Hint Felsefesi

Hint Felsefesi

Hint yarımadasındaki antik felsefi gelenekleri.


Çok çeşitli yönler gösteren Hint felsefesinin geçirdiği çağların tarihlerini kesin olarak söylemek hemen hemen imkânsızdır. Ancak, ilk devir olan Veda Çağı’nın M.Ö. 1500 yılında başladığı, M.Ö. 600 yılına kadar sürdüğü söylenebilir.

Hint felsefesi Hinduizmin kurallarının yazıldığı Veda'lara dayanır. Veda, bir çeşit ansiklopedidir. Eski ciltleri ilahilerle dolu iken, nispeten yeni bölümleri bu ilâhi ve beyitlerin felsefi yorumlarını içerir. Rigveda adı verilen bu metinlerde örneğin: "Tanrılar ve insanlar yokken bu evrende ne vardı?" gibi sorular sorulur.

Böylesi açıklamalar Hint felsefesinin başlangıç devri olarak nitelenebilir. Görül­düğü gibi bu türden konular üzerinde düşünmeye başlayan insana artık dinin kuralları yetmemektedir. İlk kez Veda'larda belirsiz ve bulanık bir biçimde ortaya çıkan bu anlayış, Hintlerde ilk felsefi çaba sayılabilir. Hint felsefesi hiçbir zaman kendisini dinden tam an­lamıyla soyutlayamamıştır. Bunun içindir ki Hint fel­sefesi, özellikle bir rahip felsefesi olarak kalmıştır. Kendisini dinden tamamen soyutlayarak bilimsel bir biçimde gelişen felsefe, eski Yunan felsefesidir.

Veda Çağı’nda göze çarpan safhalar Vedalar, Brahmanlar, Aranyakalar, Upanişadlar’ dır. Rig-Veda birbiri ardı sıra gelen düşünürlerin fikirlerini belirtir. Bunlarda ilk safhalardan beri dinî düşüncelerin gelişmesi adım adım görülür. Rig-Veda ilk Aryalar’ın zihinlerini kurcalayan «Güneş geceleyin nereye gider?», «Yıldızlar gündüzleri ne olur?», «Güneş neden düşmez?», «Gündüz mü daha öncedir, gece mi?» gibi soruların karşılığını araştırır. Onlara göre, bunları da, daha başka akıl ermeyen olayları da sağlayanlar çeşitli tanrılardır. Bu arada «Varuna» fizikî ve ahlâkî düzenin tanrısıdır; «Parajapati» vefa, doğruluk gibi mücerret inanışların tanrısıdır. Zamanla bu tanrılar halka yetmemiş, daha başka tanrılar tasarlanmıştır. Bununla beraber, evrenin ezeli bir tek varlığın isteğiyle meydana geldiği kabul edilir.

«Upanişat» lar Veda’nın sonucudur. Bunlar her hangi bir sistem düşüncesi olmadan doğruyu, gerçeği keşfetmeye çalışır. Vedalar’ la Brahmanalar’ın tersine Upanişatlar’da tek varlık fikri hakimdir. Bütün varlıkların bir özden ortaya çıktığına, ölünce yeniden ona döneceğine inanılır. Gerçeklere ancak «kendinden geçme» halinde erişilebilir. Vücut, doğan, büyüyen, en sonunda ölüp yok olan bir şeydir. Bu bakımdan, gerçek varlık gerçek «ben» olamaz. Gerçek varlık cihanşümul şuurluluktur.

Hint Felsefesinin Destan Çağı’nda Budizm başladı. Çeşitli devreler gösteren bu safhada ruhun özünün şuurluluk olduğu kabul edilir. Bu öz asla yok olmaz; ancak, dış etkiler sonunda körleşebilir.

200 yılına kadar süren bu çağdan sonra Altı Sistem Çağı başlar. Bu altı sistem Nyaya, Vaiseşika, Sankhya, Yoga, Purva Mimamsa, Vedanta’dır. Veiseşika daha çok dünyevidir, maddi konularla uğraşır. Nyaya’nın metafizikle uğraşmasına karşılık Sankhya ise Upanişatlar’a bir tepki olarak doğmuştur. Yoga’ da tanrı fikri zayıftır, zihnî disiplin birinci planda gelir. Purva Mimamsa «ödev» fikrini birinci plânda alır. Vedanta, bütün kısımları ile geniş bir tanrı ve hayat felsefesini kavrar.


Anahtar Kelimeler
Hint Felsefesi, budizm, veda, Brahmanlar, Aranyakalar, Upanişadlar, yoga
İlgili Diğer Konular

Tasavvuf (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Tanrı'ya erişmesini ve onunla bütünleşmesini mümkün gören öğreti.

Yeni Konfüçyüsçülük (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Kökeni Konfüçyüsçülük'te olan, fakat aynı zamanda Daoizm ve Budizm'den de etkilenmiş dînî ve felsefî bir akımdır.

Çin Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Zhou Hanedanlığı döneminde Çin'deki felsefi düşüncelerin genel adı.

Konfüçyüsçülük (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Eski bir Çin ahlâkı ve Çin felsefesi sistemi olup başlangıçta bilgin Konfüçyüs'ün öğretilerinden yola çıkarak gelişmiştir.

İlgili Kişiler

Budha (Ünlü Kişiler) Ruhani öğretmen ve Budizm in kurucusudur.

İlgili Özlüsözler