Hata / Mistake / Fehler

İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış.

At that point the mistake will have already been made. - O noktada hata zaten yapılmış olacak.

Hata, yanlış, yanlışlık, yanılmak, kusur, yanılgılık, aptallık, ayıplamak, bahane, dert, eleştiri, günah, kanun, kötülük, utanç, vicdan, yasa

Hata, yanlış, yanlışlık, yanılmak, kusur, yanılgılık, aptallık, ayıplamak, bahane, dert, eleştiri, günah, kanun, kötülük, utanç, vicdan, yasa

Hata konusunda özlüsözler

Hata

"Eğer birisi yanlış yapıyorsa, ona nazikçe yol göster ve nerede yanlış yaptığını anlat. Eğer bu da onu düzeltmiyorsa kabahati kendinde ara, hatta daha iyisi hiç kimsede arama."

Anlayış Hata
Hata

"Hata bir kez yapılır. Sonrakiler tercihtir."

Hata
Hata

"Yalnızlık iki şeyin toplamıdır. Birincisi tüm başarıların; zirvede her insan yalnızdır. İkincisi tüm hataların; mezarda herkes yalnızdır."

Başarı Hata Yalnızlık
Hata

"Herkes hata işleyebilir, yalnız ahmaklar hatalarında ısrar eder."

Erdem Cehalet Eleştiri Aptallık Hata
Hata

"Bütün tutkular bize suç işletir ama, bizi en gülünç hatalara düşüren aşktır."

Aşk Hata Suç Tutku
Hata

"Eğer hata tespit edildiği an düzeltilirse, bu yöntem gerçeği bulmanın yoludur."

Gerçek Hata Bilim
Hata

"Hayata yapıIacak o kadar çok hata varki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anIamı yok."

Hata

Tamamlayıcı Konular

Kusur Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmamak.

Suç Yasalara veya ahlak kurallarına aykırı davranış.

Günah Cezayı gerektiren eylem. Dine aykırı iş.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Fikir Birliği

Aptallık Zekâ yoksunu, alık, ahmakça hareketler.

Delilik Aklını yitirmiş olmak, akli dengesi bozulmak.

Düşüncesiz Düşünmeden davranmak.

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Ayıplamak Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, kınamak.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Ahlak Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları.

Bahane Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

Mazeret Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe, bahane.

Dert Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum.

Üzüntü Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Acı Çekmek Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

Fikir Özgürlüğü

Kanun Devletin düzeni sağlamada herkesin uyması için koyduğu yasalar.

Asosyallik Sosyal olmamak, genel kabul görmüş kuralların dışında hareket etmek.

Hırsızlık Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak.

Nedensellik Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Adalet Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme

Iktidar Bir işi yapabilme gücü.

Asilik Yasalara veya kişilere başkaldırıcı, karşı olma hali.

Kötülük Zarar verecek davranış veya söz.

Zorbalık Zorbaca davranış.

Etik Felsefenin ahlaki değerle ilgili olan alt dalıdır.

İntikam Öç almak. Hınç ve acı çıkarmak.

Utanç Hatalı bir davranış sonucu ortaya çıkan utanma duygusu.

Vicdan Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç.

Açgözlülük Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamah, tamahkarlık