İslam Felsefesi

İslam Felsefesi

Hristiyan skolastiğine paralel olarak Müslüman inançlarını antik Yunan felsefe ekolleri ile açıklama ve doğrulama çabasıdır.


İslam dünyasının fetihler sonucu karşılaştığı kültürlerle etkileşimi sonucu ortaya çıkmıştır. 2 nedeni vardır:

A) İç nedenler: O dönemin siyasal ortamı, Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin buyrukları söz konusudur. Bilim ve felsefenin gelişebilmesi için en uygun ortam; eleştiri ve hoşgörü ortamıdır. İslamiyet’in yayılması ve Hristiyan Skolâstiğinin baskılarına karşı direnebilmesi için eleştiri ve hoşgörüyü temel alıyordu.

B) Dış nedenler:

a) İslamiyet’in doğuşu ve Arap yarımadasında başlayan “yeni bir kültür akımı”, Doğuda HİNT; Batıda YUNAN kültürü ile karşılaşmıştır. Ayrıca İRAN ve HİNT medeniyetlerinden çeşitli eserlerin tercümeleri de İslam felsefesinin oluşum ve doğuşunu etkilemiştir.

b) Eski YUNAN ve ROMA eserlerinin çeviri faaliyetleri etkili olmuştur. Kilise ile görüş ayrılığına düşen bazı Hristiyan mezhepleri mensupları, kilisenin zulmünden kaçarak Suriye, İran ve Irak ülkelerine yerleştiler.

c) İslam dünyası, kilise tarafından yasaklanan yahut değiştirilerek Hristiyanlıkla uzlaştırılan Yunan ve Roma felsefesine ait yapıtları, çeşitli çeviri merkezlerinde tanımıştır. Böylece Batı dillerinden Arapçaya çeviriler başlamış ve bu çeviriler, İslam dünyasının dikkatini Antik Döneme çekmiştir.

d) İslam dünyasında özellikle Platon ve Aristo’nun yoğun bir şekilde tartışıldığını görüyoruz. İslam dünyasında Yeniçağla birlikte Batıyı etkileyebilecek ünlü Aristocular yetişir.

Temel Özelikleri:

a) İslam kültürünün alan ve çerçevesi içinde ortaya çıkan felsefi çabaların hepsi bir bütün olarak İslam felsefesini oluşturur. Bu bakımdan İslam felsefesi; TÜRK, ARAP, HİNT ve PAKİSTAN gibi toplumların ortak felsefesidir.

b) Tartışmaya açık bir felsefe olması bakımından Ortaçağın DOGMATİK ve TAKLİTÇİ kilise felsefesinden ayrılır. Adeta karanlıklarla dolu 1000 yıllık Ortaçağ tarihinin içerisinde parlayan bir yıldız olmuştur.

c) Felsefe çalışmalarında ortak dil olarak ARAPÇA kullanılmıştır. İslam dininin bilme, anlama ve araştırma ile ilgili emirlerinin İslam felsefesinin doğuş sebeplerinin başında geldiği söylenebilir.

d) İslamiyet’in kısa zamanda geniş bir alana yayılması ve çeşitli kültür merkezleriyle karşılaşmış olması, İslam felsefesinin doğuşunu ve gelişimini hızlandırmıştır.

e) Akla önem ve değer verilmesi, tartışmaların hiçbir otoriteye dayanmadan akılla yapılması, insanların anlayabileceği şekilde dini anlatabilmek, felsefi akımların neden olduğu problemlere cevap vermek ve dini kuralları net olarak açıklamak, esas niteliklerindendir.

f) İslam’ı seçmiş ancak ilkel düşünce ve eski geleneklerin etkisinden henüz kurtulamayan insanlara gerçek İslam öğretisini açıklamak ve tanıtmak, temel özellikleri arasında yer alır.

İSLAM FELSEFESİNDE FARKLI EKOLLER:

1) Kelamcılar:

Kelam, “Allah’ın Sözü” anlamına gelir. Kuran’a ve Hadislere dayanan felsefe türüdür. Antik dönem etkisiyle oluşan İslam felsefelerine tepkidir. İslam dininin ana ilkelerini “akıl yoluyla temellendirme” çabalarından doğar. Kelam okullarının doğuşundaki diğer amaç; İslam dinine yönelebilecek yanlış görüşlere karşı çıkmak ve inanç esaslarını korumaktır. Kelamın asıl amacına yönelik olarak çalışmalarını sürdüren kelam okulu EŞARİYE’dir.

a) Eşariye: Asıl İslam felsefesini temsil edenlerin kurdukları kelam okuludur. Amaç; İslam dinini her türlü saldırı karşısında akılla korumaktır. Aklın imkânları sınırlıdır ve tüm inanç konularını açıklamaya yetmez. Yani sadece akılla her şey açıklanamaz. İmanla çelişen ve çatışan hiçbir bilgi doğru olamaz. Bundan dolayı; önce iman, sonra akıl gelir.

b) Mutezile: Eşariye okuluna karşı çıkanların oluşturdukları felsefe okuludur. Kuran’ın akılla açıklanabileceğini yahut yorumlanabileceğini savunur. Akla aykırı olan tüm inançlara karşı çıkar. İnsan, eylemlerini kendisi yaratır, özgürdür ve kadere bağlı değildir. Akılla açıklayamadıkları hiçbir şeye inanmazlar. İslam dininin bütün esaslarının akıl yoluyla kavranabileceğini savunurlar. Sınırsız özgürlük ve bireycilikten yanadırlar. İnsan aklının sınırsız olduğunu öne sürerler.

2) Tasavvufçular:

Gerçeğe kelamcılarda olduğu gibi tartışma yoluyla değil, yaşayarak ulaşılabilir. İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Allah’a ulaşmasını ve sevgisiyle bütünleşmesini mümkün gören düşünce sistemidir. Evrende bulunan her şey, gerçek varlık olan Allah’ın varlığına işaret eder. Allah’ın yarattığı her şeyi yine Allah için sevmek gerekir. Tasavvuf; bir kişilik geliştirmesidir, bir yaşam felsefesidir. Önemli temsilcileri; Mevlana, Hacı Bektaş, Yunus Emre, İbn-i Arabî…

3) Meşşai Felsefesi:

Aristo felsefesini benimseyip, İslam düşüncesi ile Aristo felsefesini uzlaştırmaya çalışırlar. Asıl çıkış noktası; Aristo felsefesidir. Meşşailer, aklı esas alarak dinin inanç ile ilgili temel problemlerinin açıklamaya çalışmışlardır. Bu özellikleri sebebiyle eleştiriye uğramışlardır. Evrenin Allah tarafından yaratılmasına dayanan İslam dini ile evrenin öncesiz ve sonsuz olduğunu savunan Antik Yunan düşüncesini uzlaştırmaya gayret ettiler. Bu yönüyle İslam dininin temel nitelikleriyle bazı yönlerden çeliştiklerini yahut çatıştıklarını ifade edebiliriz. Önemli temsilcileri; Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, El-Kindi…

4) Gazali Felsefesi:

Mutezilenin görüşlerine karşı çıkar. İslam felsefesinde çığır açan isimlerden birisidir. Eşariye ve Tasavvuf ile uzlaşan yönleri vardır. Gazali’ye göre; akıl insanı yanıltabilir, bu nedenle gerçeğe ancak imanla, sezgiyle ulaşılır. Felsefede aklın rolünü kabul etmiş ancak akılla açıklanamayan bazı durumları iman ve sezgi yoluyla çözmeyi önermiştir. 14 Gazali; felsefe ile Kuran’ı bağdaştırmaya çalışan Meşşaileri eleştirmiş, onların İslam inancı ile bağdaşmayan fikirlerinden dolayı TEHAFÜT EL-FELASİFE (Felsefecilerin Tutarsızlıkları/Hataları) adlı eserini yazmıştır. Eleştirilerini hiçbir otoriteye dayanmadan aklın ilkelerine göre yapmış ve orijinal bir İslam felsefesi oluşturmuştur.

İslam Felsefesi filozoflarının, bilim adamlarının isimleri ve kısaca hayatları.

Farabi(872 – 950)

Çeşitli bilim dallarında çalışmalar yapmış olan Farabi, islam Felsefesinin kurucularından sayılır.

Farabi’ye göre en yüce, en gerçek varlık Tanrı’dır. Çünkü Tanrı, varlığını kimseden almaz, varolmasını bir başka şeye borçlu değildir. Bütün varlıkların nedenidir. O’nun “madde”si, “suret”i, “yakın cinsi” ve “ayrım”ı yoktur. Bu nedenle, tanımı yapılamaz. Tanrı dışındaki tüm varlıklar, öze sonradan eklenmişlerdir.

Farabi’nin önemli bir görüşü de “akımlar kuramı”dır. Bu kurama göre, Tanrı’dan bir ilk akıl çıkmıştır. Bundan zorunlu olarak yeni bir akıl, ruh ve gök oluşmuştur.

Farabi, doğa olaylarının açıklanmasında Aristo’nun “form” ve “madde” kuramını benimser.

Aristo’nun mantık konusundaki eserlerini ele alıp en ince noktalarına kadar anlatan Farabi, bu nedenle Muallim-i Sâmi (ikinci Öğretmen) adıyla tanınmıştır.

İdeal bir toplumun nasıl olması gerektiği konusunda özgün görüşleri olan Farabi, “tüm insanlığı kapsayan toplum düşüncesini ileri sürer.

İbni Sinâ (980 – 1037)

İbni Sinâ da, Farabi gibi doğa olaylarını “madde” ve “form” kuramıyla açıklar. Varlık konusunda da Farabi’nin görüşlerini benimser. O’na göre bütün varlıklar Tanrı’dan çıkmış bir kademeleşmedir. Tanrı bütün varlıkların ilk nedenidir, “faal akıl”dır. Bundan da gökler ve onların akılları doğar.

Ibni Sina’nın ahlak felsefesi, mezafiziğe dayanır ve tasavvufa yakındır. “Mutluluk ve doğru yaşam nedir?” sorusuna; “Mutluluk, insan ruhunun kendisini arıtması, temizlemesi, faal akla yönelmesidir.” diye karşılık verir.

Gazali (1058 – 1111)

Gazali bilgi kuramı çerçevesinde en ilgi çekici çalışmayı yapmıştır. Gazali şu ve benzer sorulara karşılık aramıştır:

“Kesin bilgiye nasıl ulaşabiliriz?”

“Hangi bilgi alanında, kesinlikten söz edilebilir?”

“Duyuların ve akim sağladığı bilgilerin sağlamlığı ne ölçüdedir?”

“Felsefe ve metafizik, kesin bilgiler verebilir mi?”

Gazali her şeyden önce bilgilerimizde kesinlik ve sağlamlık arar. Matematik ve mantık gibi alanı sınırlanmış bilgi dallarının kesin bilgiler verdiğini, buna karşılık metafiziğin sağlam bilgiler vermediğini söyler.
Gazali, bilgi konusundaki genel eleştirisine, duyuların bizi aldatabileceğim ortaya koyarak başlar. Akim, metafizik konularda kesin doğrulara varabileceğinden kuşku duyar. Bunu da daha önceki düşünürlerin görüşlerini eleştirerek temellendirir. Filozofların akıl ile inancı (imam) birleştirmeye çalışmalarının bir yanılma olduğunu öne sürer.

Gazali, şüphecilikten yola çıkıp tasavvufa ve mistik düşünceye varmıştır.

Akıl ve imanı birbirinden ayıran Gazali ahlaklı yaşamış Tanrı ile birleşmenin ve doğruya ulaşmanın bir hazırlığı olarak görür.

En ünlü yapıtı Tahâfüt (tutarsızlık) adını taşır.

İbni Rüşd (1126 – 1198)

Batı düşüncesi üzerinde en fazla etkide bulunan islam felsefecisidir. Aristo’nun görüşlerini özgün bir biçimde açıklayan İbni Rüşd, ispanya’da yaşamış ve meşai felsefesinin seçkin temsilcileri arasında yer almıştır.

İbni Rüşd, dinde açıklanmış olan her şeyin akıl yoluyla ispatlanabileceğini ileri sürmüştür. Maddenin ve hareketin öncesiz, sonrasız olduğunu; hareket olmaksızın za-manmdüşünülemeyeceğini, insan ruhunun ölümsüz olmadığını söylemiştir. O’na göre ölümsüzlük, insanlar içinde, gelecek kuşaklarda yaşamaktır.

İbni Rüşd, Aristo felsefesini yeniden yorumlayarak, islam düşüncesiyle bağdaştırmaya çalışmıştır.

Suhreverdi(1155 – 1191)

Zerdüşt dininin etkileri ile meşai felsefesinin ve tasavvufun görüşlerini yeni bir sentez içinde birleştirmeye çalışan Şehabettin Suhreverdi Yeni-Platonculuğun da etkisinde kalmıştır. Bu nedenle “idealar”dan söz eder. Ancak “idealar” nur ve karanlık kavramlarıyla anlatılır. Suhreverdî’ye göre; gerçekleri akıl sezgisiyle kavramak, insanları karanlıktan nura yavaş yavaş yaklaştırır. Bütün nurlar ise Tanrı’da birleşir. Tanrı, “nurların nu-rü’dur. insan, benliğini eğiterek ve arıtarak bu nura ulaşabilir.


Anahtar Kelimeler
İslam Felsefesi, İslamiyet, Teoloji, monoizm, idealizm, eşariye, mutezile, kelam, tasavvuf, meşşai, gazali, hint
İlgili Diğer Konular

Aranedencilik (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bütün olayların tek gerçek nedeninin Tanrı olduğunu öne süren, insana neden gibi görünen bütün öbür şeylerin Tanrının istencini yansıtan birer araneden olduğunu savunan felsefe öğretisi.

Aristoculuk (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Antikçağ Yunan filozofu Aristoteles'in öğretisine dayanan, deneyci ve gerçekçi eğilimleriyle öne çıkan bir düşünce okulu.

Samiler ve dünyaya yaydıkları kültür. (Tarih) Tek tanrılı üç büyük dinin ortaya çıkışında Samilerin etkileri.

Skolastik Felsefe (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Orta Çağ düşüncesinde doğrunun zaten mevcut olduğu düşüncesine ve felsefenin okullarda okutularak öğretilmesine dayanan bir yaklaşım sergiler. Bu felsefenin temelinde teoloji vardır ve onu desteklemeye çalışır.

Ortaçağ Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) (6.YY - 16.YY) Felsefenin ortaçağ dönemi, Karanlık Çağların entelektüel kuraklığından sonra Batı felsefi düşüncesinin yeşermesini temsil eder.

Senkretizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Senkretizm, özellikle farklı dinlerdeki teoloji ve mitolojilerin bir birine karışmasıyla yenilerinin ortaya çıkması veya asimilasyonlarına denir. Sanat, kültür ve siyasette de görülebilir.

Hristiyan Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Hristiyan inancını Yunan felsefesini kullanarak doğrulama çabasıdır.

Panenteizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Panteizmde olduğu gibi Evren'in kendisinin Tanrı olduğunu, panteizmden farklı olarak da ilk devindirici olan tanrının Evren ve tüm varlıkları özünden yarattığını ve Evren'e aşkın, Evren'in bilincinde mutlak ve değişmez bir varlık olarak egemen olduğu inancıdır.

Diyalektik İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Hegel'in idealizmine diyalektik idealizm denir.

Öznel İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Nesnel varlığı insansal bilincinin ürünü sayan idealizm anlayışı.

Nesnel İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsandan bağımsız saltık bir düşüncenin ya da ruhsal ilkenin varlığını ve önceliğini ileri süren idealizm anlayışı.

İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Var olan her şeyi düşünceye bağlayan, düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin var olduğunu kabul etmeyen felsefe öğretisi.

Mutlak İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bilginin nesneleri ve dolayısıyla bütün bir evren mutlak bir öznenin, mutlak bir Zihin, Akıl ya da Tinin ürünüdür. Bu da Tanrı'dan başka bir şey değildir.

Yeni İdealizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra özdekçilik, olguculuk ve doğalcılığın egemenliği karşısında idealizmi yeniden canlandırmaya çalışan akımlar.

Solipsizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) "Ben" felsefesi olarak bilinen, varlığı ben'in tasarımları olarak dile getiren felsefi görüş. Tekbencilik

Egzistansiyalizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanın dünyadaki varoluşunun somutluğuna ve sorunsallığına ağırlık vererek yorumlayan felsefi yaklaşımların ortak adı.

Alman İdealizmi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Temellerini Kant'ın attığı, 1800 lü yılların başlarında felsefeye egemen olan ilk büyük akımdır. 

Kantçılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 19 ve 20. yüzyılda etkili olmuş Kant felsefesini dayanak olarak alan felsefe eğilimi.

Yeniçağ Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 17 ve 18 yy. larda otoriteden den kurtulmanın verdiği özgür düşünce ortamıyla birlikte çok çeşitli yeni akımlar ortaya çıkmıştır.

Metafizik (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, "fizik bilimlerinin ötesinde kalan" anlamına gelen "metafizik" sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.

Tasavvuf (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Tanrı'ya erişmesini ve onunla bütünleşmesini mümkün gören öğreti.

Hurufilik (Felsefe Terimleri Sözlüğü) İranlı mutasavvıf Fazlullah Hurufi’nin harf ve rakamların çeşitli yorumları üzerine kurduğu inanç sistemidir.

Thomizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Thomas Aquinas'ın düşüncelerinden ortaya çıkan Ortaçağ skolastik felsefesidir.

İbn Rüşdcülük (Felsefe Terimleri Sözlüğü) 13. yüzyılda latin hristiyan skolastisizmini etkileyen, İbn Rüşd çevirilerinin etrafında şekillenerek etkisini gösteren Aristotelesçi felsefi akım, görüş.

Ontoloji (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Bir bütün olarak varlığı ele alan ve var olanların en temel niteliklerini inceleyen felsefe dalı.

Hint Felsefesi (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Hint yarımadasındaki antik felsefi gelenekleri.

İlgili Kişiler

Farabi (Ünlü Kişiler) Aristo’nun felsefesini İslami açıdan yorumlayarak İslam düşüncesiyle bağdaştırmaya çalışmıştır.

Ibn Bacce (Ünlü Kişiler) Matematik, fizik, astronomi, felsefe, siyaset, tıp ve müzik gibi birçok bilimle uğraşmış, özellikle Aristo şerhleri ile Batı'da felsefenin gelişmesine katkı sağlamış Endülüs'lü Müslüman filozof.

Hacı Bektaş Veli (Ünlü Kişiler) Anadolu'da yaşamış, mistik, seyyid, mutasavvıf şair ve İslam filozofu.

Abelard, Peter (Ünlü Kişiler) Fransız skolastik düşünürü, tanrıbilimci; dil, diyalektik ve ahlak filozofu.

Jean Bodin (Ünlü Kişiler) Fransız hukukçu ve siyaset felsefecisi.

Thomas Aquinas (Ünlü Kişiler) Bilgi felsefesi, metafizik, siyaset ve ruhun ölümsüzlüğü konularındaki yorumlarıyla skolastik düşünceye önemli katkılar sağlamış keşiş ve filozof.

Hegel (Ünlü Kişiler) Diyalektik mantık ekolünün kurucusu Alman filozof.

Kojeve, Alexandre (Ünlü Kişiler) Hegel okuması'yla tanınan, Rusya doğumlu olmakla birlikte daha çok Almanya ile Fransa'da yaşaması ne­deniyle yarı Alman yarı Fransız olarak değerlendirilen Hegelci felsefeci.

Berkeley, George (Ünlü Kişiler) Dünyada yalnızca ruhların ve bu ruhların idelerinin varolduğunu, buna karşılık maddenin varolmadığını öne süren İngiliz düşünür.

Ingarden, Roman (Ünlü Kişiler) Husserl’in fenomenolojik yönteminden yararlanarak edebiyat ve sanat yapıtlarını açıklamaya çalışmıştır.

Schopenhauer, Arthur (Ünlü Kişiler) İrrasyonalist ve karamsar olarak bilinen Alman düşünür.

Kant, Immanuel (Ünlü Kişiler) Felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiş, Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biridir.

Mevlana, Celaleddin-i Rumi (Ünlü Kişiler) Islâm ve tasavvuf dünyasında tanınmış Iranlı şair, düşünce adamı ve Mevlevi yolunun öncüsüdür.

Osho (Ünlü Kişiler) Hint mistik guru ve spiritüel.

İlgili Özlüsözler

Hristiyanlık (Özlüsözler) Ortadoğuda ortaya çıkan 3 büyük tek tanrılı dinin ikincisi.

Evrim Teorisi (Özlüsözler)

Din (Özlüsözler) Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet

Ateizm (Özlüsözler) Tanrının olmadığını savunan ve dinleri reddeden görüş.



Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.