Epistemoloji

Epistemoloji

İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini inceleyen felsefe dalı.


Bilgi felsefesi ile mantık arasında temel bir ayrım vardır. Mantık, geçerli usavurmanın biçimsel yapısını inceler ve geçerli çıkarımın ilkelerini ortaya koyar. Epistemoloji ise her türlü bilme ediminin yapısıyla ilgilenir. Epistemoloji, etik, toplumbilim ve din felsefesi gibi disiplinlerle sürekli iletişim halindedir.

Genellikle bilen bir özne ile, bilinen bir özne arasındaki ilişki olarak incelenen bilgi sürecinin bu iki öğesine farklı anlam ve ağırlıkların verilmesi tarih boyunca farklı bilgi felsefesi anlayışlarını doğurmuştur. Daha çok nesneye ağırlık veren anlayışlar gerçekçi (realist) özneye ağırlık verenler ise idealist olarak nitelenir. Gerçekçi yaklaşım bilginin, nesnesinin dış dünyada gerçekten var olduğunu, idealist yaklaşım ise bilginin, ağırlıklı olarak öznenin kurduğu ve gerçekte var olmayan nesnelere yöneldiğini savunur. Bilgi felsefesinin, bu karşıtlık içinde, ortaya çıkan temel sorunu, dış dünyanın gerçekliğidir; bu çerçevede bilgi felsefesi metafizikle yakın ilişki içindedir. Bilginin nesnesinin, gerçek olup olmadığı, bilgi içeriğinin dış gerçeklikte bir karşılığının bulunup bulunmadığı, bilmen dünya ile kendi başına, bilgiden bağımsız var olan dünyanın birbirlerine ne, ölçüde uyduğu, aynı temel sorun çerçevesinde irdelenen öteki sorunlardır.

Epistemoloji: Felsefenin bilişsel süreçlerin oluşumundan ziyade, bilgiyi genel olarak ele alan, bilgiyle ilgili problemleri araştıran, bilginin kaynağını doğasını doğruluğunu, sınırlarını inceleyen bilim dalıdır.

Epistemoloji, bilginin doğasını temel özelliklerini, bilginin temel olarak neden meydana geldiğini, bilgi iddialarının nasıl haklandırılacağını, bilginin kuşkuculuk karşısında nasıl temellendirileceğini bilginin kaynağı ve sınırlarını üzerinde yoğunlaşır Epistemolojinin dört temel sorunu vardır.

- Bilgi'nin kaynağı

- Bilgi'nin doğruluğu

- Bilgi'nin imkanı

- Bilgi'nin sınırları


Bilgimizden gurur duyarız: Kendi dışımızdaki dünyada, başka insanlarda ve kendi içimizde ne olup bittiğini anlama kapasitesini verir bize. Ama bazen de alçakgönüllülüğümüz tutar, cehaletimizden dem vururuz: Her şeyi bilmemiz mümkün değildir, ne zamanımız vardır bunun için ne de her şeyi öğrenme kapasitemiz. Bilim, duyularımızın yelpazesinin ne kadar kısıtlı olduğunu ortaya koymuştur. Toplam elektromanyetik spcktrunıda görünürlük küçük bir kısımdır; işitme ise var olan frekanslar yelpazesinin yalnızca bir bölümünü yakalayabilmektedir. Ne var ki, teknisyenler şimdiye kadar bizim için gizli kalan bu frekansları (yani ışık ve ses frekanslarını) dikkatimize sunmuşlardır. Böyle-ce bunları daha öteye keşfedebilir ve bilim ve sanayide kullanabiliriz.

Kesin bilgi, inançtan ayrıdır: Bahçede bir heykel olduğuna inanıyor olmam bir heykel olduğunu biliyor olmamdan farklı bir Önermedir. Epistemoloji, bilmek, inanmak ve emin olmak kavramlarıyla ne demek istediğimizi, bazı şeyler konusunda emin olup olamayacağımızı, olacaksak nasıl olabileceğimizi ve bunun dini, bilimsel, psikolojik, sanatsal ve ahlaki fikirler açısından söylenip söylenemeyeceğini inceler. Hakikat var mıdır?

Biz bunu nasıl bilebiliriz? Bilgimizden emin olabilir miyiz?

Epistemoloji bilimler için önem taşıyan sorulara el attığı gibi, temel anlama biçimlerimiz hakkında da sorular sorar. Kesin bilgi arayışı çerçevesinde birkaç ayrı geniş anlamda felsefi gelenek ortaya çıkmıştır. Kimileri duyularımızla algıladığımız şeylerden emin olabileceğimizi söyler, kimileri düşündüğümüz şeylerden. Doğal olarak, kendilerine sahte bir ikilik gibi görünen aradaki uçurumu bir köprü ile aşmaya çalışanlar da vardır, kesin bilgi için bir tanrıya başvurmayı seçenler de.

Tanrı’ya inananlar bakımından, insanın zihninin ve duyularının aşikâr yetersizliği, onları bilinen ve bilinecek olan her şeyin garantörü olarak Tanrı’ya dönmeye teşvik eder. Durum böyle olabilir, ama insanlar Tanrı’nın kesin bilgilerinden nasıl yararlanabilirler? Bu görüşün taraftarları, geleneksel olarak vahiy kavramına sığınmışlardır: Tanrı kendini seçilmiş kullarına açık eder, bunlara ise bu temelde dünyanın geri kalanını O’nun ne önerdiği veya ne gösterdiği konusunda aydınlatma görevi düşer. İster Tanrı’ya inansınlar, ister inanmasınlar, kuşkucular Tanrının kendini insanlara göstermesiyle birlikte, bilgi sorununun yeniden insanlık âlemine devredilmiş olduğunu hatırlatırlar: Şimdi artık bir insanla karşı karşıyayızdır - ama vahiy taraftarları, insanın ne bildiğinden emin olamayacağını söylemişlerdir.

Rasyonalizm kesin bilginin ancak zihnin işleyişinde, önermelerden türetilebilen mantıksal bağıntılarda bulunabileceğini söyler. Ampirizm buna zihnin başlangıçta boş olduğunu, bildiğimiz her şeyin duyuların zihin dışı dünyadaki şeylerle karşılaşmasından ve onları algılamasından öğrenildiğini söyleyerek karşılık verir. Her iki pozisyonun da sorunları vardır. Eğer üç kenarı olan bir nesneyi hiç görmediysem, üçgen fikrini nasıl geliştirebilirim? Ya da bazen (özellikle yorgun veya hasta olduğumda) beni yanılttığını bildiğim halde, duyularıma nasıl bütünüyle güvenebilirim? İkisini biraraya getirirsek, duyularımdan edindiğim bulguları mantıksal düşünüşle geçerli hale getirmem gerektiği ya da mantıksal zırvayla uğraşmadığımdan emin olabilmek için mantıksal düşünüşümün duyulara yeniden bağlanması gerektiği söylenebilir.

Belki de bilginin kesinliği kavramı yersizdir; olasılığı tercih ederek yanılmayı kabul etmeliyizdir. Bahçedeki heykelin varlığı konusunda yüksek bir olasılık olduğunu söyleyebilirim. Sisli bir gecede ne kadar emin olabilirim ki?

Batı felsefesinde kuşkucu gelenek güçlü ve yararlı bir akımdır. Bildiğimizi sorgulama yönünde etki yapmıştır. Ama zorunlu olarak bilgi konusunda bir nihilizm içermez, çünkü sürekli olarak bilgi edinmenin daha iyi yollarını aramak bilgiyi reddetmediğimizi gösterir. Buna bağlı olarak, kimi felsefeciler bazı şeylerden emin olabileceğimizi (“2 + 2 = 4” veya “zar atarken 6 gelmesi ihtimali altıda birdir” gibi), bazı şeyler hakkında sadece olasılık düzeyinde önermeler yapabileceğimizi (“mavi bir gök havanın sıcak olacağına işaret eder”), bazı şeyler hakkında ise hiçbir kesin bilgimizin olamayacağını (“Tanrı vardır”) söylerler. Eğer olasılık temelli önermelere yönelirsem, 0 ile 1 için, yani bir şeyi kesin olarak bilebilme parametreleri için kriterler geliştirme sorunuyla karşı karşıya kalırım. Bunlar ne olabilir? Buradan daha ileriye gidemem. Kuşkuculuk sahte bilimsel önermeleri ve dini önermeleri sorgulamakta çok etkili olmuştur. Bir olayın olmuş olduğundan çok emin olduğumuzu düşündüğümüz zaman bile, hep Hume’un havaya kalkmış kaşım hatırlamakta yarar vardır.


Anahtar Kelimeler
Epistemoloji
İlgili Diğer Konular

Bilgi Kuramı (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bilginin bilgisi. Doğrudan doğruya bilgi olgusu’yla bilme olayı’nı inceleyen bilgi kuramı deyimi.

Çokçuluk (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Varlığın birbirine indirgemeyen birçok tözden oluştuğunu savunan bir felsefi yaklaşımdır. 

90 Dakikada Sokrates - Paul Strathern (Felsefe) Sokrates'in Hayatı ve Öğretileri

Siyaset Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Demokrasi, yasama, siyasal ahlak gibi hukuku, siyasal yaşamı, toplumsal konuları ilgilendiren genellikle normatif sorunlar üzerine eğilen bir araştırma alanıdır.

Felsefede Temel Doktrinler (Felsefe) Felsefede doktrinlerin kategorize edilmesiyle ortaya çıkan genel tablo.

İlgili Kişiler

James, William (Ünlü Kişiler) Charles Sanders Peirce ve John Dewey ile birlikte pragmacılık görüşünün kurucuları arasında gösterilen Amerikalı ruhbilimci ve felsefeci.

Berkeley, George (Ünlü Kişiler) Dünyada yalnızca ruhların ve bu ruhların idelerinin varolduğunu, buna karşılık maddenin varolmadığını öne süren İngiliz düşünür.

Dewey, John (Ünlü Kişiler) Aletçilik olarak bilinen felsefe akımının kurucusu ünlü Amerikan filozof ve eğitim teorisyeni.

Sokrates (Ünlü Kişiler) Yunan Felsefesinin kurucularındandır

Bergson, Henri (Ünlü Kişiler) Özellikle 20. yüzyılın ilk yarısında etkili olmuş Nobel ödüllü Fransız düşünür.

Schiller, Ferdinand (Ünlü Kişiler) İngiliz Pragmacılığının en önde gelen savunucularındandır.

Ingarden, Roman (Ünlü Kişiler) Husserl’in fenomenolojik yönteminden yararlanarak edebiyat ve sanat yapıtlarını açıklamaya çalışmıştır.

Sartre (Ünlü Kişiler) Felsefi içerikli romanlarıyla 20. yüzyıl’a damgasını vuran düşünürlerden biridir.

Foucault (Ünlü Kişiler) Fransız filozof, fikir tarihçisi, sosyal kuramcı ve edebi eleştirmen.

Thomas Aquinas (Ünlü Kişiler) Bilgi felsefesi, metafizik, siyaset ve ruhun ölümsüzlüğü konularındaki yorumlarıyla skolastik düşünceye önemli katkılar sağlamış keşiş ve filozof.

Heidegger, Martin (Ünlü Kişiler) Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olan Alman filozof.

Wittgenstein (Ünlü Kişiler) Mantık ve dil felsefesi konularında yaptığı çalışmalarla 20. yüzyılın en önemli filozoflarından sayılır.

İlgili Özlüsözler


Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.