Psikanaliz

Psikanaliz

Bazı ruh ve akıl hastalıklarının, sinir bozukluklarının iyi edilmesinde kullanılan bir tedavi usulüdür.


Bu usulü ilk önce, 1898’de, Dr. Sigmund Freud uygulamış, «ruh çözümlemesi» anlamına gelen «psikanaliz» terimini de o kullanmıştır.

Psikanalizin esası şudur: İnsanın yerine getirilememiş, geri itilmiş birtakım istekleri vardır. Bunlar bilinç (şuur) ile bastırılmış, bilinçaltına kapatılmıştır. Bilinçaltında karmaşa halinde bulunan bu istekler zaman zaman teper, bazı ruh bozuklukları, sinir buhranları, hatta vücut hastalıkları şeklinde ortaya çıkar. İşte, psikanaliz, bu’ bilinçaltı istekleri, bilinç alanına çekerek, zararsız hale getirmeye çalışır.

Psikanaliz, Freud’dan beri çok yayılmış, çok gelişmiş, bir kuram olmaktan çıkıp bir pratik bir bilim halini almıştır. Freud’un kendisi de, başlangıçtaki aşırılıkların zamanla, sayısız deneylerle kontrol etmiş, bunları daha doğru, daha akla yakın, gerçeğe uygun, tedavide verimli hale getirmiştir. Onun sağlığında da, ölümünden sonra da, psikanaliz usullerini benimsiyen Jung, Adler, Beaudouin gibi psikanalistler, bu bilim kolunu yalnız bir klinik tedavi usulü halinde bırakmamışlar, ferdin ruhunun, toplum davranışlarının ortak açıklanmasını sağlayacak genel bir anlayışa götürmüşlerdir.

Cinsel Duygular

Freud, psikanalizi her şeyden önce, cinsel duygulara dayar. «Cinsiyet, insanda kişiliği aşan, onu insan nev’ine bağlayan, canlı organizmanın gerçekte tek çalışma alanıdır» der. Bu bakımdan cinsel hayat, yaşamayı sağlama, kendini devam ettirme, ölümden kaçma gibi içgüdülerin kaynağı olduğu gibi, insandaki ruhi hayatın da sebebi, temelidir. Kişiliği doğuran da odur. Onun için, ruhi hayatı cinsel hayattan ayırmaya imkan yoktur.

Psikanalizcilere göre çocukta cinsel tatmin hali, hemen hemen anasından doğar doğmaz başlar. Bu cinsel tatminin üreme organları ile hiçbir ilgisi yoktur; cinsel enerjinin her hangi bir faaliyetle harcanmasından ibarettir. Bu enerjinin belli bir nesnede karar kılmasına, psikanaliz dilinde «libido» denir Libido, sonraki yaşlarda göstereceği gelişmelerle insan ruhunun birçok gizliliklerini çözmekte bir anahtar işi görür.

Gene Freud’a göre, çocukta cinsel tatmin, 3 yaşından başlayarak git gide, büyüklerinkine benzemeye yönelir. 3-8 yaş arasında, çocuk, birine düşkünlüğünü, bundan duyduğu zevki gizlemesini öğrenir. Bu içgüdüyü gizlemeye götüren, çevreden gelen yasak duygusudur. Böylece, cinsel güç çocuğun içine itilmiş bulunur ki buna- «itme», ya da «itilme» denir. Toplum ahlakına ait kurallar, itilmeyi sonradan kuvvetle devam ettiren sebeplerdir. Cinsel duyguyla çevrenin yasaklarının karşılaşmasına psikanalizde «çatışma» denir. Çatışma ne kadar kuvvetli olursa, bunun sonucundaki itilme de o kadar derinleşir. Harcanmasına, serbestçe dışarı vurulmasına çevrenin izin vermediği bu içgüdüler, «ben»in sansürüne uğrarlarsa bir «karmaşa» kompleks meydana getirirler.

Karmaşaların Kaynağı

Bazı karmaşalar (kompleksler), bütün insanlarda ortaklaşa var oldukları için tip halini almışlardır: «Oiclipus kompleksi», «Narkissos kompleksi» gibi. Adını Eski Yunan mitolojisindeki Oidîpus masalından alan bu kompleks, önce, küçük çocukta, erkekse anaya sevgi, babaya düşmanlık şeklinde kendini gösterir. Büyük insanda ise, çeşitli hastalık hallerinde belirir; bazı durumlarda insanı gerçekten baba katili yapar, Unutulmaması gerekli nokta, Oidipus kompleksinin, belirme şartının ruh hastalığı hali olmasıdır. Narkissos kompleksi de, adını gene bir Eski Yunan efsanesinden almıştır. «Ben»in, yani kendine karşı duyulan sevginin hastalık sayılacak derecede gelişmesi; çocukluktan başlayarak cinsiyet duygusunun tatmin edilmeyişi yüzünden itilerek bir kompleks halini alması demektir.

Normal hayatında, insan, «çatışma»nın doğuracağı ruh bozukluklarını doğal bir «telâfi» yolu ile karşılar. «Telâfi» psikanalizde, cinsiyet içgüdüsünün ve enerjisinin, «çatışma»yı aşarak, itilecek yerde, yolunu değiştirmesidir. Örneğin unutkanlık telafi şekillerinden biridir; insanın kendi kendisini korumasıdır. İnsan, kendisini çok üzecek, ruh dengesini bozacak bir olayla karşılaşınca, bazı hallerde bununla ilgili bir şeyi, örneğin bu olayın sebebini unutuverir. Jung’un bir hastası, bir insanın adını bir türlü hatırlayamıyordu. Ne zaman ondan bahsedecek olsa, adını daima başkasına sormak zorunda kalıyordu. Sebebi araştırılınca bu adamın, onun nişanlısını elinden alan kimse olduğu meydana çıktı. Delikanlının gururu, «sansür» vazifesi görüyor, bir skandala meydan vermemek için onu, rakibine karşı sert bir harekette bulunmasını önlüyordu. Duyduğu ıstıraptan kurtulma zorunluğu, hastaya, o adamı unutturmuştu.

«Telâfi»nin değişik şekillerinden biri de «yücelme» (süblimasyon)dur. Yücelme bir ruh mekanizmasıdır ki, sansürle çatışan kuvvetli cinsiyet duygusunun karmaşa haline geldikten sonra her hangi bir ruh istidadı, bir iç çalışması şeklinde bilinç yüzüne çıkmasıdır. Sanat çalışmaları bu çeşit telafi şekillerindendir. Sanatçının tatmin edilmemiş cinsel hayatı, bilinçaltında öyle bir karmaşa meydana getirir ki, bunun belirtisi artık hiçbir cinsel karakter taşımaz. Tersine, karmaşa, yüceltilmiş bir ruh olayı, bir sanat çalışması halinde bilinç yüzüne çıkmıştır: Van Gogh’taki çiğ renklerle boşalma yücelmenin değişik belirtilerinden biridir. Gene ünlü İtalyan ressamı Leonardo Da Vinci’nin akıllara durgunluk veren bir yorulmazlıkla insan bilgisinin her alanında eser vermiş olması böyle bir yücelmenin sonucudur.

Psikanalizin Tedavi Usulleri

Telafi, yücelme gibi boşalma olmazsa karmaşalar birtakım ruh bozukluklarına yol açar. Psikanalizciler bu gibi bozuklukları iyi etmek için birçok usullere başvururlar.

Bunlardan biri «boşaltma», ya da «serbest çağrışım» usulüdür. Bu usulün tatbik edileceği hasta, loş bir odada kabul edilir, bütün adalelerini gevşek bulunduracak şekilde yatırılır, hekim de arkasına geçer, hastayı konuşturur. Hastalık, araziyle ilgili sözler, hasta için bilinçli olmasa bile, onda mutlaka bir tepki uyandırır; yani hasta, rastgele aklına hücum eden, birbirini çağıran sözleri sıralarken, kendisinin hiç farkında olmadığı, ama hastalığı ile, hastalığının sebebiyle ilgili bir kelimeye gelince ya heyecanlanır, ya duralar, ya bütün bütün sinirlenerek bu usule karşı ayak direr, ya da o kelimeyi çabucak atlamak ister. Rahat rahat konuşurken hastanın gösterdiği bu anormal haller, psikanalizci hekim için birer belirtidir. Ondan sonraki çalışmalarını bu belirtiler üzerinde toplayarak sebebi bulur. Psikanaliz tedavisinde önemli olan, sebebi bulmaktır. Sebep hastaya kabul ettirilirse, hastalık belirtileri ortadan kalkar, ruh hastası iyileşir.

ikinci usul, rüyaların tahlilidir. Gerek Freud, gerek öbür psikanalizciler, genel olarak, rüyaları «akıl sansüründen kurtulmuş isteklerin bilinç yüzüne çıkması» saymışlardır.

Bu konuda Freud’un ünlü bir denemesi şudur: Hasta, boyuna rüya görüyordu; rüyasında bisikletle giderken peşine düşen bir köpek, topuğunu ısırıyordu. Hasta bisikletten inip topuğunu uvuştururken iki kocakarı kendisiyle alay ediyorlardı. Freud, her gece sabaha karşı aynı rüyayı gören hastayı sorguya çekerek rüyasını çözdü: Delikanlı eskiden bir kıza aşıktı. Kıza, bisikletle dolaştığı sırada rastlardı. Kızın yanında bir de köpek vardı. Kendisi, isteğini tatmin edemediği için başka şehire taşınmış, sevgilisini unutmuştu. Ama, içindeki istek ölmemiş, kılık değiştirerek rüyasında meydana çıkmıştı. Onu alaya alan kocakarılar, kendisine yüz vermediği için, kendi de farkında olmadan, öyle görmek istediği, çirkinleştirdiği sevgilisinden başkası değildi.


Anahtar Kelimeler
Psikanaliz, psikoloji, Freud
İlgili Diğer Konular

İlkel Benlik - Id (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Freud‘un psikanaliz kuramında, benlik ve üstbenlikle birlikte insan kişiliğini oluşturan üç öğeden biridir.

Postyapısalcılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Yapısalcılık sonrası denilen dönem içinde ortaya çıkmış ve kendisini en temelde yapısalcılığı sorunsallaştırmakla temellendirmiş olan düşünce biçimi.

Seri Katiller (Felsefe) Seri katiller nasıl düşünür ve hangi bilinçaltı reaksiyonları onları bu hale sokmuştur? Yazıda bu kilit sorunun cevabını bizzat aktörlerinden alacağız.

Ben (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bireyin öznel bütünlüğü. Ego

İnsan Tabiatını Tanıma - Alfred Adler (Felsefe) Viyana'da vermiş olduğu konferansların derlemesinden oluşmuş kitabın özetidir.

Insanoğlunun Mutluluk Arayışının Olumlu Sonuçlanması Olası mıdır? (Felsefe) "Medeniyet ve Hoşnutsuzlukları" isimli eserinden yapılan bu alıntı Freud’un kötümser görüşlerinden bazılarının açık ifadesidir.

Bilinçaltı (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Gerçekte bilinç süreçleri olmadıkları halde bilinç süreçleri üstünde etkisi bulunan ruhsal süreçlerdir.

Altbilinç (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bilinç süreçlerini etkileyen bilinçdışı ruhsal süreçler. Dilimizde daha çok bilinçaltı deyimiyle dile getirilmektedir.

Voluntarizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İstenç (isteklilik) akıl yürütmek değil, bilinçsiz bir dürtüdür. Aslında, istenç tüm realitenin özünde bulunan kuvvettir ve her türlü gerçekliğin temel ilkesidir.

Mimesis (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Taklit; benzetme, örnek alınan şeyi yeniden yapma.

İlgili Kişiler

Adler, Alfred (Ünlü Kişiler) Bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikologdur.

Freud, Sigmund (Ünlü Kişiler) Avusturyalı ruh doktoru, psikanalizin kurucusu

Erich Fromm (Ünlü Kişiler) Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur.

James, William (Ünlü Kişiler) Charles Sanders Peirce ve John Dewey ile birlikte pragmacılık görüşünün kurucuları arasında gösterilen Amerikalı ruhbilimci ve felsefeci.

Nietzsche (Ünlü Kişiler) "Güç Istenci", "Üstinsan", "Bengüdönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof.

Lichtenberg (Ünlü Kişiler) Alman doğa bilimleri, astronomi ve matematik profesörü, yazar, eleştirmen.

Comte, Auguste (Ünlü Kişiler) Fransız sosyolog, matematikçi ve filozoftur. Sosyolojinin babası olarak tanınır.

İlgili Özlüsözler

Psikoloji (Özlüsözler) Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü.



Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.