Epikürosçuluk

Epikürosçuluk

Kurucusu olan Epiküros’un adıyla anılan felsefe disiplinidir ve temel sorunu AHLAK’tır.


Epikür’e göre felsefe; insanın mutluluğunu sağlayacak imkânları ve araçları araştırmalıdır. Korkulardan kurtulmak için MATERYALİST/MADDECİ bir dünya görüşünü benimsemek gerekir. Sağlam bilginin ölçütü nedir? Sorusuna yanıt aramıştır. O’na göre doğru bilginin kaynağı; duyu organlarının verileridir. VARLIK konusunda; Demokritos’un ATOMCU görüşünden hareket eder. AHLAK; insanın mutlu olabilmesi için TANRI, ÖLÜM, KADER gibi korkulardan kurtulması gerekir. Hazcı ahlâkı savunan ve Tanrı’nın evrene müdahalesini reddeden varlık görüşüyle Epiküros felsefesi, bu süreçte daha ağır basan ve döneme çok büyük ölçüde damgasını vuran felsefe olmuştur.

Aslen Sisamlı olan ve daha sonra Atina'ya yerleşen Epiküros (M.Ö. 341-270)'un, bu şe­hirde kurduğu felsefe öğretisine Epikürcülük adı verilmiştir.

Epikür felsefesinin ağırlık noktasını, karak­teristik bir özelliğe sahip olan "ahlak" oluştu­rur. Bu düşünürün ahlak görüşleri fiziğine, fi­ziği de Demokritos'un atom teorisine dayanır. Buna göre Epikür, gerçekliğin sayısız ve gö­rünmeyen küçük parçalardan, yani atomlar­dan meydana geldiğini ve bunların boş mekan içinde tamamen mekanik olarak hareket ettik­lerini kabul eder. Yalnız Epikür, temel olarak dayandığı Demokritos'un atom teorisinde kü­çük bir değişiklik yapar: Demokritos'a göre başlangıçtan itibaren sonsuz bir hareket halin­de bulunan atomlar, Epikür'e göre boş me­kan içinde dikey olarak düşerler. Ancak bu dikey düşüşte hesaplanması mümkün olmayan küçük sapmalar meydana gelir. Dolayısıyla Epiktir de Demokritos gibi mekanik zorunlu­luğu kabul eder. Ancak onun için mekanik zo­runluluk, Demokritos'un iddia ettiği gibi mut­lak değildir. Çünkü bu zorunluluktan küçük sapmalar olmaktadır ve bunu büsbütün orta­dan kaldırmak mümkün değildir. İşte Epikür'ün bu düşüncesi, rastlantının bir dereceye kadar mümkün olduğunu (Çünkü Demokritos'ta raslaniı diye bir şey yoktur), dolayısıyla da insan eylemlerinde belirli bir özgürlük payı­nın bulunduğunu göstermektedir.

Başka söyleyişle Epikür determinist değil­dir; nedensiz bîr sonucun mümkün olduğunu kabul eder. Son tahlilde Epiktir ahlak bakı­mından sınırlanmış özgürlüğün yani sonuçsuz nedenlerin gözönünde bulundurulması gerek­tiğini hatırlatıyor.

İşte Epİkür'ün Demokritosçu atom görüşü­ne dayalı bu fizik görüşü, ahlak açısından evre­nin kö'r bir mekanik zorunluluğun, göre işledi­ği ve dolayisıyle kaderin, bir yandan bu kör zo­runluluğa, diğer yandan ise hesabı mümkün olmayan bir rastlantının sonucu ortaya çıktığı düşüncesini doğurmuştur. Öyleyse insan kade­re karşı kayıtsız kalmalıdır. Çünkü insan, an­cak kendi iradesinin ürünü olan şeylere ilgi du­yabilir. Dolayısıyle hayat ve ölüm karşısında da kayıtsız kalmalı ve yalnızca akıllıca davra­nıp bize sunulan bir yığın şeyden mutluluk sağ­layanları ayırmasını bilmelidir. Epikür'ün "akıllıca davranmak" sözünden amacı, sonunda acı doğuran şiddetli hazlardan kaçınmaktır. Çünkü insan onlar olmadan yaşayamayacağın­dan temel hayati ihtiyaçlarını tatmin etmek­ten geri durmayacaktır. Yalnız insan hiçbir şe­ye gereğinden fazlaya rağbet etmemelidir; çünkü fazlalık sonunda her zaman acıya ne­den olur. Sonra insan şan ve şeref gibi su İne ve görünüşe dayalı değerlerden uzak durmayı da bilmelidir. Bu sahte değerler İnsanı, hep da­ha fazlasını elde etmeye tahrik ederler, ama bunlara yeter derecede sahip olunamayacağı için, insan sürekli bir huzursuzluk içine düşer. Bu yüzden sonunda duyumsuzluk ve tiksinti yaratmayacak olan manevi hazlara ilgi göster­melidir. Bir de İnsan uyuşabildiği, kendisiyle aynı düşüncede ve karakterde olan insanlarla dostluk etmelidir. Bu düşüncenin bir sonucu olarak Epikürcüler, İlkçağda, gerçekten ben­zerine ender rastlanan bir arkadaş topluluğu kurmuşlardı.

Aristoteles'ten sonraki felsefe okullarım meşgul eden temel sorunlardan biri de, insa­nın ölüm karşısında nasıl bir tavır takınması gerektiği sorunuydu. Epikürcüler ölüme karşı korkusuz ve kayıtsız bir tavır takınmak gerek­tiğine inanırlar. Çünkü hayatla birlikte her şey sona eriyor ve artık içinde yaşamadığımız za­man, içinde hiç yaşamamış olduğumuz zaman kadar bizi İlgilendirmez. Var olduğumuz süre­ce ölüm yoktur ve ölüm var olunca da artık biz yokuz. Öyleyse ölüm korkulacak bir şey de­ğildir.

Aynı şekilde cehennem azabından da kork­mamak gerekir. Çünkü ruh maddi bir şeydir, bedenin karşılaştığı durumlar onun için de ge­çerlidir. Ruhun son derece incelmiş madde ol­duğu hastalık sonucu bayılmada, afetlerde, anestezide, sayıklamada görülebilir. Çünkü bu durumlarda bedenin ruh üzerine yaptığı et­ki, özellikle ruhun bedenin güç ve imkanları­na paralel olarak gelişmesi ya da çöküntüsü, yani yaşlanmasıdir. Ayrıca hastalıklar da ruh üzerine etki ederler, üstelik beden olmasaydı ruh asla ortaya çıkamazdı, yani kendini dışlaştıramazdı. Platoncuların ölümün ruhun daha yüce bir hayata geçişi, fikrini kabul etmeyen ve eleştiren Epikür yaşarken ölüm yok demek­tir, ölüm gelmişse artık biz yokuz, dolayısıyla ölümle bizim aramızda hiçbir ilişki sözkonusu edilemez ve onun İçin korkulamaz, demekte­dir.

Öyleyse asılsız korkular, varlığımızın amacı olan mutluluğu kazanmaya engel olmamalı­dır. En yüce iyi olan mutluluk, aynı zamanda en yüce hazdır. Geçici duyuma bağlı haz de­ğil, sürekli hal olan hayatın çalkantılarına kar­şı korunmuş olduğunu bilen derin sükun ve tam hoşnutluk halidir. İşte bunun içindir ki, zihnin zevkleri şehvete tercih edilmelidir, çün­kü süreklidirler. Oysa duyum, an gibi geçici­dir. Ayrıca her türlü aşırılıktan da kaçınılmalı­dır. Ancak bazı elemler iyilik sayılmalıdır, söz­gelimi ameliyat gibi. Çünkü ameliyat ile sağlığa kavuşulur.

Epikürcülerin dine karşı tavırları olumsuz­dur. Onlara göre dinin en büyük sakıncası, in-sanısürckli olarak korku içinde bulundurması-dır. Bu korkudan kurtulmak gerekir; bunun çaresi de dinle olan bütün ilgileri kesmektir. Epikür'e göre eğer tanrıların olması gerekliy­se, onlar "ara alemlerde" yaşayan muilu varlık­lar olmalı ve dünya işleriyle meşgul olmalıdır­lar. Çünkü dünyada öylesine kötü şeyler bu­lunmaktadır ki, bunlar tanrılık İşler olamaz­lar. İşte Epİkür'ün tanrılarına saygı ve ibadete uygun olmayan bu görüşleri, haklı olarak ate­ist olarak tanınmalarına yol açmıştır.

Kuşkusuz içinde yaşadığı politik oriam her düşünürü etkilemiştir. Daha Aristoteles zama­nında Yımanşehir-devleılcri çökmeye başla­mış, İskender'in İmparatorluğunu kuruşun­dan sonra da Yunanistan bu imparatorluğun bir eyaleti haline gelmişti. Böylece Yunanis­tan, politik özgürlüğünü bir daha elde etme­mek üzere yitirmiş oldu. Çünkü İskender im­paratorluğunun dağılmasından sonra Yuna­nistan, bu kez de Romalıların eline geçmiştir. İşte bu durum karşısında Epikürcüler ve Stoa-lılar ortak bir temelde birleştiler: Kişi kendi dünyasına çekilmeli ve bireysel bir hayal yaşa­malıdır. Stoalılar bu hayatı yaşamak için devle­ti bir engel olarak görmezler ve evrensel (koz­mopolit) bir devlet düşünürler. Epikürcüler ise, yine ahlak ve fizik görüşlerine dayalı ola­rak, devleti büyük bir kitle için kurulmuş bir teşkilat olarak görürler. Epikürcülerin ideali, daha önce de söz edildiği gibi, sevilen uyum içinde olunan arkadaşlarla, sınırlı bir çerçeve­de birlikte yaşanılan bir hayattır. Öyleyse Sto-alıların bir dünya devleti istemelerine, yani kozmopolit olmalarına karşı, Epikürcüler tam anlamıyla bireycidirler.

Nitekim Atina'nın çalkantılı ortamına rağ­men Epikürcüler Atina'daki "EpikürünBahçesi"ni bir barış adacığı şekline dönüştürmüşler­dir. Epikür'ün ölümünden sonra okulun (Epi-kürün Bahçesi) yönetimi Mytileneli Hermakhos'a, ondan sonra Polystratos'a geçti. Epikürün görüşlerinin yaygınlaşmasında Metrodoros ile Kolotes'in etkileri daha çok oldu. Günümüze yazılarının bir kısmı kalmış olan La-konlu Demetrios, dört yüzden fazla eseri olan Apollodoros, derslerini ünlü Romalı hatip ve felsefeci Cicero'nun izlediği Sidonlu Zenon, yine Cicero'nun Öğretmeni olan Phiadros, Epiküros okulunun başında M.Ö. 5L yılına kadar kalan Patro Epikürosçuluğun oluşmasında katkıları bulunan belli başlı isimlerdir.

Romada M.Ö.II. yüzyıldan itibaren tanınan Epikürosçuluk, Amafinius'un yazılarıyla yay­gınlaştırılacak, Cicero döneminde ise en göz­de akım haline gelecektir. Nitekim, Lucreti-us'un Evrenin Yapısı adlı eserde Epikürcü fizi­ğin etkisi açıktır. Yine T.Cassius, L.Torgua-tus, T.Fomporius Attİcus, Cacsar, Horatkıs, Cienç Plinius Epİkür'ün Romalı izleyicileridir.

Orta Çağda Epikürcülük, Cicero'nun yazıla­rıyla kilise babalarının tartışmalarından tanın­dı. Daııtc zamanında Epikürcülük ruhun ölümsüzlüğünü ve ilahi takdiri inkar etmekle bir tutuluyordu. XV. yüzyılda Epikürcü ahlak felsefesini ilk savunan Lorenzo Valla oldu.

XVI. yüzyılda ünlü Denemeler'm yazarı Mon-taigne ile İtalyan Francesco Guicciardİni Epi­kürcü olarak lanındılar. Yine bu yüzyılda Lu-dovico Ariosto davranışları ve şiirleriyle Epi­kürcülüğün temsilciliğini üstlendi. Ancak Ye­ni Çağ'da Epikürcülük XVlI.yüzyılda Fransız rahip Picrre Gassendi'nin Eptküıvü Felsefe Üzerine Bir İnceleme'siylc yeniden canlandı. Gasscndi'yle (aynı zamanda Dcscartes ile de) dost olan Thomas Hobbcs haz teorisine yeni ve canlı bir yorum getirmeye çalıştı. Böylece XVII. ve XVIII. yüzyılda Epikürcülük Fran­sa'da geniş bir taraflar halkası oluşturdu. Yi­ne İngiltere'de Adam Smith, sonra Jercmy Benıham Epikürcü bir anlayışla "ahlaki mate­matik" olarak niteledikleri salt faydaya dayalı bir ahlak kurmaya çalıştılar. Nitekim faydacı­lık akımının oluşmasında önemli katkısı bulu­nan J.S. Mili Epikürcü haz anlayışına dayanı­yordu.

Freud da psi­kanaliz öğretisinde Epikürcülükten yararlan­mıştır.


Anahtar Kelimeler
Epikürosçuluk, Epikür, Epikur, Epiküros, Demokritos, atomculuk, ahlak, materyalist
İlgili Diğer Konular

Helenistik Dönem (Felsefe Terimleri Sözlüğü) (MÖ. 3.YY- MS. 3.YY) Eski Çağ felsefesinin Helenistik veya Post-Aristoteles dönemi Helenistik dünyada geliştirilen birçok farklı düşünce ekolünü kapsar.

Septisizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Her tür bilgi savını şüpheyle karşılayan ve bunların temellerini etkilerini ve kesinliklerini irdeleyen tutum.

İlk Çağ Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) M.Ö. 700’lü yıllarda başlayıp, M.S. 300 yıllarına kadar devam eden bir dönemdir.

Sensualizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bilginin duyumdan geldiğini savunan öğreti.

Abdera Düşünürleri (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Abdera Düşünürleri olarak adlandırılan filozoflar, antik çağ atomculuğunun fikir önderleri olan Demokritos ile Leukippos'tur.

Atomculuk (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Maddeci filozoflar Empedokles ve Anaxagoras'ın ardından Leukippos ve onun öğrencisi Demokritos tarafından benzer bir materyalizm doğrultusunda oluşturdukları ve geliştirdikleri atom düşüncesiyle anılan felsefe okulu.

Materyalizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüş. Özdekçilik

Doğa Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) (M.Ö. 7.YY - M.Ö. 5.YY) Akıl yoluyla doğaya yönelerek “ilk neden” sorunu üzerinde duran ve elde ettiği sonuçları deney ve gözlemle temellendirmeye çalışan felsefi ekollerdir.

Mısır'ın Yunan medeniyeti üzerindeki etkisi (Tarih) Yunanlılar, Sokrates'den evvelki devirlerde yaşamış hakimlerden, yeni Eflatuncu hakimlere kadar, ilimleri öğrenmek için Mısır'a gitmişlerdir.

Sokrat Öncesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) MÖ. 7.YY - 5.YY. Genel olarak, yapıtlarının tamamı birkaç metinsel parça ve sonraki filozofların ve tarihçilerin aktardıklarıdır.

Ahlakdışıcılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Nietzsche'nin ahlak felsefesidir.

Pythagorasçılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Pythagoras ve ona bağlı olanların felsefe, matematik, ahlak ve din öğretisi.

Ödev Ahlakı (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Ahlaki eylemde bulunmayı ahlak yasasına uyma olarak kabul eden öğreti.

Amoral (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Ahlak dışılık anlamına gelmektedir. Temellerini ahlaki öğretilerden almayan düşünce biçimidir.

Ahlakın Metafiziği - Immanuel Kant (Felsefe) En büyük Alman “idealist” filozoflarından ve bireysel tefekkür arayışının ustası olarak kabul edilen Kant, Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi adlı eserinden.

Siyaset Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Demokrasi, yasama, siyasal ahlak gibi hukuku, siyasal yaşamı, toplumsal konuları ilgilendiren genellikle normatif sorunlar üzerine eğilen bir araştırma alanıdır.

Objektifizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanı kendi mutluluk ve ahlak değerlerini oluşturarak gerektiğinde tüm dünyaya karşı kahramanca yaşaması gereken soylu bir varlık olarak gören, üretim başarılarını kisinin en büyük eylemi ve erdemi sayan kollektivizm karşıtı bir felsefedir.

Ahlak (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanların toplum içindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar dizgesi, başka insanların davranışlarını olumlu ya da olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünüdür.

Geçmişten Günümüze Ahlak Felsefeleri (Felsefe) Hangi eylem ve davranışlarımız doğru veya yanlıştır? Ahlaklı ya da ahlaksız olmanın kriterleri nelerdir? Eski Antik Çağ’dan günümüze değin bazı tanınmış filozofların bu sorulara yanıtları.

Etik (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Felsefenin ahlaki değerle ilgili olan alt dalıdır.

Stoacılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Kıbrıs’lı Zenon tarafından kurulan felsefe disiplinidir. Mantık, Metafizik, Etik olmak üzere 3 dala ayrılır.

İlgili Kişiler

Epikür (Ünlü Kişiler) Helenistik felsefenin en önemli düşünürlerinden birisidir.

Lucretius,Titus (Ünlü Kişiler) Yazılarını bitiremeden çıldırmış, kendi eliyle canına kıymış Roma dönemi şair ve filozof.

Montaigne, Michel de (Ünlü Kişiler) 16. yüzyıl Fransız deneme yazarı.

Marks, Karl (Ünlü Kişiler) Filozof, politik ekonomist ve devrimci. Komünizmin kuramsal kurucusudur.

Cicero (Ünlü Kişiler) Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar.

Demokritos (Ünlü Kişiler) Atom veya bölünemeyen öz teorisiyle tanınan antik Yunan filozofu.

Platon / Eflatun (Ünlü Kişiler) Görüşleri Islam ve Hristiyan felsefesine derin etkide bulunmuş önemli bir Antik Yunan filozofudur.

Aristo (Ünlü Kişiler) Antik Yunan filozof.

Abelard, Peter (Ünlü Kişiler) Fransız skolastik düşünürü, tanrıbilimci; dil, diyalektik ve ahlak filozofu.

Ferguson, Adam (Ünlü Kişiler) Politik ekonomiyi ahlaki felsefeye bağlayan bağları sıkılaştırmaya çalışan bir ahlak bilimi uzmanıdır.

Mill, John Stuart (Ünlü Kişiler) Bilgi kuramı bakımından deneyselcilik, ahlak felsefesi bakımından da faydacılık akımına bağlı İngiliz İktisatçısı ve filozofudur.

Konfüçyüs (Ünlü Kişiler) Ünlü bir Çinli filozoftur. Zannedilenin aksine bir din adamı değildir ve dinle ilgili çok fazla konuşmamıştır.

Kropotkin (Ünlü Kişiler) Anarko komünist Rus yazar, anarşizm kuramcısı.

Descartes (Ünlü Kişiler) Fransız matematikçi, bilimadamı ve filozof.

La Rochefoucauld (Ünlü Kişiler) İnsan davranışları ve erdemin kökleri üzerine yazmış Fransız ahlakçı yazar.

Foucault (Ünlü Kişiler) Fransız filozof, fikir tarihçisi, sosyal kuramcı ve edebi eleştirmen.

Hume, David (Ünlü Kişiler) İskoç filozof, ekonomist ve tarihçi.

Schopenhauer, Arthur (Ünlü Kişiler) İrrasyonalist ve karamsar olarak bilinen Alman düşünür.

İlgili Özlüsözler

Suç (Özlüsözler) Yasalara veya ahlak kurallarına aykırı davranış.

Güç (Özlüsözler) Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.

Eğitim (Özlüsözler) İnsanın yeteneklerinin, özellikle ahlak yetilerinin geliştirilmesi için ona yön ve biçim verilmesi; bu yolda yapılan bilinçli ya da bilinçsiz etkilerin tümü.

Vicdan (Özlüsözler) Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç.

Ahlak (Özlüsözler) Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları.

Erdem (Özlüsözler) Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet.

Asosyallik (Özlüsözler) Sosyal olmamak, genel kabul görmüş kuralların dışında hareket etmek.

Saygı (Özlüsözler) Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu.

Hırsızlık (Özlüsözler) Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak.

Adalet (Özlüsözler) Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme

Din (Özlüsözler) Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet

Günah (Özlüsözler) Cezayı gerektiren eylem. Dine aykırı iş.

Ateizm (Özlüsözler) Tanrının olmadığını savunan ve dinleri reddeden görüş.

Aldatmak (Özlüsözler) Beklenmedik bir davranışla yanıltmak.



Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.