Ilgi

Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Ilgi, Önemsemek, Araştırmak, Aramak, Beğenmek, Beklenti, Dilemek, Duymak, Farkındalık, Fikir, Görmek, Haz, Istek, Özel Olmak, Samimiyet, Sormak, Sorgulamak, Tecrübe, Yardım Etmek, Zevk

Ilgi, Önemsemek, Araştırmak, Aramak, Beğenmek, Beklenti, Dilemek, Duymak, Farkındalık, Fikir, Görmek, Haz, Istek, Özel Olmak, Samimiyet, Sormak, Sorgulamak, Tecrübe, Yardım Etmek, Zevk

Ilgi konusunda özlüsözler

Ilgi

"Başkaları ile ilgilenirsen iki ay içinde birçok dostlar kazanabilirsin; başkalarının seninle ilgilenmesini beklersen, iki yılda bile tek dost kazanamazsın."

Arkadaşlık Dost Ilgi
Ilgi

"Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir."

Sevgi Önemsemek Ilgi
Ilgi

"Bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır."

Ilgi

Tamamlayıcı Konular

Sevgi İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

Istek Yerine getirilmesi (başkasından) istenilen şey, talep.

Önemsemek Önemli saymak.

Araştırmak Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

Gözlemlemek Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak, müşahede etmek.

Eğitim İnsanın yeteneklerinin, özellikle ahlak yetilerinin geliştirilmesi için ona yön ve biçim verilmesi; bu yolda yapılan bilinçli ya da bilinçsiz etkilerin tümü.

Görmek Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak.

Aramak Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak.

Bulmak Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak.

Beğenmek İyi veya güzel bulmak.

Güzellik Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik.

Gurur Onur, övünme.

Beklenti Gerçekleşmesi beklenen şey.

Gelecek Daha gelmemiş, yaşanacak zaman, istikbal, ati

Ümit Gerçekleşmesi zor olan şeyler için istekli olmak.

Hayatın Anlamı

Hırs Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku.

Düş Görmek Gerçek olmayan şey, imge. Gerçekleşmesi istenen şey, umut.

Dilemek Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek

Hayal Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya.

Ihtiyaç

Duymak Bilgi almak, öğrenmek, haber almak, işitmek

Dinlemek İşitmek için kulak vermek

Farkındalık Farkında olma durumu, bilinç.

Tutarlılık Benzer durumlarda benzer ve uyumlu tepkilerin verilmesi.

Düşünmek Aklından geçirmek, göz önüne getirmek.

Algı Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.

Akıl Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Fikir Birliği

Fikir Özgürlüğü

Öğüt Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Demokrasi Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi.

Irkçılık İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.

Diktatörlük Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen.

Düşünce Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.

Genellemek Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik bağıntılarını bir düşüncede toplamak, tamim etmek

Hayal Gücü

Küçümsemek Değer ve önem vermemek, küçük görmek.

Kaybetmek Yenik düşmek, yenilmek.

Iletişim Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.

Joy Neşeli ve hoşça vakit geçirmek.

Haz Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk.

Zevk Hoşa giden ve eğlendiren şey.

Arzu İstek, dilek.

İrade Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

Özel Olmak Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.

Ego Ben

Samimiyet İçten ve kalbden olan sevgi ve bağlılık

Güleryüz

Arkadaşlık Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.

Alçakgönüllülük Alçak gönüllü olma durumu, tevazu, mahviyet, mütevazılık.

Sormak Birine soru yönelterek herhangi bir konuda ondan bilgi istemek.

Etkileşim Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi

Adalet Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme

Tecrübe Bri konuda daha önce bilgi ve uygulama olarak deneyim sahibi olmak.

Cahillik Bilgisizlik veya gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur.

Deneyim Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı.

Hoşgörü Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.