İsveç köftesi ve Demirbaş Şarl

İsveç köftesi ve Demirbaş Şarl

İsveç ile Türkiye arasındaki enteresan ilişkiler

İsveç'in Karlskrona şehrinde eski bir gemi sergileniyor. Adı Jarramas yani Yaramaz. Hikayesi 18. yüzyıla uzanıyor. (Demirbaş Şarl) XII. Karl, Deli Petro ile savaşında yenilince Osmanlı'ya sığınıyor ve Moldova'nın Bender kentinde 5 sene kadar kalıyor.

İsveç Kralı 12. Karl'a kaldığı süre içinde üç isim takılmıştı. Çok hareketli olması nediyle "Yıldırım", sürekli olarak Osmanlı'yı Ruslara karşı kışkırması nedeniyle "Yaramaz", masraflarının Demirbaş kaleminden karşılanması nedeniyle de "Demirbaş" denmiştir. Yaramaz sözcüğü, "gök gürültüsü" anlamına geliyor denilerek yanlış aktarılmıştı. O da İsveç'e emir göndererek Yıldırım ve Yaramaz isimli iki gemi yaptırmış. Yaramaz ilk suya indirildiğinde batmış, yenisi yapılmış o da batmış. Üçüncü kez 1900 yılında yapılan Yaramaz bir süre kullanıldıktan sonra turistik amaçlı olarak cafeye çevriliyor ve 1997 de Karlskrona Denizcilik müzesine hibe ediliyor.

12. Karl'a verilen üçüncü isim olan Demirbaş'ı İsveçliler Demirden kafa şeklinde çeviriyorlar. 5 yıl Osmanlı'dan ayrılmak bilmediği için Demirbaş eşya anlamına bu ismşn takıldığı da söylenir. Hatta Osmanlı gitmek bilmeyen kralı zorla atmak istemiş ve Bender'de küçük ama çok ünlü bir cenk yaşanmıştı. Osmanlı askerlerine karşı kahramanca dövüşen Demirbaş Şarl sonunda bir eve sığınıyor. Yeniçeriler de evin çatısını ateşe vererek Kralın dışarı çıkmasını sağlıyorlar ve onu kıskıvrak yakalıyorlar. Ama yine de sınırdışı edilmiyor, Demotika ve Timurtaş'ta ağırlanıyor. Kral o olayın etkisinden uzun süre kurtulamamış ve altı ay kadar bunalım içinde yatağından kalkmamış. Bu olay İsveç tarihinde "Kalabaliken i Bender" olarak anılır. "Kalabalik"(kalabalık) 12. Karl ile birlikte İsveççeye giren bir sözcüktür ve "kargaşa" anlamına kullanılır.

Demirbaş Osmanlı'nın verdiği parayla yetinmemiş, önüne gelen herkesten borç almıştı. Sadece günlük giderler için değil, askerlerin maaşı ve Osmanlı'yı etkilemek için kullandığı memurlara verilecek rüşvetler de vardı. Borçlar biriktikçe birikti. İsveç'e dönmeye karar verince alacaklıların bir kısmı onunla birlikte İsveç'e gelmeye karar verdiler.

Kafile Türkler, Yahudiler, Ermeniler, Kazaklar, Tatarlar, Lehler, Araplar dan oluşuyordu. 6 Ocak 1716 tarihinde Karlshamn kenti limanına geldiler ve orada evlere konuk olarak yerleştirildiler. Bazıları daha sonra buradan Lund, Karlskrona ve Göteborg kentlerine gittiler. Alacaklılara ilk ödeme 1718 yılında yapıldı. Bu, sembolik bir rakamdı. 26 000 kron paylaştırılarak memnun edildiler.

12 Şubat 1718'de Kral, Müslüman ve Musevilerin dinsel kurallarını, gelenek ve göreneklerini yaşamaları iznini ve özgürlüğünü verdi. 2018 de bu olaya ithafen İsveç'te din özgürlüğünün gelişinin 300. yılı kutlandı.

Karlshamn'da iki Türk aynı kıza aşık oluyorlar. Deli Mustafa isimli bir asker, komutanı Ömer Paşa’nın da aynı kıza kur yapmasını kaldıramıyor. Deli Mustafa, Ömer Paşa’yı bıçaklayarak öldürüyor. Deli Mustafa Karlshamn Kalesi’nde idam ediliyor. Meydana bu olayın anısına bir taş konuyor. Bu taşa "Turkstenen" yani Türk taşı adı veriliyor.

Gruptaki alacaklılardan biri de bir kitap kurdu olan Halil Paşa. Karlshamn'a geldikten sonra bir üniversite kenti olan Lund'un ismini duyup oraya gidiyor ve yerleşiyor. Lund Kütüphanesinde büyük bir Osmanlı kitaplığı buluyor ve hemen hemen bütün kitapları okuyor. Yıllar sonra ülkesine döneceği zaman Kral'dan bu kitapların bazılarını kendisine hediye etmesini istiyor. Kral da birçok kitabı Halil Paşa'ya armağan ediyor. Söylentilere göre Lund'da Halil Paşa'nın soyu devam etmekte.

Alacaklılardan biri olan Arap Ahmet ise seyistir. İsveç'te Krala 3. Ahmet tarafından armağan edilen atların bakıcılığını yapmaktadır. O da daha sonra Lund'a gider. Lund Göteborg ve Strömstad kentleri arasında mekik dokur. Dericilik ve çadır tamirciliği yapar. İşleri gelişir. Yanına Osmanlı'dan dericilikten anlayan yedi akrabasını işçi olarak getirtir. Daha sonra Göteborg'a yerleşirler.

Gelenlerin borçlarını ödenmeye başladığını gören başka Osmanlılar da gelmeye başladı. Bunlardan Mustafa Ağa isimli bir kişi o zamana dek istenen en büyük alacağı tahsil etmek üzere çıkıp gelmez mi? Sultan 3. Ahmet'in borç verdiği paralar isteniyordu bu kez. Mustafa Ağa, 3. Ahmet'in elçisi olarak çok hızlı bir şekilde Stockholm sosyetesine girdi ve çok sevildi. Bir davetten diğerine koşturuyordu. Ama yiyip, içip, gönül eğlendirmekten başka bir şey yapamadı çünkü İsveç'in borç ödeyecek hali kalmamıştı. İflasın eşiğindeydi. Mustafa Ağa geri döndü. Geriye Gripsholms Sarayındaki büyük yağlı boya portresi ve İsveçli ünlü ozan Bellman'ın "Sicken Türk" (Muhteşem Türk şeklinde çevirebiliriz) şarkısı hatıra kaldı.

Bu ilginç İsveç Türk serüvenleri sonrasında İsveç toplumunda bir Türk ilgisi doğdu. Türk salonları açıldı. Bu salonlardan birisi bugün de aynı isimle anılıyor: Stockholm merkezdeki City Pastahanesi'nin Türk Salonu.

O zamanlar İsveçli hanımlar beyler bu salonlara Türk kıyafetleriyle gelip kahve, çay içmeye başladılar... Lahana dolması, kåldolmar; köfte, köttbollar olarak ulusal yemekler haline geldi.

Blekinge Müzesi'ndeki sergide yer alan bir belgeye göre çiçek hastalığına karşı mücadeleyi Osmanlı'dan öğrenip İsveç'te uygulamışlar ve 1816 yılından itibaren her çocuğun bu aşıyı olması kuralını getirdiler.

Halılar, desenler, yastıklar, divanlar, mehter müzikleri ve hatta mehter takımları moda oldu.

Pekçok Türkçe kelime İsveççeye yerleşti. Osmanlı'dan alınan Ombudsman sistemi bir İsveç markası haline geldi.

Askeroğlu anlamına gelen Askerson ve Sverige Turk yani İsveç Türkü anlamına geldiği tahmin edilen Sturk artık İsveç soyadları arasına girmeye başladı.


Anahtar Kelimeler
İsveç köftesi ve Demirbaş Şarl, Osmanlılar, İsveç
İlgili Diğer Konular

Ortadoğu Tarihi Kronolojisi (Tarih) Bu zaman çizelgesi, bir çok dinin ve kültürün ortaya çıktığı Ortadoğu'nun günümüze kadar önemli olaylarını listeliyor.





Sitede yayınlanmasını istediğiniz Word veya PDF formatındaki özgün yazılarınızı denizemesaj@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Arzu ederseniz kendi isminizle yayılanır. Yine bu adresten görüş ve fikirlerinizi iletmeniz de mümkün.
You can send your original articles in Word or PDF formats that you want to be published on this site to denizemesaj@gmail.com. If you wish, it will publish by your own name. It is also possible to send your opinions and ideas at this address.