Yargılamak

Bir karara varmak için davalı ile davacıyı dinlemek.

I had to judge it for myself. - Onu kendim için yargılamak zorunda kaldım.

İnsanları dış görünüşüyle yargılamayın. - Don't judge a person by his appearance.

Yargılamak, muhakeme etmek, yargı, muhakeme, değerlendirme, karar, hüküm

Yargılamak, muhakeme etmek, yargı, muhakeme, değerlendirme, karar, hüküm

Yargılamak konusunda özlüsözler

Yargılamak

"Hapishaneler, devlet tarafından korunan, suç üniversiteleridir."

Suç Yargılamak
Yargılamak

"Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, çok sor."

Dinlemek Gözlemlemek Sormak Yargılamak
Yargılamak

"Tek gerçek yasa, özgürlüğü sağlayan yasadır. Başka yasa yoktur."

Anarşizm Yargılamak Özgürlük

Tamamlayıcı Konular

Bahane Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Günah Cezayı gerektiren eylem. Dine aykırı iş.

Ahlak Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Adalet Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme

Mantık Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi.

Önyargı Konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan peşin hüküm vermek.

Kanun Devletin düzeni sağlamada herkesin uyması için koyduğu yasalar.