Evrim Kuramı

Evrim Kuramı

Evrim Teorisi kavramları, teorinin ortaya çıkışı, gelişimi ve kanıtları.

EVRİM NEDİR?

En kısa tanımıyla evrim, canlı türlerinin popülasyonlarının nesiller içerisindeki değişimi sürecidir. Evrim, genellikle kısa vadede genotipteki (genlerdeki), genellikle uzun vadede ise bu gen değişimlerine bağlı olarak fenotipteki (fiziksel özelliklerdeki) değişimdir.

Ancak bu sürecin tanımlanabilmesi için dikkat edilmesi gereken çok önemli iki nokta bulunmaktadır:

⦁ Evrim, tekil bireylerin değişimi demek değildir! Evrimsel süreçlerde değişen, popülasyon içerisindeki özelliklerin genel dağılımıdır.

Örnek: Bir bireyin, bir mutasyon sonucu 6 parmaklı doğması evrim değildir! Ancak bir türün popülasyonundaki bireylerin parmak sayılarındaki genel dağılımın değişimi, evrimsel değişimlere örnektir. Benzer bir şekilde, bir türün tek bir bireyinin önceden yemediği bir besini zorla yemesi evrim değildir. Ancak yeni bir beslenme tipinin, popülasyon içerisinde genel olarak yerleşmesi evrimsel bir değişimdir.

⦁ Evrim, bireyin ömrü içerisinde geçirdiği değişimler değildir! Evrimsel süreçlerde, nesiller içerisinde olan değişimden bahsedilir.

Örnek: Bir insanın ömrü içerisindeki boy uzunluğu değişimi evrim değil, gelişimdir. Ancak bir popülasyonun boy uzunluğundaki dağılımın, uzun yıllar ve nesiller içerisindeki genel değişimi (dağılımın değişimi) evrimsel bir değişimdir.


EVRİMİN AÇIKLAMASI

Evrim yeryüzündeki canlı yaşamın canlı tek hücreden nasıl geliştiğini izah etmeye çalışan ve Charles Darwin tarafından ortaya atılmış olan bilimsel kurama verilen ad. Evrim kuramına göre canlılığın devamı ve çeşitliliği doğal seçilimle sağlanır. Doğal seçilimin üç temel bileşeni bulunur: Genetik karakterlerin devamını sağlayan kalıtım, farklı karakterlerin popülasyondaki zenginliğini sağlayan çeşitlilik ve bu çeşitli karakterlerden doğadaki koşullara en uygun olanının hayatta kalmasını sağlayan seçilim.
Evrim kuramı, insanlığın kökenine ilişkin sonuçları nedeniyle ortaya atıldığından bu yana sosyal ve politik platformda en çok tartışılan bilimsel teoridir. Bunun sonucunda, kuramın bilimsel algılanışı ile popüler algılanışı oldukça farklı olagelmiştir. Evrim kuramına popüler düzeyde karşı çıkan ve onun yerine yeryüzündeki canlılığın kökeni ve çeşitliliğini doğaüstü bir yaratıcıya bağlayan akımlara genel olarak yaradılışçılık adı verilir.

EVRİMİN TARİHÇESİ

Mitolojik insan tarihinde de rastlanıldığı gibi bir fenomenin ortaya çıkışında bileşenlerin değişime uğramaları ile ilgili süreç tanımının felsefi açıdan "evrim" kelimesi ile belirginleşmesi çok eskiye dayanır. Herhangi bir "sağlam ve doğru" biyolojik altyapısı olmasa da, Aristoteles'ten Konfüçyüs'e kadar birçok önemli isim evrim kavramı konusunda yazmıştır. Ayrıca, evrim konusunda İbn'i Haldun ve İbn-i Sina farklı teoriler sunmuşlardır. 19. yüzyılda Lamarck, kazanılan karakterlerin kalıtımına dair bir hipotez öne sürmüş, fakat yaptığı deneyler bu hipotezin yanlış olduğunu göstermiştir.
Aynı yüzyılda Charles Darwin, Galapagos Adanları'ndaki gözlemlerine dayanarak, evrimin mekanizmasını doğal seçilimle açıklamıştır. Bugünkü modern evrimsel sentez Darwin'in bu teorisi üzerine kuruludur.

DOĞAL SEÇİLİM

1831-1836 yılları arasında, Darwin dünyanın farklı bölgelerine, işi gereği, seyahat ederek geçirmiştir. Geçirdiği bu yıllarda aklında bir tür evrim kuramı şekillenmeye başlamıştır. Farklı bölgelerde geçen 3 yılsonunda, evrim teorisine en çok katkıda bulunacak yer olan Galapagos Adalarına varmıştır. Darwin bu adalardaki doğal yaşamı ve canlıları, Güney Amerika'dakiler (anakara) ile kıyaslamış ve o dönem için şaşırtıcı bazı bağlantıları keşfetmiştir. Burada geçirdiği dönem sonunda "başarılı nesillerin sonunda, değişimler yüzünden, yeni bir türün yavaşça hali hazırdaki bir türden gelişerek oluştuğu" kanısına vardı. Doğal Seçilim (Naturel Selection) adını verdiği bir işlem sonucunda bu değişimlerin ortaya çıktığına inanıyordu:
Darwin'in bu teorisi 3 ana temel üzerine oturmuştur:
⦁ Bir canlı popülasyonunda çeşitli karakteristikler mevcuttur ve bu değişken karakteristikler popülasyondaki bireyler tarafından yeni doğanlara aktarılır.
⦁ Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.
⦁ Ortalamada popülasyon arakamları genelde sabit kalır, hiçbir popülasyon sonsuza kadar büyüme göstermez.
Bu temellere göre Darwin, her popülasyonda birçok bireyin hayatta kalamadığı, kurtulamadığı veya üreyemediğini belirtmiştir. "Varolma Mücadelesinde’’ sınırlı birçok kaynak için ve mevcut riskler (yırtıcı hayvanlar vb.) yüzünden popülasyonun her bireyi bir diğeriyle yarışmaktadır. Bu varolma mücadelesinde, ortama en iyi adapte olabilmiş bireyler seçici bir avantaja sahip olmaktadır ve daha çok yaşamakta ve daha çok üreyebilmektedir.


TÜRLERİN KÖKENİ

20 yıldan daha fazla bir süre, Darwin düşünceleri için delil topladı. 1858'e kadar fikirlerini yayımlamaktan kaçındı. Fakat 1858'de, Alfred Russel Wallace, Darwin'e Darwin'in düşüncelerine çok benzer bir evrim teorisi fikrini mektupla yollayınca, Darwin düşüncelerini kamuya sunmak istedi. Daha sonra Darwin ve Wallace evrim teorisi ve doğal seçilim üzerine beraberce bir tez yazıp yayımladılar. Yine de, özellikle 1859'da yayımladığı ünlü kitabı "On The Origin of Species by Means of Natural Selection or the Preservation of Favoured Races in the Struggle for Life" sayesinde Darwin'in adı Wallace'dan çok daha fazla duyuldu. Darwin'in bu kitabı daha sonra biyoloji tarihinin en etkili ve önemli kitaplarından olmuştur.

EVRİM TEORİSİNİN YÖNELTİLEN İDDİALAR VE VERİLEN YANITLAR

⦁ EVRİM TEORİSİ ADI ÜSTÜNDE BİR TEORİ, KANITLANMADI.

Bu soruyu cevaplandırmamız için hipotez, teori ve kanun arasındaki farkı bilmemiz gerekli.
Hipotezler(varsayımlar), çevremizde gördüğümüz sorunlara yönelik geliştirdiğimiz geçici, muhtemel, değişimine ve yanlışlanmaya son derece açık cevaplardır.

Kanunlar(bilimsel gerçekler), bu hipotezlerin defalarca test edilip, her seferinde aynı sonucu vermesi sonucu artık değişemeyeceği, sonsuza kadar sabit kalacağı anlaşılan doğa yasalarıdır.

Teoriler, hipotezler ile kanunlar arasındaki bağlantıyı sağlayan bilimsel araçlardır.

Bilimsel olarak ne sorusunu sorduğumuzda sadece gerçeği alırız. Şayet nasıl ve neden sorularını sormaya başlarsak gerçeklerin sebeplerini ve ayrıntılarını edinmiş oluruz.
Hipotezler bilimsel olarak oldukça özel açıklamalardır. Hipotez ve gerçeklerin üzerinden geçilip, test edilip daha genel açıklamalar elde edilebilir. Bu daha genel açıklamalara da teoriler denir.

Kısaca hipotezler gerçeğin inşasında, teoriler gerçeğin açıklamasında kullanılır. Evrim bir kanundur(gerçektir). Evrim teorisi, evrim gerçeğini açıklayan bilimsel araçtır. Tıpkı Kütle Çekimi Kanunu açıklayan Kütle Çekimi Teorisi gibi. Tıpkı canlıların hücrelerden var olduğunu gerçeğini açıklayan Hücre teorisi gibi.

⦁ EVRİM TEORİSİ ADI ÜSTÜNDE BİR TEORİ, KANITLANMADI.

Son yüzyılda evrimi destekleyen 200.000’den fazla makale yayınlamıştır. Bu makaleler evrimi destekleyen milyonlarca kanıt barındırmaktadır Bugüne kadar evrim teorisine ters düşen tek bir kanıt bile bulunamamıştır. Hiçbir bilimsel makalede evrim reddedilememiştir.
Ve emin olun, çoğu bilim insanı evrim teorisini doğrulamak için değil; yanlışlamak için uğraşmaktadır. Zira evrimi yanlışlayabilmek çok büyük bir başarı olacağından, bilim insanı kesinlikle Nobel ödülüne layık görülecektir. Hiçbir bilim insanı da bu ödülü kaçırmak istemez.

⦁ EVRİM GÖZLEMLENEBİLMİŞ VE KANITLANABİLMİŞ DEĞİL.

Bu gerçeğe gözünüzü kapatsanız da; evrim pek çok laboratuvar deneyi*, doğal gözlem** ve fosillerle reddedilemeyecek bir şekilde kanıtlandı. Hatta evrim teorisi için bilimdeki en güçlü teorilerden biri diyebiliriz. Evrim bu gücünü, halen daha devam edebilmesinden alıyor. Şu an siz bu satırları okurken bile evrim mikro düzeyde devam etmekte.
*Lenski deneyi **Darwin ispinozları

⦁ EVRİM BİR ANDA VAROLUŞU SAVUNUR.

Çok yapılan hatalardan biridir. Evrim anlık değil, tam tersine bir süreçtir. Evren sürekli değişmektedir. Değişmeyen hiçbir şey yoktur. Tüm canlılar da evren ile beraber değişmektedir ve bu değişim bir süreçle yaşanmaktadır. Doğada hiçbir karmaşık yapı son haliyle, bir anda, öylece hiçlik içerisinden var olmaz!
Mutlaka basit bir başlangıçtan başlanır ve evrimsel süreç içerisinde çeşitlilik ve seçilim mekanizmalarıyla karmaşık yapılara kademeli olarak ulaşılır.

⦁ EVRİM = TESADÜF

Şans ve tesadüf canlıların evriminde rol oynar. Ama bunun dışında çok daha fazla faktör vardır. Bazı çeşitlilik mekanizmaları canlılara avantajlı veya dezavantajlı nitelikler kazandırır. Avantajlı nitelik kazanan canlılar ortama daha iyi uyum sağlar ve hayatta kalabilir. Dezavantaj niteliği kazananlarsa yok olur. Bu şans değildir. Mesela ilaçlanan bir mutfakta bu ilaca karşı bağışıklık geliştiren böceklerin hayatta kalıp türlerinin devam etmesi ve diğerlerinin yok olması doğal seçilime kusursuz bir örnektir.
Doğada, şanslı olan ya da güçlü olan değil; daha iyi uyum sağlayan kazanır. Bir taş bırakıldığı zaman yere düşmesi şans değil, doğa kanunudur. Aynı şekilde bir grup canlıyı bir ortama bırakırsanız hangilerinin hayatta kalacağını şans değil, doğal seçilim kanunu belirler.

⦁ İNSANLAR MAYMUNDAN GELDİYSE, NEDEN ŞİMDİKİ MAYMUNLAR İNSANA DÖNÜŞMÜYOR?

İnsanın değişimi tüm canlılarda olduğu gibi devam etmektedir. Bundan milyonlarca yıl sonra nasıl bir canlıya dönüşebileceğimizi, ne tür bir değişime uğrayacağımızı kestiremeyiz. Ancak doğanın kanunları değişmediği müddetçe evrimin bizi değiştireceği aşikârdır. Aynı şekilde maymunlar ve diğer canlılar da dönüşmektedir, değişmektedir. Ancak biz bunu göremeyiz. Canlıların fiziksel değişimleri makro evrim ile incelenirken, genetik değişimleri mikro evrim ile incelenir. Evrim genlerle yani mikro evrim ile başlar ve süreç fiziksel değişimlerle yani makro evrim ile devam eder. Makro evrimi göremiyor olma sebebimiz, ömrümüzün evrimsel değişimleri algılamaya yetmeyecek kadar kısa olmasıdır. Nasıl ki kıtaların hareketini veya iklimlerin değişimini anlık olarak algılayamıyorsak; ancak jeolojik ve meteorolojik verilerden bu yavaş değişimlerin varlığını anlayabiliyorsak, evrimsel sürecin yavaş etkisini de çok uzun zaman aralıklarında bize kayıtlar sunan fosiller ve laboratuvar deneylerinden anlayabiliriz.

⦁ DARWIN GÜÇLÜDEN YANADIR.

Kesinlikle yanlıştır. Darwin’e göre doğada, şanslı olan ya da güçlü olan değil; daha iyi uyum sağlayan kazanır. Doğa, kimseye torpil geçmez. Ve değişim uyumu gerektirir.

⦁ EVRİM TEORİSİNİ İLK DARWIN SAVUNDU.

Evrim görüşü M.Ö. 6.yy’a kadar gider.
⦁ M.Ö. 6.yy’da Anaksimander
⦁ Sonra Herakletios
⦁ M.Ö. 5.yy’da Empedokles
Ancak Aristo ve Platon’un yaratılışçı düşüncelerinin aşırı ve baskın oluşu, bu düşünürlerin görüşlerini dönemlerinde önemsiz kılmıştır.Evrimi sistematik bir şekilde ele alıp bilim niteliği kazandıran kişi Jean Baptiste Lamarck (Arkaplanında Charles Lyell, Georges Cuvier, Richard Owen, Erasmus Darwin(Darwin’in Dedesi) gibi biyologların keşif, bulgu ve iddialarının bulunduğunu belirtmeliyiz.
⦁ Robert Jameson: Evrim sözcüğünü katan ilk isim olmuştur.
⦁ Alfred Russell Wallace: Darwin ile aynı tarihlerde benzer çalışmalar yapıp aynı sonuçları elde ediyor.
⦁ Doğal Seçilim Teorisi, bu iki büyük isme ithafen Darwin-Wallace Teorisi olarak da anılmalıdır.
Kitap yayınlandıktan 10 yıl sonra, bilim camiasının neredeyse tamamı evrim fikrini kabul etmişti.

⦁ İNSANDA EVRİME AİT BİR BULGU GÖZÜKMEMEKTEDİR.

Genler, yaşamın kodlarıdır ve genler yalan söylemez. Genlerin ve DNA’nın incelenmesiyle pek çok kez evrimin kanıtlandığı söylemiştik. Peki, kendi vücudumuza bakarak evrimi görmek istersek?Bunu körelen organlarımızdan pekâlâ görebiliriz. Burada bir bilgi notu vereyim. Körelen organlar üçe ayrılır;
⦁ Tamamen yok olanlar.
⦁ Vücutta ilk haliyle bulunanlar(ancak işleyişine devam etmez.)
⦁ Yeni işlev kazananlar.
Apandis: Eskiden ot ve meyve temelli bir diyete sahipken bitkisel selülozu sindirmemizi sağlayan apandisimiz, artık o kadar yoğun olarak ot tüketmediğimiz için körelmiştir. Ancak yapılan son araştırmalar bu organın sindirim kanalının savunma sistemine katkı sağlayacak şekilde bir işleve dönüştüğünü ortaya çıkarmıştır. (3)
20 yaş dişleri: Ot temelli diyetten, et ağırlıklı diyete geçmemiz ve beynimizin evrimi sırasında küçülen çene yapımızdan dolayı körelen organlar arasında yer alır. Bazı insanlarda 20 yaş dişleri hiç oluşmaz, bazılarında oluşur ama çıkmaz. (Bazı insanlarda 2, bazı insanlarda 1)*
*Bu değişkenlik(varyasyon) bile evrim bir kanıtıdır esasında.)
Kuyruk sokumu kemikleri: Bu kemikler, kuyrukları olan maymun atalarımızda ve kuyruklu maymun kuzenlerimizde, kuyruğu destekleyen ve vücuda bağlayan yapılardır. Ancak 22 milyon yıl kadar önce insana gelecek soy hattında kuyruklar işlevsizleşmiş ve yitirilmeye başlanmıştır. Kuyruğumuzun içerisindeki tüm kemikler de, kuyruğumuzla birlikte yok olmuştur. Ancak bu bağlantı noktasındaki kemikler, günümüze kadar körelerek ulaşabilmiştir. (1) (Kuyrukla ilgili belirtmem gerekir: 1884'ten bu yana 23 kuyruklu bebek doğumu vakası bildirilmiştir.
Darwin Yumrusu: Bazı insanların kulaklarında bulunan ve eskiden yüksek frekanslı sesleri toplamak için kullanıldığı düşünülen çıkıntı. (2)
Üçüncü Göz Kapağı: Gözlerimizde bulunan ve sürüngen atalarımızda su altında görebilmeyi sağlayan, bizde ise hiçbir işe yaramadan bulunan kapak. (2)
Plantaris kası: Ayaklarını da elleri gibi kullanabilen atalarımızdan kalan ve halen ayaklarımızda büyük oranda işlevsiz bir biçimde bulunan kas. İnsanların %9’unda bu kas hiç bulunmaz. (2)
Auriculares kasları: Kulaklarını geniş açılarda hareket ettirebilen atalarımızdan kalma kas. (2)
Sahte genler: Tüm canlıların genomlarında değişen miktarlarda bulunan işlevsiz genler. (2)
Kılların ürpermesi: Kıllı atalarımızdan kalma bir uyarı davranışı. (2)

⦁ EVRİM İÇİN MİLYONLARCA YIL GEREKİR.

Evrim için birden fazla nesil gerekir. Şayet canlı türünün nesli oldukça kısaysa*, evrim makro düzeyde de oldukça rahat gözlemlenebilir. Tabi evrim için gerekli laboratuvar çalışmalarının yapılmış olması gereklidir. Lenski ve Endler deneylerinde kullanılan canlıların nesli oldukça kısa süreli olduğundan, her değişen nesil ile birlikte varyasyon ve genetik aktarım arttığından evrim yıllar içerisinde gözlemlenebilmiştir.
*Bazı bakterilerin bir nesli 20 dakika sürmektedir. Bu süre bazı virüsler için daha azdır. İnsanların ortalama 20-30 yılda bir nesil oluşturabildiğini düşünürsek bu oldukça kıza bir süredir.

⦁ TÜM MUTASYONLAR ZARARLIDIR.

Evrimde oldukça özel bir yeri olan mutasyonlar için bir uydurmadır gider. Mutasyonların çok büyük bir kısmı(%70-%90) etkisiz (nötr) mutasyonlardır. Geriye kalan kısım(%10-%30) zararlıdır. Zararlı mutasyon miktarı türden türe değişir. Nötr ya da Nötr’e yakın faydalı mutasyonlar uzun sürede, kademeli etki göstererek türe fayda sağlayabilir. Geriye kalan ve ani değişimler yaratabilen daha az sayıdaki mutasyonların büyük bir kısmı zararlıdır. Nötr mutasyonlar çevrenin değişimi ve başka mutasyonların etkisiyle olumlu veya olumsuz bir etki yaratabilir. Bu mutasyonlar için bir süreç yaratır ve etkisini sürece yayar. Bu durumda da sıçramalı bir değişim yerine, kademeli ve canlının adapte olabileceği bir süreçte değişim gözlenir. Bu da mutasyonların zararlı etkilerini hiçe ya da çok aza indirgemektedir.

⦁ EVRİM TERMODİNAMİĞİN İKİNCİ KANUNUNU İHLAL ETMEKTEDİR.

Termodinamiğin İkinci Yasası: Isı asla daha soğuk ve düşük enerjili bir bölgeden, daha sıcak yani yüksek enerjili bir bölgeye akamaz. Yani enerji, dışarıdan bir etki olmaksızın, her zaman yüksek enerjiden düşük enerjiye doğru akar. Evrim Teorisiyle Termodinamiğin ikinci yasasının çeliştiğini ifade edenler var. Genel ifade şu; ‘yapılar, her zaman düzenli bir halden, düzensiz bir hale doğru ilerler. İşte bu noktada devreye bu yasaların geçerli olduğu veya genellenmesinden önce anlaşılması gereken 2 sistem türü girmektedir: Kapalı sistemler ve açık sistemler.
Kapalı Sistemler en basit tanımıyla dışarısı ile kütle alışverişi yapmayan; ancak iş ve enerji yapabilen sistemlerdir. Örneğin, ağzı mühürlenmiş bir kabın için kapalı bir sistemi teşkil eder. Bu kabın içerisine, ağzı mühürlü olduğu için kütle giremez ve dışarıya kütle çıkamaz. Ancak bu sisteme ısı enerjisi girebilir.(Termodinamiğin ikinci yasasında ifade edilenler bu sistem içerisinde geçerlidir.
Açık Sistemler ise, dışarıdan iş, enerji ve kütle girişi ve sistem dışarısına iş, enerji ve kütle kaybı olur. Bu noktada, ilginç bir örnek olarak Dünya ele alınabilir. Aslında birçok basit analiz için Dünya bir kapalı sistem olarak ele alınır.
Gezegenimize sıklıkla çeşitli büyüklüklerde meteorlar düşer, hatta yüz milyonlarca yıllık zaman dilimleri ele alınacak olursa, çok ciddi bir kütle girişi olduğu görülecektir. Üstelik gezegenimizden uzaya, atmosferin dış katmanlarından sürekli bir gaz kaçışı da söz konusudur.
Gezegenimizin ve canlılık ile ilgili şu söylenebilir: canlılık, açık bir sistem içerisinde var olmaktadır. Üstelik canlıların kendileri veya koaservat gibi başlangıç yapılarını kapalı sistem olarak kabul etmemiz imkânsızdır. Bu canlılar, bariz bir şekilde etraflarıyla kütle, ısı ve enerji alışverişi yapmaktadırlar. Dolayısıyla canlılığın başlangıcı her açıdan bir açık sistem olarak ele alınmalıdır.
Termodinamiğin ikinci kanunu kapalı sistemler için geçerli olduğundan, açık sistemde var olan evrim termodinamiği ihlal etmemektedir.

⦁ ARA GEÇİŞ FORMLARI YOKTUR.

Kısaca ara geçiş formu, değişen türlerin değişme aşamalarının örneğidir.Evrim karşıtlarının ağızlarına pelesenk olan söylemdir; ara geçiş formları yoktur, bu formlar olmadığından evrim dayanaksızdır. Bu tip düşüncede olan arkadaşların bilmesi gereken bazı hususlar var.
Burada sözü Richard Dawkins’e bırakalım;
“Bu insanların ara-form olmadığını düşünmesinin nedeni ara-formun neye benzeyeceği ile ilgili çok garip bir fikre sahip olmalarından kaynaklanıyor. Bebek bir timsah ile yer sincabını gösterip: “Timsahlarla sincaplar arasında bir ara geçiş formu yoktur.” diyorlar. İyi de niye sincapla timsah arasında ara-form olsun ki? Sanıyorlar ki modern __bir hayvanı ve diğer bir modern hayvanı alacaksınız ve bir çeşit ikisinin ortasını bulacaksınız. (…) Aslında ara geçiş formu diye bir şey yoktur, çünkü bulacağınız her fosil bir şeyle başka bir şey arasındaki bir “şey” olacaktır zaten.”
Yani her canlı zaten geçiş formu olmaya mahkûmdur. Örneğin ileride insanlar başlı başına farklı bir tür haline gelince, günümüz insanı (homo sapiens sapiens) ile ilerdeki olacak olan insan arasındaki geçiş formu bu bahsi geçen iki ana tür arası dönemde yaşayan canlılar olacaklardır. Yani yaşayan ve yaşamış her canlı bir geçiş formdur.Ara geçiş form fosillerinin sayılarının az olması oldukça normal bir durumdur. Zira yaşamış ve yaşamakta olan milyonlarca canlı türünden geriye nispeten çok az sayıda fosil kalmıştır. Geriye kalan bu fosillerin ancak çok az bir kısmı iki tür arasındaki geçişi kanıtlayan üçüncü bir türün fosilidir.Bu fosillerden örnekler verelim:
Archaeopteryx: Dinozorlardan kuşlara geçiş formlarından biridir.
Odontochelys semitestacea: Balıktan kaplumbağa geçiş formlarından biridir.
Tiktaalik Rosae: Balıklarla kara canlıları arasındaki geçiş formlarından biridir. Karaya çıkıp yürüyebilen bilinen ilk deniz canlısıdır.
Panderichthys: Balıklarla kara canlıları arasındaki geçiş formlarından bir diğeri.
Ambulocetus: Yürüyen balina olarak da bilinen balina evrimine dair geçiş formlarından biridir.

⦁ EVRİM DÜZ BİR ÇİZGİ HALİNDE İLERLER.

Kesinlikle hayır. Evrim bir türden bir türe doğrudan doğruya ilerlemez. Bir türden bir başka türe geçiş esnasında pek çok farklı tür evrilmiş olur.
Evrim bir ağaçtır. Tek bir türden başlayan ve her yeni türleşmeyle beraber daha karmaşık ve gelişmiş yapılara evrilen tıpkı dallanıp budaklanmış ağacı andıran BİR YAŞAM GÖRÜŞÜDÜR.

Kaynak: Evrim Ağacı, Çağrı Mert Bakırcı
Düzenleyen: Murat Gök

6 adet dosya eklendi:
Anahtar Kelimeler
Evrim Kuramı, darwin, antropoloji, evrim teorisi, insanın evrimi
İlgili Diğer Konular

Evrimcilik (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Evrim öğretisi. Her şeyi evrim açısından değerlendiren dünya görüşü.

Dawkins, Richard (Ünlü Kişiler) Britanyalı etolog, evrimsel biyolog ve yazar.

Materyalizm (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüş. Özdekçilik

Marksçılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Karl Marx ve Friedrich Engels in geliştirdiği, bilimsel sosyalizm doğrultusundaki felsefe, toplum ve ekonomi öğretisi.

Gen Bencildir (Tarih) Dawkins'in 323 Sayfalık Gen Bencildir kitabının özetidir. Gen Bencilliği diye adlandırdığı temel yasanın, gerek bireysel bencilliği, gerekse bireysel özveriyi nasıl açıkladığını anlatıyor.

Comte, Auguste (Ünlü Kişiler) Fransız sosyolog, matematikçi ve filozoftur. Sosyolojinin babası olarak tanınır.

Ölü çıkarma geleneği (Tarih) Madagaskar' da mezardan ceset çıkarma geleneği sürdürülüyor.

Insan'ın dinazorlar dönemindeki uzak atası. (Tarih) 160m yıl önce dinazorlar döneminde Çin'de yaşayan Juramaia'dan insanlar nasıl evrimleşti?

İnsanin Kıtalararası Yolculugu (Tarih) Mevcut insan türünün tarihi 200.000 yıl öncesine dayanıyor. Ayrıca diğer insan türlerini de hesaba katarsak milyonlarca yıllık bir evrim sözkonusu.

Postyapısalcılık (Felsefe Terimleri Sözlüğü) Yapısalcılık sonrası denilen dönem içinde ortaya çıkmış ve kendisini en temelde yapısalcılığı sorunsallaştırmakla temellendirmiş olan düşünce biçimi.

Insanın Evrimi Kronolojisi (Tarih) Dünya'nın başlangıcından günümüz insanına kadar temel tarihi evreler





Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.