Camus, Albert

Camus, Albert ve Özlüsözleri

1913 / Cezayir, Mondovi
1960 (47 yaşında) / Fransa, Villeblevin

AbsürdVaroluşçuluk

Varoluşçuluk ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak kabul edilen Fransız yazar ve filozoftur.

Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir "varoluşçu" ya da "absürdist" olarak tanımlamaz. 1957 de Nobel Edebiyat ödülü nü kazanarak, Rudyard Kipling den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

20. yüzyılın en güçlü Fransız yazarlarından biri olan Albert Camus, 1913 te Cezayir in Mondovi kasabasında doğdu. Yoksul bir aileden gelen Camus nün babası bir Cezayir Fransız ı, annesi ise Ispanyol du. Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1914 te babasını kaybetti. Annesi evlerde hizmetçilik yaparak oğlunu okutmaya çalıştı. Ancak Camus, daha bağımsız bir hayat sürebilmek için evinden ayrıldı. 1923 te liseye, ardından da Cezayir Üniversitesi ne kabul edildi. Üniversite eğitimi sırasında sağlığı bozuldu ve 1930 da vereme yakalandı. Hastalığı yüzünden üniversite takımının kaleciliğini bırakmak zorunda kaldı. Bundan sonra çeşitli işlerde çalışmaya başlayan Camus, felsefe eğitimini ancak 1936 da tamamlayabildi.

1934 te Fransız Komünist Partisi ne katıldı. Bu hareketinin kaynağı, Marksist-Leninist öğretisine (doktrinine) desteğinden ziyade, Ispanya da daha sonra iç savaşla sonuçlanacak politik duruma duyduğu kaygıydı. Ancak üç yıl sonra, Stalinist komünizme yakınlığından kaynaklanan Troçkist suçlamasıyla partiden atıldı. Camus 1934 te Simone Hie yle evlendi. Simone bir morfin bağımlısıydı ve Camus yle evlilikleri, Simone nun sadakatsizliğine bağlı olarak son buldu. 1935 de "Işçinin Tiyatrosu"nu (Théâtre du Travail) kurdu fakat bu tiyatro 1939 da kapandı. Aynı yıl, verem hastası olduğundan Fransa ordusuna kabul edilmedi.

1940 ta piyanist ve matematikçi Francine Faure ile evlendi ve 5 Eylül 1945 te Catherine ve Jean adlarında ikiz çocukları oldu. Aynı yıl Paris-Soir dergisi için çalışmaya başladı. Daha henüz "Sahte Savaş" olarak adlandırılan Ikinci Dünya Savaşı nın ilk zamanlarında bir pasifist olarak kaldı. Ancak bu tutumu Paris in Alman ordusu tarafından işgali ve 1941 de, komünist gazeteci Gabriel Péri nin gözleri önünde idam edilmesiyle değişti ve onun da başkaldırmasına neden oldu. Paris-Soir ekibiyle Bordeaux ya gitti ve aynı yıl ilk kitapları olan "Yabancı" ve "Sisifos Söylencesi"ni tamamladı. Camus, Bordeaux yu 1942 de terkedip Cezayir in Oran şehrine gitti ve ardından Paris e döndü.

Camus Ikinci Dünya Savaşı sırasında Naziler e karşı oluşmuş Fransız Direnişi ne katıldı ve bu direnişin bir parçası olarak "Combat" adında bir gazete yayımlaya başladı. 1943 te gazetenin editörü oldu; fakat 1947 de "Combat" ticari bir gazete olunca buradan ayrıldı. Jean-Paul Sartre ile tanışması burada gerçekleşmiştir.

Savaştan sonra, Sartre ve de Beauvoir gibi kişilerin buluştuğu Boulevard Saint-Germain deki Café de Flore u ziyaret etmeye başladı. Bu yıllarda, aynı zamanda Amerika yı turlayarak Fransız varoluşçuluğu hakkında dersler verdi. Politik olarak sol görüşlere yatkın olmasına rağmen komünizme karşı çıkması, ona komünist partilerde arkadaş kazandırmadığı gibi Sartre dan da uzaklaştırdı.

Camus, 1949 da vereminin tekrarlaması yüzünden iki yıl inzivaya çekildi ve "Başkaldıran Insan"ı yayımladı. Bu kitap, Fransa daki birçok sol görüşe sahip arkadaşı ve özellikle de Sartre tarafından hoş karşılanmadı ve Sartre la bütünüyle yollarını ayırdı. Kitabının tatsız yorumlarla karşılanması Camus yü kitap yazmaktan tiyatro oyunları çevirmeye itti.

Camus, 1950ler de kendini insan haklarına adadı. 1952 de Birleşmiş Milletler, Francisco Franco diktatörlüğündeki Ispanya yı üye olarak kabul edince UNESCO daki çalışmalarını durdurdu ve kurumdan ayrıldı. Ayaklanmalarda insandışı bir sertlik kullanan Sovyet metodlarını eleştirdi. Pasifistliğini koruyan Camus, Idam cezasına karşı savaşını sürdürdü.

Cezayir Bağımsızlık Savaşı 1954 te başladığında, Camus kendini ahlaki bir ikilem içinde buldu. Bunun nedeni, Cezayir doğumlu Fransızlar ı betimlemek için kullanılan bir sıfat olan "siyah ayak" olmasıydı. Ancak, sonunda, savaşta Fransa hükümetini savunuyordu. Kuzey Afrika da başlayan isyanın, aslında Mısır önderliğindeki yeni-Arap emperyalizminin ve batıya saldıran Sovyetler Birliği nin işleri olduğunu düşünüyordu. Cezayir in özerk, hatta bir federasyon olmasını savunuyordu; fakat bütünüyle bağımsızlığını desteklemiyordu. öte yandan, Araplar la "siyah ayak"ların beraber yaşayabileceğini düşünüyordu. Bu kriz sırasında ölüm cezasına çarptırılan Cezayirliler in kurtulması için gizlice çalıştı.

Camus, 1955 ve 1956 yıllarında Fransız "L Express" dergisinde yazdı. Bunların ardından 1957 yılında Camus Nobel Edebiyat ödülü nü kazandı. Genel yaklaşım bu ödülün bir önceki yıl yayımlanan "Düşüş" için değil, idam cezasına karşı yazdığı "Réflexions Sur la Guillotine" makalesi için verildiğidir. Stockholm Üniversitesi nde yaptığı bir konuşma esnasında Cezayir konusundaki hareketsizliğini savundu; fakat daha sonra Cezayir de yaşayan annesinin başına ne geleceği konusunda meraklandığını bildirdi. Çelişkili sayılan bu durum Fransız sol entelektüelleri tarafından tepkiyle karşılandı.

Camus, 4 Ocak 1960 ta, Sens yakınlarındaki küçük Villeblevin kasabasında "Le Grand Fossard" isimli bir yerde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Daha sonra mantosunun cebinde bir tren bileti bulunmuştur. Büyük bir olasılıkla, Camus gideceği yere trenle gitmeyi planlamıştı; fakat arkadaşıyla birlikte arabayla dönmeyi tercih etti. Ironik biçimde, Camus daha önce en absürt ölüm şeklinin ne olduğu sorulduğunda, araba kazasında ölmeyi bunlardan biri olarak nitelendirmişti. Kazanın gerçekleştiği Facel Vega marka otomobilin sürücüsü ve yayımcı dostu da Camus yle birlikte hayatını kaybetti.

Camus`ye göre saçma (absürt, uyumsuz) felsefesi

Camus nün felsefeye en büyük katkısı, insanların ne berraklık ne de anlam sunan dünyada bunları aramalarının sonucu olarak oluşan "absürt" fikridir. Filozof bu felsefesini "Sisifos Söylencesi"nde açıklayıp "Yabancı" ve "Veba" gibi romanlarında da işlemiştir.

Genelde varoluşçulukla birlikte ele alınan "Absürdizm" (Saçma, uyumsuzluk felsefesi) ile birçok yazar ilgilenmiş ve bu felsefi düşünce akımını kendine göre yorumlamıştır, Camus "saçma"`nın kurucusu değildir fakat bu düşünce akımında önemli bir yer tutar.

Camus, makalelerinde okuyanı dualizmle tanıştırır. Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık.. Hayatın çeşitli biçimlerde geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur. Sisifos Söyleni`de bu dualizm bir çelişki halini alır: Bir yanda yaşayarak hayatlarımıza değer vermekte öte yandan eninde sonunda yok olacağımız gerçeğini de bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak "Absürt"`ün ta kendisidir. Eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? Bu trajedik kısır döngü nasıl aşılabilir? Camus saçma kavramını burada kurar: yaşamın beyhudeliğinin bilincinde olan insan. Fakat Camus intihardan yana değildir, yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğinin bilincindedir fakat bununla savaşmaktan kaçınmaz.

Varoluşuluk ve absürdizm hakkındaki görüşleri

Bazı eleştirmenler Camus`yü kategorize etmeye çalışarak onun bir varoluşçu ya da absürdist olduğunu söyler. Eleştirmenlerin mi ya da Camus`nün kendi ifadesinin mi doğru olup olmadığı tartışılmakla birlikte, Camus etiketlenmeyi sevmediğini belirterek varoluşçu olduğu tanımına karşı çıkar: "Hayır, ben bir varoluşçu değilim. Sartre ile isimlerimizin yan yana anılmasına hep şaştık. Sartre ve ben kitaplarımızı birbirimizle gerçekten tanışmadan önce yayımladık. Birbirimizi tanıdığımızda ise ne kadar farklı olduğumuzu anladık. Sartre bir varoluşçudur, benim yayımladığım tek fikir kitabı Sisifos Söylencesi`dir ve sözde varoluşçu filozoflara karşı doğrultulmuştur.

Bir absürdist olup olmadığı hakkında da şunları söyler:

"Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt`ü Sisifos Söylencesi`de ele alırken, bir metod arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle "tabula rasa" yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım."

ÖzlüSözleri

"Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür."

"Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır."

"Insan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır."

"Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür."

"Bugün karım öldü fakat neyse ki masamın üstü beni oyalayacak bir sürü evrakla dolu."

"Insan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır."

"Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız."

"Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir."

"Inancın yere düşerse silahın da yere düşer."

"Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir."

"Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır."

"Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır."

"Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın,ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir."

Anahtar Kelimeler
Camus, Albert, Varoluşçuluk, absürdizm, Nobel Edebiyat ödülü, Cezayir, Mondovi, Cezayir Üniversitesi, Fransız Komünist Partisi, Marksist-Leninist, Stalinist komünizm, Troçkist, Simone Hie, Işçinin Tiyatrosu,Théâtre du Travail,Francine Faure,Paris-Soir,Sahte Savaş,L Express
Benzer Kişiler

Sartre (Ünlü Kişiler) Felsefi içerikli romanlarıyla 20. yüzyıl’a damgasını vuran düşünürlerden biridir.

Derrida, Jacques (Ünlü Kişiler) Edebiyat eleştirmeni ve dekonstruksiyonizm olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur.

Montaigne, Michel de (Ünlü Kişiler) 16. yüzyıl Fransız deneme yazarı.

Nietzsche (Ünlü Kişiler) "Güç Istenci", "Üstinsan", "Bengüdönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof.

Epiktetus (Ünlü Kişiler) Yunan stoacı filozof.

Kierkegaard (Ünlü Kişiler) Varoluşçu filozofların ilki olarak kabul edilen Danimarkalı, teolog, şair ve yazar.

Abbagnano, Nicola (Ünlü Kişiler) Önde gelen İtalyan varoluşçusu.

Cioran, Emil (Ünlü Kişiler) Filozof, deneme yazarı ve tanınmış 20. yy. retorik sentezcisidir.

Jaspers, Karl (Ünlü Kişiler) Felsefede varoluşçu akımın teorisyenlerinden Alman filozof ve psikiyatrist. Modern psikiyatri, din felsefesi, tarih felsefesi ve siyaset felsefesinde önemli etkileri olmuştur.

Heidegger, Martin (Ünlü Kişiler) Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olan Alman filozof.

Kant, Immanuel (Ünlü Kişiler) Felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiş, Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biridir.

Tamamlayıcı Konular

Isyana Dair - Camus (Felsefe) Direniş üzerine Camus'un düşünceleri.

Egzistansiyalizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanın dünyadaki varoluşunun somutluğuna ve sorunsallığına ağırlık vererek yorumlayan felsefi yaklaşımların ortak adı.

Absürdizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanlığın evrende bir anlam bulmasına yönelik uğraşlarının boşa bir çaba olduğunu ve eninde sonunda bu anlam uğraşının başarısız olacağını söyleyen felsefi düşünce akımıdır.

Nihilizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu savunan felsefi görüştür.

Varoluşçuluk (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Varoluşçu felsefe düşüncesini temel olarak alan bütün düşünsel uğraşılara verilen ad.

Insanın fıtratı var mıdır? - Satr (Felsefe) Satr'ın 1945 de bir konferansta varoluşçuluğu anlatırken değindiği insan doğası üzerine söyledikleri.

Bilgeliğe Giden Yol - Karl Jaspers (Felsefe) Bilgeliğe Giden Yol kitabından alıntılar.

Vazgeçme (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Varoluşçular tarafından, tanrı gibi harici bir ahlaki otorite kaynağının olmadığının farkına varılmasından kaynaklanan, kaybolma hissini, dramatize etmek için kullanılan bir terimdir.

Fideizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Şeylerin ilahi bilgisine ulaşmakta aklın rolü konusunda kötümser olan görüş. Bunun yerine inançsal eylemliliği önemser.

Yeniçağ Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 17 ve 18 yy. larda otoriteden den kurtulmanın verdiği özgür düşünce ortamıyla birlikte çok çeşitli yeni akımlar ortaya çıkmıştır.

Kıta Avrupası Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü)  Avrupa'daki 19. ve 20. yüzyıl felsefe geleneklerini tanımlamakta kullanılan terim.

Postyapısalcılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Yapısalcılık sonrası denilen dönem içinde ortaya çıkmış ve kendisini en temelde yapısalcılığı sorunsallaştırmakla temellendirmiş olan düşünce biçimi.

Metafizik (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, "fizik bilimlerinin ötesinde kalan" anlamına gelen "metafizik" sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.

Modern Dönem (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 19 ve 20. yüzyılları kapsayan dönemdir.



Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.