Sorun

Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum.

Harun is having trouble losing weight. - Harun zayıflamada sorun yaşıyor.

Kızlar sorundan başka bir şey değildir. - Girls are nothing but trouble.

Wenn du nicht bereit bist, dir die Mühe zu machen zu lernen, wie man einen Hund dressiert, dann schaff dir keinen an. - If you're not prepared to take the trouble to learn how to train a dog, don't get one.

Sorun, mesele, problem

Sorun, mesele, problem

Sorun konusunda özlüsözler

Sorun

"Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez."

Sorun Çözüm
Sorun

"Yaşamınızdaki her sorun, içinde bir armağan saklar."

Acı Çekmek Sorun

Tamamlayıcı Konular

Zorluk Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma.

Dert Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum.