Zorluk / Difficulty / Schwerigkeit

Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma.

Başlangıçta, çok hızlı konuştukları zaman insanları zorlukla anlardım. - At first, I had difficulty understanding people when they spoke too fast.

Are you having any difficulty doing that? - Onu yaparken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?

Zorluk, sıkıntı, güçlük, sorun, problem, müşkül, düğüm, maruzat, meşakket, külfet, çetinlik, açmaz

Zorluk, sıkıntı,  güçlük, sorun, problem, müşkül, düğüm, maruzat, meşakket, külfet, çetinlik, açmaz

Zorluk konusunda özlüsözler

Zorluk

"Bir şeyi yapmak yalnızca sana zor geliyor diye bunun bir insan için olanaksız olduğunu düşünme. Eğer bir şey insan için olanaklıysa ve insan doğasına uygunsa, senin tarafından da yapılabileceğine inan."

Mazeret Zorluk Olanak İnsan
Zorluk

"Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır."

Zorluk
Zorluk

"Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın,ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir."

Hayat Zorluk
Zorluk

"Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur."

Imkansızlık Zorluk Çalışmak Ümit
Zorluk

"Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir."

Zorluk Zorbalık Başarı Tecrübe Deneyim
Zorluk

"At terbiyecileri en huysuz atlarla çalışırlar. (Çok huysuz bir kadınla neden evli olduğu sorulduğunda)"

Kadın Felsefe Zorluk Evlilik Gelişmek Bilgelik

Tamamlayıcı Konular

Felaket Her türlü türde büyük kayıp, üzüntü ya da tatsızlığa neden olan öngörülemeyen bir olay.

Düşmanlık Düşmanca duygu veya davranış.

Tedirginlik Sonunu bilemediğimiz durumlarda yaşadığımız huzursuzluk temelli durum.

Sorun Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum.

Dert Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum.

Açmaz Görünüşte doğru varsayımlara ya da öncüllere dayansa da bir çelişkiye yol açan akıl yürütme.

Paradoks Kendi içinde çelişkiliymiş gibi görünen, mantıksal olarak hem doğruluğu, hem de yanlışlığı kanıtlanabilen önerme.