Seri Katiller

Seri katiller nasıl düşünür ve hangi bilinçaltı reaksiyonları onları bu hale sokmuştur? Yazıda bu kilit sorunun cevabını bizzat aktörlerinden alacağız.


Seri Katiller

"Tarihe bakıldığında 20.yüzyılı benim başlattığım görülecektir" - Jack the Ripper (nam-ı diğer: Karındeşen Jack)

“Ben Sam’in oğluyum. Küçük bir veledim. Onları incitmek istemedim. Onları sadece öldürmek istedim” David Berkowitz

Peki, nedir bir seri katilin psikolojik ipuçlarını veren şey? Tüm seri katillerde ortak olan birkaç öldürme sebebi sayılabilir aslında; bunlar; ezik geçmiş bir çocukluk, cinsel taciz, yalnızlık, aşağılık kompleksi, vs… Ama yukarıdaki alıntıda Berkowitz ’in de söylediği gibi seri katillerin en önemli ortak noktaları şudur; Ölümleri normal saymaları ve buna inanıp bunu duygusal olarak tasvip etmeleri. Her ne kadar garip gelse de, bu özellikler onların beyinlerinin ve psikolojilerinin en önemli ipuçlarını bize vermektedir. Bu sayede canilik ve acımasızlık diye tabir edilen şeyler onların üzerinde çok normal bir şeymiş gibi duruyor sanki.

"Gerçek acının son aşaması olarak gördüğüm ölüm fikrini çok sevdim." - Albert Fish

Genelde seri katil profillerinde ölümü sevme ve öldürmeye alışma ya da bu fiili fazlasıyla arzulama eğilimi etkilidir. Çünkü onlar kendi kafalarında yarattıkları değerlerle ve bu değerlere dayalı fantastik dünyalarında insanoğlunun değerlerini hiçe sayarak yaşarlar. Tüm seri katillerdeki kendini beğenmişlik ve yaptıklarına tapınma hali bu durumu çok iyi açıklar. 65 yaşında idam edilen Fish, ölüme giderken bile tamamen yaşayacağı zevkle ilgileniyordu. Ona göre elektrikli sandalye yaşamadığı zevklerden biriydi, hem de en büyük zevklerden birisi. Bu örnekten de anlaşıldığı gibi tamamen farklı bir dünyada yaşayan katil beyni bizim için fazlasıyla sıra dışıydı.

“Bana tepeden bakarsanız, bir aptal görürsünüz. Bana aşağıdan bakarsanız, tanrınızı görürsünüz. Bana tam karsımdan bakarsanız, kendinizi görürsünüz” - Charles Manson

Yukarıda alıntıladığım söz aslında Manson’ın tüm dehasını açıkça ortaya seriyor. O hitabeti çok etkili kullanan biriydi; bu anlamda sadece konuşması bile bir kişiyi harekete geçirip öldürmeye teşvik edebilirdi. O büyülü sözleriyle insanları kendine hayran eden bir adamdı. Kurduğu çetesiyle tüm dünyanın hâkimi olmayı amaçlıyordu, bunu söylediği din referanslı söylemlerden ve sürekli verdiği vaazlarından anlıyoruz. Öldürmekten çok bu işin öncülüğünü yapan Manson, hapishanede kendisini Mesih ilan etmeye varacak kadar delirmişti. Bu genelde tüm seri katillerde vuku bulan bir şeydi. Kendini Mesih sanma, kendini tanrı olduğuna inandırma, dünyanın sonu vs… Din tüm seri katillerin ortak olarak takıntılı oldukları yegâne konudur; bu hastalıklı saplantı tanrı ve din eksenli gelişmiştir diyebiliriz.

“Cennette yeniden doğacağım ve bütün öldürdüklerim benim kölelerim olacak. Size ismimi vermeyeceğim. Çünkü sonraki hayatım için köle toplamamı yavaşlatmaya veya durdurmaya çalışacaksınız.” - Zodiac Killer

Seri katillerin neden din konusunda bu kadar takıntılı olduğunu sanırım onların bir türlü kendini ifade edemeyen, kopuk duygusal taraflarının var oluşuna bağlamalıyız. Çünkü onlar genelde tam anlamıyla topluma adapte olamayan insanlardı. Tek tutanakları din ve tanrıydı. Bunu bazen şeytanla bazen mesihle ilişkilendirip kendilerine farklı bir dünya tasarlamışlardı. Kısacası onların bu dünyadan tecrit bir yaşamı seçmişlerdi ve bunun nedeni sadece geçmişleriydi, geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimlerdi. Bu olaylardan sonra onlar birer öldürme makinesi oldular. Her sözlerinde ve cinayetlerinde insanlığa ait bir nefret vardı. Psikolojilerini bunlarla besleyen insanlardan biri en sonunda şöyle diyebiliyordu;

"Biz seri Katiller, oğullarınızız, kocalarınızız, biz her yerdeyiz. Ve yarın çocuklarınızdan daha çoğu ölmüş olacak.” - Ted Bundy

İnsanlıktan kurtulma fikri en büyük dürtüsüdür bazı katillerin. Çünkü onlara göre insanlık çürümüş bir idealdir. Bu denklemde sürekli, vasat değerlere sahip insanlık ve kusursuz yaratılmış bir vücuda sahip olan katil karşı karşıyadır. Bu denklemin yaratıcısı ise bizzat hayatın ta kendisidir. Çünkü hayat seri katillere göre hep onların karşısındadır, bir türlü tatmin olamamalarının ve her defasında tekrar öldürme isteğinin nedeni de budur. Her kurbanda biraz daha tanrı olmak her kurbanda biraz daha kendini beğenmek ve aşmak kaygısı güçlü şekilde kendini hissettirir. Her ölün bir rahatlama getirir bakın ünlü Türk seri katil bu konuda neler söylemiş;

“Yaşlı insanları öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarını doldurmuşlar. Onlar bizim yerimize fazladan yasıyorlar. Belki de bizim kısmetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onları öldürerek toplumu rahatlatıyordum.” Adnan Çolak (Baltacı Katil)

Toplumu rahatlatma ya da rehabilite etme fikri seri katillerin gelişmemiş ve vahşi de olsa bir inisiyatif ya da sorunluluk anlayışına sahip olduklarının en büyük göstergesi. Bu bize, bir türlü istedikleri dünyada yaşatamadıkları fikrini apaçık vermektedir.

“Bana doğru gelen güzel bir kız görünce iki şey düşünürüm. Bir yanım onunla çıkmak ona gerçekten iyi hoş davranmak gerektiği gibi davranmak ister. Öteki yanım mızrağın ucuna geçirilmiş kafasının nasıl görüneceğini.” - Edward Gein

Annesi tarafından cinsel tacize maruz kalan Gein özü itibariyle sessiz ve sakin bir karaktere sahipti. Annesinin aşırı Katolik inanışlarıyla ayakta kalan Gein, cinsel ilişkinin yada dişiliğin günah olduğu safsatasıyla yetiştirilmişti. Üzerindeki tüm bu dini-psikolojik baskıyı en sonunda evini mezbahaneye çevirerek gösterdi. Evinde beklettiği cesetlerle sevişen Gein kadınlarla olan ilişkilerini hep bu yönde geliştirdi. Yine burada tekrar tekrar karşımıza çıkan seri katillerin belirleyici ortak özelliklerinden ikisi cinsel tatminsizlik ve ezikliktir.

Seri katillerin psikolojik analizini yaparken onların yaşadıklarını ve umduklarını iyi araştırmak yeterli olacaktır. Çünkü onlar mutsuz bir hayat yaşamış, acılarla dolu ömürlerinin kinini ölü insanların vücutlarına akıtmışlardır. Yamyamlıktan tutun çeşitli ağır akıl hastalıklarına kadar her türlü şeyi yaşamış olan seri katiller aslında bizim hayatımızın içinden çıkan bizim hatalarımızdı. Bir yönüyle bizden öç alan seri katiller her gün bizi lanetlediler. Bazen göz alıcı söylemleriyle bizi hayretlere düşüren bu insanlar, bu dünyanın en kötü tarafını temsil ettiler hep. Ölüm, vahşet, karanlık dolu yüzleri onları aklımızın bir köşesinde tutmaya yetti arttı bile. Evet, bizim gibi değillerdi; farklı işleyen akılları ve zihin sistematikleri vardı. Öncelikleri farklıydı, beklentileri, hayalleri ve tabiî ki dünyaları. Ama her şeye rağmen tüm çekiciliğiyle seri katiller çok sıra dışı insan formlarıydı. Bunu kabul etmekle birlikte onların kusursuz zekiliği bizim için en büyük dikkat noktasını oluşturmaktadır. Onları güvenliğimiz için akıl hastanelerine kapatsak da, onlar hala tüm sıra dışılıklarıyla bizim aramızda ve biz bunun farkında bile değiliz.

Can Murat DEMİR

Anahtar Kelimeler
Seri Katiller, psikoloji
İlgili Kişiler

Freud, Sigmund (Kişiler) Avusturyalı ruh doktoru, psikanalizin kurucusu

James, William (Kişiler) Charles Sanders Peirce ve John Dewey ile birlikte pragmacılık görüşünün kurucuları arasında gösterilen Amerikalı ruhbilimci ve felsefeci.

Nietzsche (Kişiler) "Güç Istenci", "Üstinsan", "Bengüdönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu Alman filozof.

Adler, Alfred (Kişiler) Bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikologdur.

Tamamlayıcı Konular

Psikoloji (Özlüsözler) Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü.

Ben (Felsefe Ansiklopedisi) Bireyin öznel bütünlüğü. Ego

Psikanaliz (Felsefe Ansiklopedisi) Bazı ruh ve akıl hastalıklarının, sinir bozukluklarının iyi edilmesinde kullanılan bir tedavi usulüdür.

İnsan Tabiatını Tanıma - Alfred Adler (Makaleler) Viyana'da vermiş olduğu konferansların derlemesinden oluşmuş kitabın özetidir.