur. Marx, Avrupa`da üretim biçiminin değişmesiyle birlikte feodalizmden kapitalist üretim biçimine geçildiğini söyler. Marx üretici güçlerin, üretim ilişkileriden daha önce geldiğini ve daha hızlı değiştiğini söyler. Felsefenin Sefaleti çalışmasında bu durum şöyle yer alır:

"Toplumsal ilişkiler, üretici güçlere sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yeni üretici güçler sağlamak için, insanlar, kendi üretim biçimlerini değiştirirler; kendi üretim biçimlerini değiştirmek, yaşamlarını kazanma yollarını değiştirmek için de, bütün toplumsal ilişkilerini değiştirirler. Yeldeğirmeni size feodal beyli toplumu verir; buharlı değirmen ise, sınai kapitalistli toplumu. "

Marx toplumdaki sınıfların bu üretim biçimlerine bağlı olarak oluştuğunu söyler. Bir sınıfı oluşturan insanlar kendi istekleri yahut bilinçleriyle bir araya gelmiş değildir. Her sınıfın da kendi çıkarına farklı bir isteği vardır, bu da toplumda çatışmaya yol açar. Insanlık tarihinin en kalıtımsal özelliği sosyal sınıfların çatışmasıdır:

"Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir."

Marx insanların kendi emek gücü ve bunla olan ilişkisiyse de ilgilendi. Yabancılaşma sorunu özellikle Genç Marx`ın ilgilendiği bir alandır. Kapitalist sistemde insanın kendi doğasına yabancılaşmasıyla, hem kendi emeğine hem üretim sürecine hem de sosyal ilişkilerine karşı yabancılaşır. Kapital`de yerini daha ayrıntılı biçimde tanımladığı meta fetişizmine bırakır.

Yanlış bilinç de Marksist terminoloji içinde önemli bir yere sahiptir. Ideoloji kavramıyla oldukça yakından bağlantılıdır ve onu olumsuzlar. Üretim araçlarına sahip sınıf, aynı zamanda kendi dünya görüşünü de alt sınıflara pompalar. Böylece proleterya kendi çıkarının nerede olduğunu göremez, düzeni değiştirme şansının olmadığını düşünür. Olayları devrimci bir düşünceden uzak olan din veya insan çerçevesinden görür. Marx, Hegel in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı`da şöyle der.

"Dinsel üzüntü, bir ölçüde gerçek üzüntünün dışavurumu ve bir başka ölçüde de gerçek üzüntüye karşı protesto oluyor. Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını, tinin dıştalandığı toplumsal koşulların tinini oluşturuyor. Din, halkın afyonunu oluşturuyor. "

Marx`ın tarihsel materyalizm kuramı toplumun her zaman ana olarak maddi koşullara göre, burada üretim ilişkileri ve buna bağlı olarak ekonomi sistemin dinamiğidir, belirlendiğini iddia eder. Insanlar ilk olarak birbirleriyle "yaşamak için her şeyden önce içmek, yemek, barınmak ve giyinmek" gibi gereksinmeleri karşılamak için ilişkiye girer. Marx ve Engels, Batı toplumlarının gelişmesini ve geleceğini şu beş zincirleme aşamada tanımlar:

Ilkel komünizm: Avcı ve toplayıcı dönemde, paylaşılan mülkiyete ve ilkel demokrasiye dayanan kooperatif aşiretler, kabileler.

Kölelik: Toplumun kabileden şehir devlete geçtiği, köleliğin, özel mülkiyetin ve aristokrasinin doğduğu, tarımın yaygın olduğu dönem.

Feodalizm: Kralın da dahil olduğu aristokrasinin yönetici sınıf haline geldiği, dinin önemli bir yer tuttuğu üçüncü dönem.

Kapitalizm: Burjuva sınıfının yönetici, proletaryanın da ezilen sınıf olduğu, parlamenter demokrasinin yaygın politik sistem, piyasa ekonomisinin işlediği ve üretim araçlarına ağırlıkla özel mülkiyetin sahip olduğu dönem.

Komünizm: Işçilerin devrim yaparak kapitalistleri kovduğu ve devletsiz, sınıfsız, mülkiyetsiz bir toplumun yarattıkları beşinci dönem.

1973 basımı Das Kapital.Marx`a göre, insanın kendi emeğine yabancılaşması (meta fetişizmine dönüşen sürec), kapitalizmin en belirgin niteliğinden biridir. Kapitalizmden önce, Avrupa`da var olan piyasalarda üreticiler ve tüccarlar mal alıp satardı. Kapitalist üretim tarzının gelişmesiyle birlikte emeğin kendisi bir mal (meta) halini almıştır. Insan artık yaptığı ürünü değil, kendi emek gücünü belirli bir ücret karşılığında anlaşarak satmaktadır. Emek gücü, insan yaratımı özelliğinden bağımsızlaşarak, tamamiyle alınıp satılabilen sistemin devamlılığını sağlayan bir araç haline gelmiştir. Emek gücünü satmak zorunda olanlara proletarya, bu emek gücünü satın alan, genellikle mülk ve üretim teknolojisine sahip kişilere de burjuva denir. Proleterler, kapitalistlerden sayıca ve kaçınılmaz olarak fazladır.

Marx, endüstriyel kapitalistlerin tüccar kapitalistlerden ayrıldığını söyler. Tüccar bir piyasadan bir malı alır ve diğer bir piyasada, piyasadaki arz ve talep kanunlarına bağlı olarak, daha yüksek bir fiyattan satar. Böylece bir arbitraj oluşturur. öte yandan kapitalistler, üretilen maldan bağımsız olarak emek piyasası ile piyasa arasındaki farklılıktan yararlanır. Marx, her başarılı endüstrinin birim maliyeti girdisi ile birim fiyatı çıkışı arasında fark bulunduğunu söyler. Bu farklılık artı değer olarak adlandırılır ve bu artı değer kaynağını işçinin ürettiği artı emekten alır, bu el konulan artı değer kapitalist karın esas bölümünü oluşturur.

Marx ve Engels, Komünist Manifesto`da burjuvanin tarihte daha önceden görülmemiş devrimci bir rol oynadığını söyler, ama bu kapitalist üretim sürecinin yaşayacağı krizleri bütünüyle engelleyebilecek güçte olduklarını göstermez. Teknolojinin sürekli gelişmesi, ekonominin büyümeye endeksli olması ve karın arttırılması gereği kapitalizmi periyodik krizlere mahkum eder. Bu büyüme, kriz ve tekrar büyüme süreci sonunda ciddi bir krizle karşı karşıya kalacaktır, aynı zamanda bu süreçte kapitalist sürekli zenginleşmeye çalışacak, işçi de gittikçe güçsüzleşecektir (çünkü artı değeri oluşturan artı emektir). Sonunda proletarya üretim araçlarına el koyacak ve herkese eşit biçimde dağıtacaktır. Uzlaşmak ihtimali mümkün değildir, çünkü kapitalist sistemde bu uzlaşmanın sınıf farklılığını ortadan kaldırma şansı yoktur. Aksine kapitalistler önceki avantajlı durumunu devam ettirmek için şiddete başvuracaktır. Bu geçiş sürecinde iyi organize olmuş devrimci bir gücün ortaya çıkıp idareyi ele alması gerekir. Marx Gotha Programı nın Eleştirisi`nde şöyle yazar [19]

"Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna da bir siyasal geçiş dönemi tekabül eder ki, burada, devlet proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz."

Marx`ın etkilendikleri

G.W.F. HegelKarl Marx üzerinde etkili olanlar kısaca şöyle sıralanabilir:

Georg Wilhelm Friedrich Hegel diyalektik metodu ve tarih anlayışı, (Alman felsefesi)

Adam Smith ve David Ricardo politik ekonomisi, (Ingiliz iktisadı)

Jean-Jacques Rousseau başta olmak üzere Fransız eşitlikçi ve sosyalist düşünce, (Fransız politikası)

Marx tarih ve toplumun bilimsel bir metodla birlikte ele alınması gerektigine inanırdı. Marx`ın tarih anlayışı, tarihsel materyalizm olarak tanımlanır Engels ve Lenin de bunu diyalektik materyalizm olarak ele alır, Hegel`in gerçeklik ve tarihin diyalektik biçimde ele alınması gerektiği düşüncesinden oldukça etkilenmiştir. Fakat Hegel`in düşüncesi bu diyalektigin temeline idealizmi oturttuğundan dolayı, Marx tarafından eleştirilmiştir, Engels Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı`da Marx`a atıfla şöyle yazar:[20] "Tarihte bir iç gelişme, zincirleme bir iç bağlantı olduğunu tanıtlamayı deneyen ilk adam Hegel dir, ve onun tarih felsefesindeki birçok şey, bugün bize ne kadar tuhaf gelirse gelsin, onu izleyenleri, hatta ondan sonra tarih üzerinde genel muhakemeler yürütmeye kalkışanları kendisiyle kıyasladığımızda, temel anlayışının yüce niteliği bugün de hayranlığa layıktır. Phénoménologie sinde, Estetik inde, Felsefe Tarihi nde, her yere tarihin bu yüce anlayışı girer, ve her yerde konu, tarihsel tarzda, soyut olarak baş aşağı edilmiş olsa da, tarih ile belirli ilişkisi içinde incelenir." Popüler ifadeyle Marx, baş aşağı duran Hegel`i ayakları üstüne koyar.

Marx`ın Hegel`in idealizmini reddetmesinde ve materyalist diyalektiği benimsemesinde Ludwig Feuerbach da etkili olmuştur. Feuerbach ve arkadaşları, Tanrı`nın insan yaratımı olduğunu söyler ve diyalektik metodu teolojik boyutundan kopararak dini ve politikayı analiz etmekte kullanır. Marx da bu dünyanın insanlardan herhangi bir "gerçek" şeyi sakladığına katılmaz, aksine din ve idealizm tarihsel ve sosyal olarak insanların kendi gerçek konumlarını açıkça görmesini engeller. Genç Hegelciler`den koptuktan sonra Feuerbach`ı eleştirir fakat bu etkilenme boyutunun olmadığı anlamına gelmez.

Marx, her ne kadar Jean Jacques Rousseau`ya nadir göndermeler de bulunsa da, Rousseau özel mülkiyete ciddi biçimde ilk saldırıyı yapan ve eşitlikçi düşünceye katkıda bulunan önemli bir filozoftur ve bu konularda Marx`ın düşüncesini oluşturmasında etkili olmadığını söylemek oldukça zordur. Marx ütopik olarak nitelendirmesine rağmen Charles Fourier ve Saint-Simon gibi sosyalist düşünürlerin görüşlerinin önemini de reddetmez: "Ama bu sosyalist ve komünist yayınlar, eleştirel bir öğe de içerirler. Bunlar mevcut toplumun bütün ilkelerine saldırırlar. Bu yüzden işçi sınıfını aydınlatacak en değerli malzemelerle doludurlar." (Komünist Manifesto)

Marx`ın etkisi

Marx ve Engels`in çalışmaları, toplum ve tarihin kompleks analizini sunan birçok başlıktan oluşur. Karl Marx`ın görüşleri, özellikle ölümünden sonra, Marksizm genel başlığı altında incelenir ve tartışılır. Ama Marksistler arasında Marx`ın yazılarının nasıl yorumlanması ve varolan olaylara ve durumlara nasıl uyarlanması gerektiği konusunda çeşitli ciddi tartışmalar vardır. Hatta bu tartışmalar henüz Marx hayattayken ortaya çıkmıştır, Marx 1883 yılındaki ölümünden önce hem Paul Lafargue hem de Fransız işçi lideri Jules Guesde`yi "devrimci deyim tüccarı" olmakla suçlamıştır. Fransa partisi reformist ve devrimci olarak ikiye bölündükten sonra, devrimcinin lideri Jules Guesde Marx`tan emir almakla suçlanmış, Marx da Lafargue`ye "Eğer Marksizm buysa, ben Marksist değilim" demiştir. ("Ce qu il y a de certain c est que moi, je ne suis pas Marxiste", bu söz Engels`in Eduard Bernstein`e yolladığı 2-3 Kasım 1882 tarihli mektubunda geçer.)

Marx`ın ölümünden 6 yıl sonra ilk kongresi yapılan Ikinci Enternasyonal, politik hareket için önemli bir merkez oluşturdu. Büyük işçi partilerinin, özellikle Marksist Almanya Sosyal Demokrat Partisi, katılımıyla Birinci Enternasyonal`den daha başarılı oldu. Bazı üyelerin Eduard Bernstein`in ortaya attığı evrimsel sosyalizm teorisine ilgi duymaya başlaması ve patlak veren 1. Dünya Savaşı 1914`te bu Enternasyonalin sona ermesine yol açtı.

Vladimir Lenin önderliğinde Marksist Bolşevikler`in Ekim Devrimi ile Rusya`da iktidarı ele alması dünya çapında büyük bir yankı yarattı. Moskova`da Mart 1919`da kurulan "Üçüncü Enternasyonalin amacı tüm dünyada Komünist partilerin kurularak uluslararası proleter devrimine yahut dünya devrimine yardım etmeleriydi.

Marx, komünist devrimin Fransa, Almanya ve Ingiltere gibi ileri derecede sanayileşmiş ülkelerden başlayacağını düşünüyordu. Lenin ise emperyalizm çağında "eşitsiz ekonomik ve siyasal gelişme yasasına" bağlı olarak, Rusya`nın eski bir tarım ülkesi olmasına rağmen aynı zamanda emperyalizmle ilişkili olarak endüstriyel sıkıntıları yaşayan bir ülkede zincirin en zayıf halkasından kopacağını, böylece "geri kalmış" diye tabir edilen bir ülkede devrimin gerçekleşmesinin olanaklı olduğunu, bu toplumun yaktığı devrim ateşinin Avrupa`nın endüstriyel toplumlarına da sıçrayacağını söyledi

Marx ve Engels, Komünist Manifesto`nun 1882 tarihli Rusça baskısına yazdıkları önsöz bu konuda ışık tutucudur:

“ Þimdi sorun şudur: Büyük çapta zayıflamış olsa bile, gene de, ilkel bir ortak toprak sahipliği biçimi olan Rus obşina sı, doğrudan doğruya komünist ortak mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi? Ya da, tersine, ilkönce, Batının tarihsel evrimini oluşturan aynı çözülme sürecinden mi geçmelidir?

Buna bugün verilebilecek tek yanıt şudur: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle, birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya daki mevcut ortak toprak sahipliği, komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir.â€

Almanya, Chemnitz`de bulunan Karl Marx anıtı, bu şehir önceden Karl Marx Þehri adıyla Doğu Almanya`ya bağlıydı.Marx`ın sözleri Lenin için bir başlama noktasını oluşturdu, Troçki ve Eski Bolşevikler ile birlikte yürüttüğü Rus devriminin "Batıdaki bir proleter devriminin habercisi" olması gerektiği düşüncesi Komintern`in de amacıydı (dünya devrimi). Bu bağlamda Komintern`in ilk kongredeki resmi dilinin Almanca olması ve Lenin`in devrim sırasında yoğun olarak Alman ajanlığıyla suçlanması tesadüf değildir.[23] Daha sonra Batı`da devrim hareketlerinin başarısızlığa uğraması ve diğer devletlerin Sovyetler`e cephe almasından sonra Stalin`in öne sürdüğü "tek ülkede sosyalizm" Sovyetler Birliği`nde hakim görüş haline geldi. Stalin yönetimine muhalefetini sürdüren Leon Troçki ve yandaşları Dördüncü Enternasyonal`i 1938 yılında örgütledi.

Çin`de Mao Zedung Marx`a bağlıluğını dile getirmekle beraber komünist devrimde öncü rolü sadece işçilerin değil köylülerin de oynayabileceğini söyledi. Henüz köylü toplumlarda işçi sınıfı tam oluşmadığı için feodalizme karşı gelen köylüler de komünist bir düzenden yana tavır koyabilirdi. Marx`ın temel görüşlerinden farklı olsa da Marksist-Leninist çizgiye daha yakın olan bu düşünceler Yeni Demokratik Devrim teorisiyle dile getirmiştir. Mahir Çayan bu konuda şöyle der: "Mao nun bu katkısının özlerini ve temel unsurlarını Lenin de de görmekteyiz. Fakat Marksizm-Leninizmin bu son derece önemli iki ilkesi (milli demokratik devrim ve proleter kültür devrimi), en mükemmel şekillerini Mao nun siyasi pratiği içinde almışlardır."

1923 yılında Almanya`da Marksistlerin kurduğu Toplumsal Araştırma Enstitüsü de Marksist disiplininin eleştirisinde önemli bir rol oynamıştır ve bu enstitünün bir düşünce akımı olarak ifade edilmesine Frankfurt Okulu denmiştir. Theodor Adorno, Max Horkheimer, Walter Benjamin, Herbert Marcuse, Jürgen Habermas önde gelen temsilcileri arasında yer alır ve bu okulun genel yaklaşım biçimi eleştirel teori olarak adlandırılır. Bu okul Ortodoks Marksizme karşı çıkmış ve sınıf bilinci ve ekonomik belirlenimcilik konularında çarpıcı eleştiriler getirmiştir. Bazı Marksistler de bu okulu Marksizmi pratiğinden soyutlayıp sadece bir akademik disiplin alanına çekmekle suçlamışlardır. Frankfurt Okulu`yla birlikte olmamakla beraber aynı dönemde yaşayan Antonio Gramsci Marksizm`e önemli açılımlar kazandırmıştır.

Eleştiriler

Karl Marx ve Marksizm konusundaki eleştiriler çoğunlukla Sovyetler Birliği pratiği üzerinde yoğunlaşır. Marx`ın kapitalizm ve ekonomik analizi için yapılan eleştiri oranı komünizm ve Sovyetler Birliği konusunda yapılan eleştiri oranının oldukça altındadır. Marx`ın ortaya koyduğu artı değer, değişim değeri ve sermaye tanımları iktisatta doğru kabul edilir.

Kapitalizm savunucularının birçoğu refahın üretimi ve dağıtımının sosyalizm ya da komünizmden daha etkili ve adil olduğunu savunur. Marx ve Engels`in belirttiği zengin ve fakir arasındaki uçurumun sadece vahşi kapitalizm dönemine ait geçiçi bir sorun olduğu belirtirken, insan doğasının kişisel çıkara ve sermaye biriktirmesine daha yakın olduğunu kapitalizm dışında bir ekonomik sistemin bu duruma uygun olmadığını söyler. Avusturya Okulu iktisatçıları da Marx`ın emek değer kuramını eleştirir. [25]Ayrıca Sovyetler Birliği`nin çöküşü, Berlin Duvarı`nın yıkılışı Marksizmin popülaritesini ve dünya çapındaki marksist görüşlerin etkisini azaltmıştır.

Friedrich Hayek Serfliğe Giden Yol kitabında sosyalist bir ekonomide iletişim problemlerinin oluşacağını, Leninist dönemde de bunların olduğunu ve bu problemlerin üretim sürecinde bir tıkanmaya yol açacağını söyler. Hayek`in takipçileri de Leninist dönemde veya Britanya`da 1939`dan 1951`e kadar olan savaş demokrasisi döneminde oluşan kıtlıklara dikkat çeker ve bunun adaletsizlik yarattığını ekler.

Bazı eleştiriler de tarihsel materyalizm kavramı konusunda toplanır. Yazılı tarihteki olayların ve sınıfların üretim biçimlerinden kaynaklandığını söyleyen bu görüşü eleştirenler "Üretim biçimi nereden gelir?" biçiminde bir soru yöneltir. Murray Rothbard şöyle der "Marx hiçbir zaman bu soruya bir yanıt vermeye çalışmamıştır, aslında veremezdi de çünkü teknolojik değişimleri ya da teknoloji devletini bir insana, bireye atfederse bütün sistemi çöker. Böyle bir durumda insanlık bilinci ya da birey bilinci üretim biçimini belirleyen faktör olur ve başka bir yol da mümkün değildir." [26] Ancak Marx Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı da şöyle der:"Varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri, onların maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eder." Marx burada bu üretim biçimlerinin insanın "kendi iradelerine bağlı olmayan" bir biçimde geliştiğini söyler ve bu gelişmenin sosyal doğasını açıklar.

ÖzlüSözleri

"Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur."

"Insan doğaya ne kadar yabancılaşırsa o kadar toplumsallaşır, ne kadar toplumsallaşırsa da o kadar kendine yabancılaşır."

Anahtar Kelimeler
Marks, Karl, Komünist Manifesto, kapitalizm, proletarya, komüniz, Prusya, Voltaire, Rousseau, Bonn Üniversitesi, Friedrich-Wilhelms, Genç Hegelciler, ateist, Demokritos, Epikür, Hegel, Engels, işçi sınıfı, iktisat, Felsefenin Sefaleti, Proudhon, Adam Smith, David Ricardo, Artı-Değer Teorileri, Enternasyonal, Bakunin, Paris Komünü, Marksizm, Leninizm, Maoizm, Alman felsefesi
Benzer Kişiler

Bakunin (Ünlü Kişiler) Anarşist düşünürlerin ilk kuşağının temsilcilerindendir ve önemli düşünürlerden biridir.

Gramsci, Antonio (Ünlü Kişiler) İtalyan marksist politikacı ve teorisyen.

Kemal Tahir (Ünlü Kişiler) Türk düşünür ve roman yazarı.

Feuerbach, Ludwig (Ünlü Kişiler) Hegel'e yönelttiği sıkı eleştirilerle Marx'ı da derinden etkileyen, dinin ger­çek yüzünü açığa çıkartan çalışmalarıyla tanınan Alman maddeci filozof.

Jaspers, Karl (Ünlü Kişiler) Felsefede varoluşçu akımın teorisyenlerinden Alman filozof ve psikiyatrist. Modern psikiyatri, din felsefesi, tarih felsefesi ve siyaset felsefesinde önemli etkileri olmuştur.

Comte, Auguste (Ünlü Kişiler) Fransız sosyolog, matematikçi ve filozoftur. Sosyolojinin babası olarak tanınır.

Wittgenstein (Ünlü Kişiler) Mantık ve dil felsefesi konularında yaptığı çalışmalarla 20. yüzyılın en önemli filozoflarından sayılır.

Thomas Edison (Ünlü Kişiler) Thomas Alva Edison (1847- 1931). 20. yüzyıl yaşamını icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen Amerikalı mucit ve iş adamıdır.

Voltaire (Ünlü Kişiler) Fransız devrimi ve aydınlanmasına büyük katkısı olmuş yazar.

Locke, John (Ünlü Kişiler) Aydınlanma düşünürlerinden en çok etkilenen ve yaygın olarak "Liberalizmin Babası" olarak bilinen İngiliz felsefeci ve doktoru.

Rousseau, J.J. (Ünlü Kişiler) Siyasi fikirlerleriyle Fransız Devrimini ve sonrasını etkilemiş filozof, müzik teorisyeni ve politikacı.

Seneka (Ünlü Kişiler) Romalı düşünür, devlet adamı, oyun yazarı.

Derrida, Jacques (Ünlü Kişiler) Edebiyat eleştirmeni ve dekonstruksiyonizm olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur.

Machiavelli (Ünlü Kişiler) Tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan düşünür, devlet adamı, askeri stratejist.

Montaigne, Michel de (Ünlü Kişiler) 16. yüzyıl Fransız deneme yazarı.

Hegel (Ünlü Kişiler) Diyalektik mantık ekolünün kurucusu Alman filozof.

Kant, Immanuel (Ünlü Kişiler) Felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiş, Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biridir.

Turan Dursun (Ünlü Kişiler) 1990 yılında görüşlerinden dolayı öldürülen İslam bilimleri konusunda uzman aktivist - düşünür.

Hume, David (Ünlü Kişiler) İskoç filozof, ekonomist ve tarihçi.

Demokritos (Ünlü Kişiler) Atom veya bölünemeyen öz teorisiyle tanınan antik Yunan filozofu.

Platon / Eflatun (Ünlü Kişiler) Görüşleri Islam ve Hristiyan felsefesine derin etkide bulunmuş önemli bir Antik Yunan filozofudur.

Epikür (Ünlü Kişiler) Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden birisidir.

Aristo (Ünlü Kişiler) Antik Yunan filozof.

Lucretius,Titus (Ünlü Kişiler) Yazılarını bitiremeden çıldırmış, kendi eliyle canına kıymış Roma dönemi şair ve filozof.

Kojeve, Alexandre (Ünlü Kişiler) Hegel okuması'yla tanınan, Rusya doğumlu olmakla birlikte daha çok Almanya ile Fransa'da yaşaması ne­deniyle yarı Alman yarı Fransız olarak değerlendirilen Hegelci felsefeci.

Lukács, Georg (Ünlü Kişiler) Avrupa’da komünist öğretimin gelişmesini etkilemiş olan Macar Marksist düşünür ve edebiyat eleştirmeni.

Heraklet (Ünlü Kişiler) Sokrat öncesi Antik Yunan filozofu

Heidegger, Martin (Ünlü Kişiler) Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olan Alman filozof.

Tolstoy (Ünlü Kişiler) Büyük bir rus yazarıdır.

Adam Smith (Ünlü Kişiler) İskoçyalı iktisatçı ve felsefecidir.

Bastiat, Frederic (Ünlü Kişiler) Fransız klasik liberal kuramcı, politik ekonomist ve Fransa Meclisi üyesidir.

Emma Goldman (Ünlü Kişiler) 20. yüzyılın ilk yarısında ABD ve Avrupa da anarşist görüşün yayılmasında ve gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır.

Kropotkin (Ünlü Kişiler) Anarko komünist Rus yazar, anarşizm kuramcısı.

Erich Fromm (Ünlü Kişiler) Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur.

Tamamlayıcı Konular

Asya tipi üretim tarzı (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Toprağın özel mülkiyeti bulunmadığı halde sömürülme olayının gerçekleştiği üretim biçimi. (Marksbilim)

Felsefenin sonu mu geldi ? (Felsefe) Felsefenin sonunun geldiğine dair fikirler son zamanlarda yoğunlaşmakla birlikte bir kaç yüzyıldır dile getirilmekte.

Marksçılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Karl Marx ve Friedrich Engels in geliştirdiği, bilimsel sosyalizm doğrultusundaki felsefe, toplum ve ekonomi öğretisi.

Komünizm (Özlüsözler) Komünizm veya komünistlik, sosyal örgütlenme üzerine bir kuramsal sistem ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir politik harekettir.

Hukuk Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanların toplum içinde bir arada yaşamalarıyla oluşan ilişkilerin dayandığı ya da dayanması gerektiği temelleri karşılıklı haklar ve yükümlülükler açısından ele alan felsefe dalıdır.

Yeniçağ Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 17 ve 18 yy. larda otoriteden den kurtulmanın verdiği özgür düşünce ortamıyla birlikte çok çeşitli yeni akımlar ortaya çıkmıştır.

Bilgeliğe Giden Yol - Karl Jaspers (Felsefe) Bilgeliğe Giden Yol kitabından alıntılar.

Alman Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 18 ve 19 yy larda iyice belirginleşen ve Almanya'yı felsefenin yurdu haline getiren felsefi gelenekler.

Kapitalizm (Özlüsözler) Temel üretim araçlarının onları işleten emekçilere ait olmadığı ekonomik ve sosyal sistem.

Batıcılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Doğu ülkelerinde toplumlarını Batı toplumları örneğine göre düzenleme isteğiyle 19. yüzyılda başlamış olan burjuvalaşma akımı.

Ansiklopediciler (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 18. yüzyılın Fransız ansiklopedicileri.

Aydınlanma Dönemi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 18. yüzyıl da insan, aklıyla dine ve geleneklere bağlı kalmadan kendi hayatını aydınlatmaya çalışmıştır.

Romantizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Aydınlanma Çağı'nda duygusal benlik bilincini, toplumu iyileştirmek ve insanın durumunu iyileştirmek için gerekli bir ön koşul olarak vurgulayan felsefi bir harekettir.

Ateizm (Özlüsözler) Tanrının olmadığını savunan ve dinleri reddeden görüş.

Abdera Düşünürleri (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Abdera Düşünürleri olarak adlandırılan filozoflar, antik çağ atomculuğunun fikir önderleri olan Demokritos ile Leukippos'tur.

Atomculuk (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Maddeci filozoflar Empedokles ve Anaxagoras'ın ardından Leukippos ve onun öğrencisi Demokritos tarafından benzer bir materyalizm doğrultusunda oluşturdukları ve geliştirdikleri atom düşüncesiyle anılan felsefe okulu.

Sensualizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bilginin duyumdan geldiğini savunan öğreti.

Materyalizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüş. Özdekçilik

İlk Çağ Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) M.Ö. 700’lü yıllarda başlayıp, M.S. 300 yıllarına kadar devam eden bir dönemdir.

Doğa Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) (M.Ö. 7.YY - M.Ö. 5.YY) Akıl yoluyla doğaya yönelerek “ilk neden” sorunu üzerinde duran ve elde ettiği sonuçları deney ve gözlemle temellendirmeye çalışan felsefi ekollerdir.

Mısır'ın Yunan medeniyeti üzerindeki etkisi (Tarih) Yunanlılar, Sokrates'den evvelki devirlerde yaşamış hakimlerden, yeni Eflatuncu hakimlere kadar, ilimleri öğrenmek için Mısır'a gitmişlerdir.

Epikürosçuluk (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Kurucusu olan Epiküros’un adıyla anılan felsefe disiplinidir ve temel sorunu AHLAK’tır.

Septisizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Her tür bilgi savını şüpheyle karşılayan ve bunların temellerini etkilerini ve kesinliklerini irdeleyen tutum.

Helenistik Dönem (Felsefe Terimleri Sözlüğü) (MÖ. 3.YY- MS. 3.YY) Eski Çağ felsefesinin Helenistik veya Post-Aristoteles dönemi Helenistik dünyada geliştirilen birçok farklı düşünce ekolünü kapsar.

Modern Dönem (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 19 ve 20. yüzyılları kapsayan dönemdir.

Diyalektik İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Hegel'in idealizmine diyalektik idealizm denir.

Belit (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bir gerçeği tanımlamak için dayanılan tanıtlanması gerekmeyecek kadar açık ilke.

Anlıkçılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bütün varlıkları anlıksal temele indirgeyen öğretilerin genel adı.

Idea (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Platon'a göre algılarla kavradığımız nesnelerin orijinal formları, örnekleri.

Alman İdealizmi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Temellerini Kant'ın attığı, 1800 lü yılların başlarında felsefeye egemen olan ilk büyük akımdır. 

Diyalektik Düşünce Tarihi (Felsefe) Diyalektik düşüncenin tarihi, eski Yunan medeniyetinden başlayarak anlatılıyor. Eski Yunan’dan, orta çağdan, klasik Alman düşüncesinden görüşlere yer veriliyor.

Olaybilim (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Olayların ideal varlığını inceleme ve betimleme yöntemi.

Mutlak İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bilginin nesneleri ve dolayısıyla bütün bir evren mutlak bir öznenin, mutlak bir Zihin, Akıl ya da Tinin ürünüdür. Bu da Tanrı'dan başka bir şey değildir.

Ontoloji (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bir bütün olarak varlığı ele alan ve var olanların en temel niteliklerini inceleyen felsefe dalı.

Kantçılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 19 ve 20. yüzyılda etkili olmuş Kant felsefesini dayanak olarak alan felsefe eğilimi.

Panenteizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Panteizmde olduğu gibi Evren'in kendisinin Tanrı olduğunu, panteizmden farklı olarak da ilk devindirici olan tanrının Evren ve tüm varlıkları özünden yarattığını ve Evren'e aşkın, Evren'in bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır.

Subjektivizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Nesneyi öznenin dışında ve ondan bağımsız sayan nesnelcilik anlayışına karşı, nesneyi öznenin ürünü sayan anlayıştır.

Diyalektik Materyalizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Doğada ve tarihte belirleyici olan süreçlerin , kendi içlerindeki karşıtlık yoluyla oluştuğunu ve bütün olayların bu maddi temelli ilişkilerle açıklanması gerektiğini savunan felsefe görüşü.

Anarşizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Başta devlet olmak üzere bütün yöneten kurumları ortadan kaldırmayı öneren öğreti.

Mimesis (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Taklit; benzetme, örnek alınan şeyi yeniden yapma.

Anarşizm (Özlüsözler) Kişi özgürlüğünü amaç edinen, devlet, din ve kişi gibi tüm otoriteleri reddeden felsefi düşünce.

Devrimcilik (Özlüsözler) Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma.

Kıta Avrupası Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü)  Avrupa'daki 19. ve 20. yüzyıl felsefe geleneklerini tanımlamakta kullanılan terim.



Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.