Fikir Birliği

Fikir Birliği, uzlaşma, oybirliği, konsensus, mutabakat, akıl, fikir, fikir özgürlüğü, kabullenmek, konuşmak, önyargı, tecrübe, yanılmak

Fikir Birliği, uzlaşma, oybirliği, konsensus, mutabakat, akıl, fikir, fikir özgürlüğü, kabullenmek, konuşmak, önyargı, tecrübe, yanılmak

Fikir Birliği konusunda özlüsözler

Fikir Birliği

"İzmler idrakimize giydirilen deli gömlekleridir."

Fikir Birliği Fikir Özgürlüğü Medeniyet
Fikir Birliği

"Herkesin fikir birliğine vardığı bir akşam, kayıp bir akşamdır."

Fikir Birliği
Fikir Birliği

"Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz konuşuruz."

Benzemek Sevgi Dost Konuşmak Fikir Birliği Etkileşim
Fikir Birliği
Fikir Birliği

"Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir."

Düşünmek Fikir Birliği

Tamamlayıcı Konular

Genellemek Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik bağıntılarını bir düşüncede toplamak, tamim etmek

Anlaşmak Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek.

Akıl Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Zeka İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı.

Hayvan Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Düşünmek Aklından geçirmek, göz önüne getirmek.

Öğüt Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz.

İnsan

Düşünce Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Fikir Özgürlüğü

Demokrasi Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Irkçılık İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.

Diktatörlük Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen.

Ilgi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Kabullenmek İsteksizce kabul etmek.

Inanmak Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Onaylamak Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek.

Konuşmak Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak.

Tartışmak Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak.

Söz Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi.

Önyargı Konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan peşin hüküm vermek.

Tecrübe Bri konuda daha önce bilgi ve uygulama olarak deneyim sahibi olmak.

Cahillik Bilgisizlik veya gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur.

Deneyim Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Hata İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış.