Hurufilik

Hurufilik

İranlı mutasavvıf Fazlullah Hurufi’nin harf ve rakamların çeşitli yorumları üzerine kurduğu inanç sistemidir.


Harf ve rakamların yorumlarına ilişkin bütün eski birikimlerle tasavvufi, Batıni ve Şii inançların bir sentezinden oluşan Hurufiliği, bir tarikat ya da mezhepten çok, başlı başına bir din sayanlar da vardır.

Harf ve rakamların yorumlanması ve aralarında çeşitli ilişkiler kurulması hemen bütün eski kültürlerde görülen bir olgudur. İslam dünyasında da harflerin simgeselliği ve sayısal değerleri önemli bir uğraş alanıydı. İlm-i huruf (harfler bilimi) olarak adlandırılan bu alanda, harflerin gizlerini ve simgelediği anlamlan araştıran çalışmalar, lugaz, muamma, remil, fal, cifr, vefk, azaim ve nücum gibi bağımsız bilgi dallarını ortaya çıkardı. Kuran surelerinin başlarında yer alan harfler de (hurufü’l- mukatta’a ya da fevatih) yorumlandı. Hallac-ı Mansur ve Muhyiddin Arabi gibi sufiler harflere çeşitli metafizik anlamlar yükleyerek sayısal değerleri ile geleceğe ilişkin bilgileri araştırdılar. Fazlullah Hurufi, bütün bu birikimleri yeniden değerlendirip Batınilerin yöntemlerini kullanarak Hurufiliği sistemleştirdi.

Hurufiliğe göre, Tanrı gizli bir hazinedir (kenz-i mahfi). Varlığın özü ise sesten oluşur. Sesin ortaya çıkmasıyla evren var olmuştur. Özü oluşturan ses canlılarda bilfiil (eyleme dönük), cansızlarda bilkuvve (gizil-güç) olarak vardır. Canlılarda istem ve istekle ortaya çıkar. Cansızlardaki sesin ortaya çıkması için birbirlerine vurulmaları gerekir. Tanrı kendisini insanın yüzünde görünür kılmıştır. İnsanı ayıran da “söz”dür (kelam). Sözün öğelerinin sayısal bir değeri vardır. İnsan yüzündeki burun elif, burnun iki yanı lam, gözler de he harflerini verir. Böylece insanın yüzünde simetrik yazılmış iki Allah sözcüğü bulunur. İnşan yüzünde ayrıca çeşitli hatlar da vardır. İki kaş, dört kirpik ve saçtan oluşan yedi hatta, ana hatları (hutut-ı ümmiye) denir. Bunlar kendileri ve bulundukları yerler (hal ve mahal) bakımından toplanırsa 14 eder. Ayrıca erkekte ergenlik çağında ortaya çıkan, sağ ve sol yanlarda iki sakal, iki bıyık, iki burun kılı ve bir çenealtı kılından oluşan yedi de baba hattı (hutut-ı ebiye) vardır. Bunların da kendileri ve yerleri bakımından toplamı 14 eder. Böylece insan yüzündeki hatların toplamı 28 olur ve bu da Kuran’daki 28 harfi karşılar. Saç ve çene altındaki hat ortadan ikiye ayrılırsa, hat sayısı 8’e çıkar. Bunların kendileri ve yerleri bakımından toplamları da 32 eder. Bu sayı da Farsçadaki 32 harfin karşılığıdır. Ama Havva’nın, yani kadınların yüzünde baba hattı olarak adlandırılan 7 hat yoktur.

Fatiha suresinde yedi harf bulunmamaktadır. Fatiha’ya bu nedenle Ümmü’l-Kitab (Kitabın Anası) denir. Kuran’ın sırrı, 29 surenin başında bulunan harflerde gizlidir. Bu harfler, yinelemelerin sayılmaması durumunda 14 tanedir (elif, lam, re, kaf, hı, ye, ayın, sad, te, sin, he, mim, kef, nun). Bu harfler söylendikleri gibi yazılırsa (bast), elifte fe, sad’da dal ve nun’da vav harfi bulunduğu için sayı 17’ye çıkar. Bu 17 harfe muhkemat (anlamı açık ve kesin) denir. Arap alfabesinin kalan 11 harfi de (be, te, se, cim, hı, zel, ze, şın, dad, zı, gayın) müteşabihtir (anlamı belirsiz, çeşitli biçimlerde yorumlanabilir). Asıl Tanrı kelamı muhkemattan olan 14 harftir ve bunlar kendini insanın yüzünde gösterir (14 hat).

Hurufiliğe göre evrenin devri üç temel üzerinedir: Nübüvvet (peygamberlik), imamet (imamlık) ve uluhiyet (tanrılık). Nübüvvet dönemi Hz. Adem ile başlamış, Hz. Muhammed ile sona ermiştir. İmamet dönemi Hz. Ali ile başlamış, 11. ehl-i beyt imamı Hasan Askeri ile bitmiştir. Fazlullah’m ortaya çıkışıyla da uluhiyet dönemi başlamıştır. Bütün peygamberler mehdi olan Fazlullah’ ın tanığı ve muştucusudur. Ondan sonra gelecek olan insan-ı kâmil (yetkin insan), Tanrı’nın son görünümü olan Fazlullah’a uymak zorundadır. O, Yahudilerin bekledikleri Mesih, Hristiyanlar ile Müslümanların gökten ineceğine inandıkları Hz. İsa’dır. Fazlullah gökten inmiş, kıyamet kopmuş, dünya ahiret olmuştur. Bu nedenle ölümden sonra ikinci bir hayat, ahiret hayatı yoktur. Gerçek ortaya çıktıktan sonra bütün yükümlülükler kalkar. Bu yüzden Hurufiler bütün ibadetleri harflerle yorumlayarak onların bilinen biçimlerini iptal eder ya da değişik biçimde uygularlar. Sözgelimi hac, Fazlullah’m öldürüldüğü yeri ziyaret etmektir. Şeytan taşlama ise, Fazlullah’ı öldüren Maran Şah (Yılanlar Şahı) dedikleri Timur’ un oğlu Miran Şah’ın yaptırdığı Senceriye Kalesi’ni taşlamaktır.

Hurufilik, ortaya çıktığı Esterâbad’dan kısa zamanda İran’a, oradan da Irak, Azerbaycan, Anadolu ve Rumeli’ye yayıldı. Fazlullah’m öldürülmesinden sonra Anadolu’ya kaçan Hurufiler özellikle Bektaşiliğin gölgesinde inançlarını yaymayı sürdürdüler. Fazlullah’m baş halifesi Ali A’la, Hacı Bektaş tekkesine yerleşmiştir. Öbür halifelerden İmadeddin Nesimî’nin müridlerinden şair Refii, Feriştehoğlu Abdulmecid ve Virani Baba gibi Hurufiler bu inancı sürekli canlı tutmuşlardır. Bir ara II. Mehmed’in (Fatih) sarayına kadar girmeyi başaran Hurufiler sadrazam Mahmud Paşa’mn girişimleri sonucu sert biçimde cezalandırıldılar. Bundan sonra zaman zaman izlenen Hurufiler gizlenmek, daha çok da Bektaşilik perdesi altında çalışmak zorunda kaldılar. Gene de 16. yüzyıl boyunca özellikle Usulî, Temen-nayî, Şah İsmail, Tıfli ve Habibi gibi şairlerin etkisiyle Hurufilik canlılığını korumuştur.


Anahtar Kelimeler
Hurufilik, tasavvuf, Fazlullah Hurufi
İlgili Diğer Konular

Tasavvuf (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Tanrı'ya erişmesini ve onunla bütünleşmesini mümkün gören öğreti.

İslam Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Hristiyan skolastiğine paralel olarak Müslüman inançlarını antik Yunan felsefe ekolleri ile açıklama ve doğrulama çabasıdır.

Panenteizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Panteizmde olduğu gibi Evren'in kendisinin Tanrı olduğunu, panteizmden farklı olarak da ilk devindirici olan tanrının Evren ve tüm varlıkları özünden yarattığını ve Evren'e aşkın, Evren'in bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır.

İlgili Kişiler

Mevlana, Celaleddin-i Rumi (Ünlü Kişiler) Islâm ve tasavvuf dünyasında tanınmış Iranlı şair, düşünce adamı ve Mevlevi yolunun öncüsüdür.

Hacı Bektaş Veli (Ünlü Kişiler) Anadolu'da yaşamış, mistik, seyyid, mutasavvıf şair ve İslam filozofu.

İlgili Özlüsözler