Tarih

Tarih

Tarih, yazının bulunmasına kadar ve sonrası olmak üzere iki kısımda incelenebilir.

Sümerler, MÖ IV. bin yılda çivi yazısını bularak tarih devirlerine ilk giren toplum oldular.

Tarih devirlerinin başlangıcı, her toplumun yazıyla tanışmasının sonucudur. Bu nedenle tarih devirlerinin başlangıcı bölgelere göre farklılık gösterir. Örneğin; Mezopotamya’da M.Ö. IV. bin yılda, Mısır’da M.Ö. III. bin yılda, Anadolu’da M.Ö. II. bin yılda tarih devirleri başlamıştır.

Yazının bulunmasından önceki dönemlere Tarih Öncesi Devirler (Prehistorik), yazının bulunmasından günümüze kadar geçen dönemlere Tarih Devirleri denilir.

Tarih Öncesi (Prehistoik) Devirler:

I. TAŞ ÇAĞI

1. YONTMA TAŞ DEVRİ (PALEOLİTİK:

M.Ö.600.000–10.000 yılları arasını kapsamakta olup, insanlık tarihinin en uzun dönemidir. Jeologların Buzul Çağı adını verdikleri dönemi kapsar.

  • Yeryüzü buzullarla kaplıdır.
  • İklim koşullarının zorlayı etkisi, insanların bu dönemde mağara gibi doğal kaynaklarda yaşamasına neden olmuştur. Bu doğal kaynakların yanı sıra, oturabilecekleri yerleri, açık alanlara kendileri de yapmaya başlamışlardır.
  • Barınak olarak mağara ve ağaç kovukları kullanılmıştır.
  • İnsanlar, yaşadıkları mağaralara, avladıkları hayvanların resim ve figürlerini yaparak ilk sanatsal eserleri yapmışlardır.
  • Doğadaki taşlar ilkel şekilde yontularak ya da kemikler kullanılarak silahlar yapılmıştır. Ok ve yay da kullanılmaya başlanmıştır.
  • İnsanlar tamamen doğaya bağlıdır. Yaşam, avcılık ve toplayıcılıkla sürdürülmüştür. Besin üretimine henüz geçilmemiştir.
  • İnsanlar av hayvanlarını ya da yemiş dolu ağaçları bulabileceği yerlere gitmek zorunda olduğundan yaşam tarzı göçebeliktir.
  • Giyimde hayvan postlarından ve büyük yapraklardan yararlanılmıştır.
  • İnsanların sosyalleşme süreci henüz başlamamıştır. Bununla birlikte klanlar ortaya çıkmıştır.
  • Dönemin sonuna doğru ateş bulunmuştur. Ateşin bulunması, tarih öncesi devirlerin en önemli gelişmesidir. Ateş, ısınma, aydınlanma, yiyecekleri pişirme, madenlerin işlenmesi, haberleşme, çanak çömlek yapımı ve yırtıcı hayvanlardan korunma aracı olarak kullanılmıştır.
  • Totemizm denilen ilk inanış başlamıştır.
  • Bu çağda çay taşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve ağaç gibi doğal maddelerden yapılan ilk aletlerin kullanılmaya başlandığı ve insanların mağara, kaya sığınağı gibi yerlerde “büyük gruplar”/”kalabalık aileler” biçiminde yaşadıkları
  • Paleolitik insan, besinini avcılık ve toplayıcılık yoluyla tüketime hazır olarak sağlamakta; kendisi besin üretmemekteydi. Ateş, bu çağda bulunmuş ve çiğ yenemeyen besinleri pişirmeye, ısınmaya, yırtıcı hayvanlardan korunmaya yaramıştı
  • Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir. Paleolitik Alt, Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadı
  • Epipaleolitik Çağ ise, doğayı denetimi altına almaya başlayan insanın, besi üretimine geçişinin hemen öncesinde yer alan çağdı Anadolu ve Trakya için ise, bugüne kadar bilinen 212 Paleolitik/Epipaleolitik yerleşme arasında Yarımburgaz (İstanbul) ve Karain (Antalya) mağaraları, bu çağı en iyi yansıtan yerleşmelerdir. )
2. ORTA TAŞ DEVRİ (MEZOLİTİK)

MÖ. 10.000- 8.000 yılları arasında yaşanan bu devrin özellikleri şunlardır:

  • Buzullar erimeye başlamış ve günümüzdeki iklim şartları ortaya çıkmıştır.
  • Avcılık ve toplayıcılıktan üretime geçiş başlamıştır.
  • Yontma Taş Devri ile Cilalı Taş Devri arasında geçiş dönemidir.
  • Yoğun besi toplama evresinin son aşamasıdır. İlkel tarımın bu evrede başladığı düşünülmektedir, ilk yetiştirilen ürünler arasında buğdaylar bulunmaktadır. Bu dönem insanın geliştirdiği teknoloji Mikrolit adı verilen çoğunluğu geometrik çakmak taşı aletlerdir.
  • Mezolitik dönemin en önemli özelliği mikrolit denilen küçük aletlerin ortaya çıkmasıdır. Bunun değişen doğa, fiziki ve fauna koşullarının sonucu küçülen avlara karşı geliştirilen teknolojidir. Mezolitik dönem Paleolitikten Neolitiğe geçişi sağlayan ara evre olduğu kabul edilir. Bazı bilim adamları Mezolitik dönem ayrımını yapmayarak doğrudan doğruya Paleolitik dönem tanımını kullanırlar. Tam olarak Mezolitik döneme tarihlenen yerleşim yeri yoktur. Çakmak taşı ve obsidyen mikrolitler ahşap bir sapa sıra ile çakılması sonucunda oraklar ortaya çıkmıştır. Bu da üretimde biçme işleminin oluştuğunu kanıtlar. Mezolitik çağdaki Anadolu insanı yaşadıkları çevreyi kendinden önce yaşayanlardan çok daha iyi bir biçimde değerlendirdiklerini söyleyebiliriz.
3. YENİ TAŞ DEVRİ (NEOLİTİK):

Cilalı Taş Devri olarak da adlandırılan bu dönem MÖ. 8.000 – 5.500 yılları arasını kapsar. Cilalı Taş Devrine giren ilk kültür havzası Ön Asya’dır.

  • Taştan daha sert, kesici ve dayanıklı aletler yapılmıştır.
  • Topraktan çanak- çömlek yapılmaya başlandı, seramik sanatı oluştu.
  • Bitki liflerinden giysiler yapıldı, dokumacılık başladı.
  • Su boylarında bitkiler yetiştirilmeye başlandı.
  • İnsanlar üretken nitelik kazandı.
  • İlk defa hayvanlar evcilleştirildi.
  • Tarım ve hayvancılığın başlamasıyla yerleşik hayata geçildi.
    • İnsanın üretici durumuna ulaşması kendi besinini üretmesiyle başlamıştır.
    • Tarım faaliyetleri, sürekli yerleşme merkezleri kurulmasına yol açmıştır.
    • Uygarlık tarihinde insanların üretime başladıkları ilk köy, Anadolu’da Diyarbakır – Çayönü’dür. Bölge Türkiye ve Güney Avrupa’da ilk üretimle ilgili bugüne kadar bulunmuş en eski yerleşim yeridir. Burada yapılan kazılarda orak, bıçak ve tahıl öğütme taşları bulunmuştur.
  • İhtiyaç fazlası üretimin ortaya çıkması ile ticaret başladı.
  • Besinlerin daha iyi ve uzun süreli korunabilmesi için, pişirilmiş toprak kaplar üretilmiştir. Böylece ilk seramik kültürü de gelişmeye başlamıştır.
  • İlkel barınaklar yapıldı ve köyler oluştu (İlk defa köy kültürü ortaya çıktı ).
  • Bitki liflerinden yapılma elbiseler giyilmeye başlanmıştır.
  • Tekerlek icat edilmiştir.
  • Bir arada yaşamaya başlayan insanlar arasında işbölümü oluştu.
  • İnsanların birlikte yaşamasının sonucu olarak, toplumsal düzeni sağlayan yazısız hukuk kurallar ortaya çıkmıştır.
  • Kadın-erkek arasındaki işbölümü sosyal örgütlenme olan Klan‘ın ortaya çıkmasına neden olmuştur.
  • Ok ve yay da bu dönemde bulunmuştur.
  • İnsanlarda mülkiyet kavramı oluştu.
  • Resim ve heykel sanatında da ilerlemeler görülmüştür.
  • Dolmen ve menhirler ( ilkel anıtlar ) dikildi.
  • Buzulların kuzeye doğru çekilmesi ve iklimde ısınma başlaması üzerine insanlar, açık arazide yerleşme ve yaşama imkânı bulmuşlardır. Sulak bölgelerdeki yerleşme merkezlerinin sayısı hızla çoğalmıştır. Birbirine bitişik, bahçeli evler yapılmıştır. Bu evlerin duvarları resimlerle süslenmiştir. Resimlerde çoğunlukla ev ve dans sahneleri ile ilgili figürlere yer verilmiştir.
  • Uygarlık tarihinde ilk kent kültürünün izlerine Anadolu’da Konya – Çatalhöyük’te rastlanmıştır.

II. TAŞ- BAKIR (KALKOLİTİK) DEVRİ

Bu devirlerde bakır tek başına kullanılmamış taş – bakır karışımından araç- gereç yapılmıştır.

Bu dönem MÖ 5500 – 2500 yılları arasını kapsar.

  • Bu dönem Cilalı Taş Devri ile Maden Devri arasında geçiş dönemidir.
  • İlk defa bulunarak işlenen madenler bakır, gümüş ve altındır. Ancak kolay işlenmesi ve tabiatta bol bulunmasından dolayı en çok bakırdan eşya ve alet yapılmıştır. Bu dönemde altın ve gümüş süsü eşyası yapımında, bakır ise daha çok silah ve eşya yapımında kullanılmıştır.
  • Cilalı Taş Çağını yaşayan insanlar bul­dukları bakırdan eşya yapmaya başlamışlardır.
  • Dini inançlarda gelişmeler olmuştur. Bu dönemde dini inançlar gelişmiş ve insanlar doğuruculuk özelliğinden dolayı “ Büyük Ana”ya tapmışlardır.

III. MADEN DEVRİ

M.Ö. 2500 yıllarında yaşanmaya başlayan bu devir; Bakır, Tunç ve Demir Devri olarak gruplandırılır.

1.Bakır Devri

  • İlk kullanılan madenler bakır, altın ve gümüştür.
  • Eşyalar daha çok bakırdan yapmışlardır.

2.Tunç Devri

  • Kalay ile bakırın karışımından tunç elde edilmiş, daha sert ve dayanıklı eşyalar yapılmıştır.
  • Tunç, bakıra göre daha sertti, bu nedenle yapılan eş­yalar daha dayanıklı oldu.
  • Devlet düşüncesi ortaya çıkmıştır.
  • Tekerlek icat edildi, Arabalar yapıldı.
  • Ticaret gelişti.
  • İlk şehir devletleri (siteler) , ardından da ilk büyük devletler ortaya çıkmıştır. ( Sümer,Akad,Babil , Asur, mısır vs.)kurulmaya başlanmıştır.

NOT: Anadolu’da Tarih devirlerine Tunç Devri’nde geçilmiştir. Daha önce yazının bulunduğu Mezopotamya bölgesinde yaşayan Asurlular, bu dönemde yazıyı Anadolu’ya getirmişlerdir. Bu nedenle Tunç Devri, Anadolu’da tarih öncesi devirlerden tarih devirlerine geçiş dönemidir.

MÖ 4. binyılın sonlarına doğru, bakıra arsen ve kalay karıştırılması ile tunç elde edilmiş ve Anadolu’da Eski Tunç Çağı başlamıştır.

3.Demir Devri

  • İnsanların son olarak buldukları ve kullandıkları maden demirdir.
  • Demirin yüksek derecede ısıda işlenmesi sanayinin gelişmesine neden oldu.
  • Toplumların birbirleriyle olan ilişkileri artmıştır.
  • Demirden eşyalar ve silahlar insanlara hem ekonomi de hem de askeri alanda büyük ölçüde güç kattı.
  • Sanayinin temelleri atılmıştır.
  • Üretim, silah teknolojisi ve ticaret gelişmiştir.
  • Yazınının bulunması ile tarih öncesi devirler sona ermiştir.

Tarih Öncesi Devirlerin Genel Özellikleri

  1. Yazının olmadığı dönemlerdir. Bölgede yazının kullanılmaya başlamasıyla Tarih öncesi devirler sona erer.

  2. Kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılamazlar.

  3. Devirleri birbirinden ayırmada, araç- gereç yapımındaki maddeler ölçü alınmıştır.
  4. Bu devirler, farklı bölgelerde farklı zamanlarda yaşanmıştır. Bütün devirler bütün toplumlarda aynı anda yaşanmamıştır.
  5. Her toplum bütün devirleri sırasıyla yaşamamıştır.
  6. İnsanlığın gelişim sürecinde kullandıkları malzemeler sırasıyla taş, toprak ve maden (bakır-tunç- demir) olmuştur.
  7. Bir bölgede Yontma Taş Devri’nden sonra Cilalı Taş, Taş- Bakır ya da Maden Devri’ne geçiş olmuştur. Ancak bir üst devirden sonra alt devir yaşanmamıştır.
  8. Bir kazı merkezinde, eğer tüm devirler yaşanmışsa, en alt tabakadan üste doğru sırasıyla; Yontma Taş, Cilalı Taş , Taş- Bakır, Bakır, Tunç ve Demir devirlerine ait buluntulara rastlanır.
  9. Toplumların yaşadıkları devirlerin değişiminde;Bölgeye gelen göçler,Bölgenin yeraltı zenginlikleri, Bölgedeki insanların ihtiyaçları,Diğer toplumlarla ilişkiler etkili olmuştur.
  10. Tarih öncesine ait merkezlerde yazı ve yazıya ait hiç bir gelişme bulunamaz ( Alfabe, Takvim , Para, Kitabe vb)
  11. Paleografya, Filoloji, Diplomatik, Nümizmatik, Epigrafya, Mühür Bilimi, Heraldik gibi konusu yazıyla ilgili bilimlerden bu devirlerin aydınlatılmasında yararlanılmaz.
  12. İnsan toplulukları arasındaki etkileşim zayıftır.
  13. Tarih öncesi dönemlere karanlık devirler de denir.
  14. İnsanların ihtiyaçları icatları ortaya çıkarmıştır. Önemli gelişmeler çok azdır.
  • İnsanların sosyal ve ekonomik gelişmeleri hızlandıkça, yaşanan devirlerin kısa sürdüğü görülmektedir. İlk dönemlerden itibaren insanların yaşamlarının değişmesi, toplumları ve kültürleri birbirine yaklaştırmış ve etkileşimi hızlandırmıştır.

TARİH DEVİRLERİ

  • Tarihin çağlara ya da dönemlere ayrılması, olayların incelenmesini ve tarih öğretimini kolaylaştırmaya yöneliktir.

  • Yazının bulunmasından günümüze kadar gelen za­mandır.
  • Yazılı belgeler tarihçilere daha geniş bilgi ka­zandırdığı için tarihçilere göre “Tarih Yazıyla Başlar” anlayışı ortaya konulmuştur.
  • Sümerlerin M. Ö. IV. bin yılda çivi yazısını bulup kullanmasıyla Tarih Devirleri başlamıştır.
  • Tarih devirlerinin kapsadığı alan çok geniş olduğun­dan, tarih öğrenimini kolaylaştırmak için “Tarih devirleri” “çağlara” ayrılmıştır.
  • Tarih çağları da denilen bu dönem, yazılı dönemler olup, insan topluluklarıyla ilgili daha kesin bilgiler içeren belgelerden yararlanma imkanı verir. Bu nedenle Tarih çağlarını birbirinden ayırırken, önemli olayların ölçü alınması benimsenmiştir. Tarih çağlarını başlatan ve sona erdiren olaylar, geniş boyutlu ve evrensel nitelikli olaylardır. Ancak her toplumda tarih çağlarını başlatan ve bitiren gelişmeler farklı olabilir.

Tarih çağları; İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ ve Yakınçağ olarak dört döneme ayrılır.

I. İLKÇAĞ (M.Ö. IV. bin- M.S. 375)

M.Ö IV. bin yılda Mezopotamya’da Sümerler ‘in yazıyı bulmasıyla başlamış, M.S. 375 yılında Avrupa’da yaşanan Kavimler Göçü ile sona ermiştir. Ancak bazı tarihçiler, İlkçağ ‘ın M.S. 476’da Batı Roma’nın yıkılmasıyla sona erdiğini kabul ederler.

İlkçağ ‘da;

  • Şehir devletleri (site, polis ) ve imparatorluklar siyasi yapıyı oluşturmuş, krallık ve mutlak monarşiler yönetim şekli olmuştur. Eski Yunanistan’da bazı demokratik uygulamalar da başlamıştır.
  • Halk sınıflara ayrılmış, sosyal sınıf farklılıkları toplum yapısını önemli ölçüde etkilemiş, kölelik belirleyici etken olmuştur.
  • Genellikle çok tanrılı ya da putperest dinler etkili olmuş; ancak tek tanrılı dinlerden Musevilik ve Hıristiyanlık da bu çağda doğmuştur.
  • Ekonomide değiş- tokuş usulü değişmiş, değişim aracı olarak para kullanılmaya başlanmıştır.
  • Sümerler ‘in çivi, Mısırlılar ‘ın da hiyeroglif (Resim) yazısının yanında Fenikeliler ilk alfabeyi oluşturmuşlardır.
  • Hukuk kuralları yazıya geçirilmiş, yazılı kanunlar ve anayasalar düzenlenmiştir.
  • Modern bilimlerin temeli atılmış, özellikle Anadolu bilim merkezi olmuştur.
  • İyonlar ve Fenikeliler gibi topluluklar uzak bölgelerde kolonicilik yapmışlardır.

II. ORTAÇAĞ (M.S. 375- 1453)

Avrupa’da yaşanan Kavimler Göçü ile başlayan Ortaçağ, 1453’te İstanbul’un fethi ve Doğu Roma (Bizans)’ın yıkılması ile sona ermiştir.

Ortaçağda;

  • Kavimler Göçü, Avrupa’nın siyasi, sosyal, dini, bilimsel ve ekonomik yapısında çok önemli değişikliklere yol açmıştır.
  • Merkezi krallıklar zayıflamış, feodalite (derebeylik) rejimi doğmuştur.
  • Köleliğe bağlı toplumsal yapı değişmiştir.
  • Avrupa ‘nın bugünkü etnik yapısı oluşmaya başlamıştır.
  • Kilise ve papalık etkinliğini arttırmış, egemen din Hrıstiyanlık olmuştur.
  • Bilim ve sanatta skolastik düşünce etkili olmuştur.
  • Ekonomide toprağa bağlı yapı ön plana çıkmıştır.
  • İlkçağ’ın en güçlü İmparatorluğu olan Roma, önce ikiye ayrılmış; Batı Roma yıkılırken Doğu Roma(Bizans) 1453’e kadar varlığını sürdürmüştür.
  • Doğuda İslamiyet doğmuş ve Avrupa karanlık çağı yaşarken, İslam dünyası en parlak dönemini yaşamıştır.
  • Batı Hıristiyan dünyasının İslam dünyası üzerine düzenlediği Haçlı Seferleri sonucunda, doğudan etkilenen Avrupa’da bilimsel ve kültürel aydınlanma başlamıştır.
  • İngiltere’de demokratik hareketler sonucunda Büyük Şart (Magna Carta) imzalanmış, Meşrutiyete geçişe ortam hazırlanmıştır.
  • İngiltere ile Fransa arasında yaşanan Yüzyıl Savaşları, Osmanlı Devleti’nin batıda ilerlemesinde ve İstanbul’u olmasında kolaylaştırıcı etken olmuştur.
  • Bizans, Selçuklu, Emevi, Abbasi, Sasani ve Osmanlı devletleri, bu çağda etkili olan devletlerdir. Özellikle Bizans, tüm Ortaçağ boyunca varlığını sürdüren tek devlettir.

III. YENİÇAĞ (1453- 1789)

İstanbul’un Fethi ya da Doğu Roma ( Bizans)’nın yıkılması ile başlamış, 1789- Fransız ihtilali ile sona ermiştir.

Yeniçağ ‘da,

  • Ortaçağın siyasi, sosyal, bilimsel ve ekonomik anlayışları değişmiş, aydınlanma başlamıştır.
  • Derebeylik (feodalite) rejimi zayıflamış, mutlak krallıklar güçlenmeye başlamıştır.
  • Coğrafi keşifler sonucunda Avrupa zenginleşmiş, Hıristiyanlık yayılmış, sömürgecilik başlamıştır.
  • -Rönesans hareketleriyle Avrupa kendini yenilemiş, eski kültürüyle barışmış, bilim-sanat ve düşüncede özgürlük başlamıştır.
  • Reform hareketleriyle Hıristiyanlık yeniden yorumlanmış, kilise ve din adamlarının etkisi azalmış, yeni mezhepler doğmuş, laiklik kavramı oluşmaya başlamıştır.
  • Önce Portekiz ve İspanya ile başlayan sömürgecilik, çağın ortalarına doğru İngiltere ve Fransa’nın etkinliğiyle geniş boyutlara ulaşmıştır.
  • B.D kurulmuş, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yayınlanmış, cumhuriyet yönetimine geçilmiştir.
  • Avrupa’daki bu hızlı değişim ve gelişime uzak kalan Osmanlı Devleti, her alanda zayıflamaya başlamıştır.

IV. YAKINÇAĞ (1789-…)

1789′ da yaşanan Fransız İhtilali ile başlamıştır.

Yakınçağ ‘da:

  • İhtilalin doğurduğu milliyetçilik ve bağımsızlık düşüncesi, birçok imparatorluğun yıkılmasına ve ulusal devletlerin kurulmasına, bağımsızlık savaşlarına ve milliyetçi ayaklanmalara yol açmıştır.
  • İhtilalle birlikte; İnsan hakları, demokrasi, laiklik ve cumhuriyet kavramları mevcut rejimlerin çoğunun değişmesinde etkili olmuştur. Meşrutiyet ve Cumhuriyet rejimleri yaygınlaşmıştır.
  • Sanayi Devrimi, sömürgecilikteki rekabeti hızlandırmış ve bu rekabet büyük savaşlara neden olmuştur. ( I. ve II. Dünya Savaşı.)
  • Günümüzdeki Kapitalizm, Sosyalizm, Komünizm, Liberalizm gibi kavramlar doğmuştur.
  • Teknoloji gelişmiş, insanoğlu uzay araştırmaları sonucunda aya gitmeyi başarmıştır.